Ferman Karaçam
Ferman Karaçam
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Tarladan sofraya sistemini gözden geçirmeliyiz

GİRİŞ 07.10.2026 GÜNCELLEME 07.10.2026 YAZARLAR

Manisa’nın Akhisar ilçesindeyim, yıl 1979.

Kavurucu yaz mevsimi ile ramazanın içiçe girdiği bir zamandı.

Erzurum’da okullar kapandı, rahmetli ağabeyimin memur olarak bulunduğu ilçede bu yaz da, kış masraflarım için çalışacak ve geri döneceğim, yani birkaç aylık misafirim burada.

İki üç gün çevreyi tanıyıp, hangi işi yapacağımı planladıktan sonra kavun-karpuz toplama işine karar verdim.

Sabah namazı vaktinden az evvel kalkıp, işçilerin toplandığı hal yakınlarındaki meydana gittim.

Kırk-elli kadar işçi bekleşiyor.

Bazılarının ellerinde simit, poğaça filan var, kahvaltı yapıyorlar.

Belli ki oruç bu işçilerin yanına pek uğramamış.

Etrafta küçük seyyar tezgahında sıcak simit satan yaşlıca bir emmimiz var. Simit kokularının birazcık uzağında bir tarafta işçilerin aralarına girip, içlerine katıldım.

Vakit ilerledikçe işçi sayısı artıyor, kamyon bekliyoruz.

Büyükçe bir kamyon ve ya TIR geldiğinde kamyonun üstünde bulunan ve işçilerin “dayı” olarak isimlendirdikleri kişi yukarıdan yaklaşık 50-60 işçinin bulunduğu topluluk içinden bana da “sen gel” derse o gün kamyona binip Akhisar’ın Sazoba, Şenoba ve Çobanhasan civarlarında kavun ya da karpuz toplamaya gideceğim.

Öğlene doğru güneş iyice kızdırmadan çuvallara doldurduğumuz kavun veya karpuzları sırtımıza vurup, getirip yol üstünde park eden kamyon’a, kamyonun içine boşaltacağız.

Eğer dayı beni seçer de kamyona binip gidersem o gün akşam üzeri yevmiyemi alacağım.

Oldu da dayı sizi seçip kamyona almadıysa, o gün işsiz kaldınız.

Bu belayı yaşadığım için iyi bilirim, işzizlik zor bir derttir, Allah ihtiyacı olan hiç kimseyi işsiz bırakmasın.

Kavun-karpuz işçiliğinin üç önemli zorluğu vardır.

Birincisi, tarlalarda ürünlerin dışında çok uzun yabani otlar bulunur, sırtınızdaki ağırlıkla bu otlar arasından yürüyüp kamyona ulaşmak zordur, hele bir de bu yabani otlar sarmaşık cinsinden olursa işiniz daha da zorlaşır.

İkincisi, birkaç defa işe gittikten sonra sırtınızda soyulmalar olur, eğer taşıdığınız karpuz değil de kavun ise ve hafifçe çatlayıp akan kavun suyu soyulan yerlerinize ulaşırsa şiddetli acı verir.

Üçüncüsü de, yakıcı güneş altında çalışmak zordur, bu sebeple çok erkenden gidip öğlene kalmadan kamyonu doldurmak gerekir.

TARLADAN SOFRAYA SİSTEMİMİZİ GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ

O yıllarda Manisa çevresinde iki büyük tüccar vardı, bunların ikisi de kardeşti, bu kardeşlerden biri Manisa’nın Akhisar, diğeri de, Saruhanlı, Kırkağaç gibi tarımın yoğun olduğu çevrelerindeki devasa çiftliklerin Kavun-Karpuz, üzümünü yetiştirir, toplar ve dağıtırlardı.

O sıralarda aklımın pek almadığı, çok yaşanan bir şey vardı: tarladan ürün toplanır, toplama belli bir orana, mesela %65-75 kadar bir orana ulaşırsa, geriye kalan kavun ve karpuzlar tarladan toplanmaz, çürümeye bırakılırdı.

Sonradan bunun sebebinin; eski yöntemlerle tarım yapan ülkelerde pazar fiyatı düştüğünde, toplama ve nakliye maliyeti ürünün satış fiyatını geçtiğinde tüccar veya çifçinin ürününü tarlada çürümeye bıraktığını öğrendim.

Son birkaç yıldan beri görüyorum ki, benim neredeyse yarım asır önce tanık olduğum tarlada çürümeye bırakılan ürün yöntemi hala uygulanıyor.

Çünkü bizim sistemimizde tüccar gıda zinciri içerisindeki en güçlü halkadır, her istediğini yapacak kadar etkilidir.

Ufak defek değişiklikler olmasına rağmen mesela, tarlada bırakılan bu ürünleri, muhalefet, seçim dönemlerinde kamyonlara, TIR’lara yükletip çöplüklere, ırmak kıyılarına ya da denize döktürüyor. Diğer taraftan da depolara istiflediği tarladan toplanan ürünü piyasa arzına sunmayıp ya da piyasadan çekip, pahalılığı körükleyerek, bu yolla iktidarı halkın gözünden düşürmeye çalışıyor.

Birkaç seçim döneminde bizim ülkemizde soğan ve patates için muhalefet bu yöntemi kullanmıştı, iktidar da bunu farkedince depolarda çürümeye başlayan soğan ve patatesleri ortaya çıkarmıştı.

Bütün bunları zincirin en güçlü halkası olan tüccar marifetiyle yaptırmak çok kolay olduğu için muhalefet halkın mutfağını ilgilendiren bu yolu her istediği zaman uygulayabilir.

Halbuki Avrupa’nın birçok ülkesinde, özellikle dünyanın en büyük sebze, meyve, süs bitkisi ve süt ürünleri üreticisi olan Hollanda’da söz konusu zincir içerisinde en güçlü halka üreticidir.

Dolayısıyla kârdan en çok payı da üretici alır.

ARACILARI ARADAN ÇIKARACAK YENİ BİR SİSTEM ÜZERİNDE ÇALIŞMALIYIZ

Şurasını özellikle yeniden vurgulamamız lazım: bizim ülkemizde üretici, komisyoncu, kabzımal, tüccar, market zincirinde en zayıf halka üretici yani, müstahsildir.

Bu sebeple üründeki kârın da en azını üretici alır.

Geçenlerde Sakarya’nın Pamukova ilçesinde bir çiftçi dostumuzun binbir emekle yetiştirdiği, yüzlerce ağaçtaki, binlerce kilo şeftalisi satılamadı.

Tüccarla üretici, fiyatta anlaşamayınca ürün yok pahasına aracılara verildi, dostum üretici de çok ciddi bir zarara uğradı.

Her gün artan ve giderek çeşitlenen ilaç fiyatları, gübre, mazot ve sulama giderleri çiftçiyi zor durumda bırakıyor.

Türkiye, son yıllarda tarım konusunda dünyanın en ileri atılımlarını yapan ülkelerinden biridir. Tarım Bakanlığının Ticaret Bakanlığı ile ortaklaşa girişimleri sonucunda son derece önemli çalışmalar yapıldı, yapılıyor.

Ne var ki bütün bu çabalar seradan sofraya ya da çiftlikten çatala uzayan cincir arasındaki aracıları, azaltmıyor ya da o güçlü halkayı aradan çıkarmıyor.

Hollanda bunu başarmış ve anladığım kadarıyla bu başarıyı büyük ölçüde tarımdaki üreticilerin kooperatifleşmelerine borçlu.

Kooperatifleşme oranı Hollanda’da % 85-95 oranlarında olduğu halde Türkiye’de bu oran en fazla % 3.5-4 oranındadır. Geçmiş Tarım Bakanlarından Bekir Pakdemirli bu konuda epey çaba sarfetti. Ne var ki eski Türkiyenin kötü yönetim deneyimleri, şeffaflık sorunları ve ortakların sermaye koymaktaki isteksizliği sebebiyle çiftçilerin kooperatiflere olan güveni ve bağlılığı düşük oldu.

Fakat her şeye rağmen bu çabayı sürdürmek ve çiftçileri kendi aralarında birlik olmaya teşvik etmek gerekiyor.

Eğer Türkiye üretici-çiftçi kooperatiflerini çoğaltabilirse hem tarladan sofraya uzayan zincirde müstahsil zincirin en güçlü halkası yapılır hem de halka daha ucuz ürün yedirmek mümkün olabilir.

Geçen ayın ortalarında Adalet Bakanlığı sebze meyve hallerinin büyük tedarikçilerine soruşturma başlatmış önemli yolsuzluklar tespit edilmişti.

Fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozanlara yönelik 22 ilde operasyon yapılmıştı.

Bu illerde 41 dağıtıcı firma yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Ayrıca yapılan incelemelerde daha önce hayatını kaybeden 49 kişi adına toplam 2 milyon 524 bin 987 lira tutarında 87 müstahsil makbuzu düzenlenmişti.

Öyle anlaşılıyor ki, çiftçi sözcüleri tarafından çok istenen ve seslendirilen hal yasası da bu soruna çare olmayacak, aracıları tamamen aradan çıkaracak yeni bir sistem üzerinde çalışılmazsa ileride bu tür gözaltılarla çok karşılaşacağız.

 

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

 

YORUMLAR 15 TÜMÜ
  • Bekir Akgül 9 saat önce Şikayet Et
    Ferman bey bu kon gündemden düşmemeli insanımız mağdur ediliyor Gıdada da aynı şekilde naylon şirketler faturalarla fiyat şişirildiğine eminim Bu konudaki yazılarınızın devamını diliyorum Devletimizden gıda tiröslerinede aynı poperahonu bekliyorum
    Cevapla
  • dursun 12 saat önce Şikayet Et
    Bu düzen değişmeli,tek çare,sorumluluğu belediyelere vermek..Üretici sattığı fiyatı, belediye de aldığı fiyatı açıklayacak...Dağıtımı da belediyeler yapacak.çözüm bu....
    Cevapla
  • Doğruya doğru 13 saat önce Şikayet Et
    Köylü ve çiftçi çocuğu olrak hayvancılık da yaptık, dertleri saysam bu dayfa almaz, çok çileli bir yaşantı, yapılacak iş değil, köylü çiftçi kısaca sahipsiz !..
    Cevapla
  • esas 13 saat önce Şikayet Et
    bu sayede genç insanlar çiftçilikte bir gelecek görüp devam ediyordur. Bizdeki 40-60 yaş çiftçiler tükenince çiftçilik kalacak mı. Tarım bakanı ne tedbir aldılar. Sorunlar ve tedbirleri şeffaf şekilde sayfalarında konulmalı çözülenler de çözüldü diye listelenmeli. Herkese performans olmalı bakanlıklara da performans olmalı
    Cevapla
  • Türkan 14 saat önce Şikayet Et
    Yönetim, biz halkta olsa, mübalağasız birkaç gün içinde çözerdik fakat bu tıkalı bürokrasi ile ithal kanunlar ile herhangi bir çözüm zor.!!
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle