Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk-70
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
NECİP FAZIL’IN KIRILIP DARILMASI DA BU SEBEPLE OLDU
F. Karaçam: Size göre Erbakan Hoca’nın CHP gibi bir parti ile koalisyon ortağı olmasının sebebi nedir?
R. Küçük: Evet, Erbakan’a karşı olanların en büyük hayal kırıklıklarından biri de Ecevit’le koalisyon kurması oldu.
Ecevit de çok kınandı bu yüzden.
Ama başka yapacağı bir şey de yoktu.
Erbakan Hoca da meşruiyet zemini hep tartışılan bir durumdan kurtulmak, meşru bir zemine oturmak fırsatı buldu yani Erbakan Hoca da o dönemde tartışılan, daima münakaşa edilen, daima kural dışı bırakılan, siyaset dışı bırakılan bir aktör olmaktan kurtulmak için doğrusu bir koalisyon kurma arzusu içinde oldu, bu çok açık.
Hatta rahmetli Necip Fazıl’ın darılması, kırılması da o safhadadır, ondan sonra muhalefete başladı.
Hatta bir şiiri de vardır o sıralarda: “Hazır mısın MSP, CHP’ye tavize” diye başlayan.
Ben rahmetli Erbakan’ın herhangi bir derin devlet vesaire ya da derin olmayan devlet gibi şeylerle herhangi bir dönemde ilişkili olduğu kanaatine hiç sahip olmadım.
Sahip olmadım çünkü bu bir defa herkes tarafından hissedilecek bir şeydir.
Böyle bir şey olmadı.
Mesela Türkiye’de kimlerin böyle olduğunu hangi siyasi hareketlerin manipülasyona geldiğini az veya çok biliyoruz.
Erbakan, samimiyetle %99’u Müslüman olan fakat Müslümanların dediğinin hiç olmadığı, neredeyse tamamen dışlandığı bir ülkede bir siyasi hareket başlatıp, iktidar olmayı filan da bekleyerek değil ama iktidarlara belki istikamet verici tarzda muhalefet olarak seslendirdiği şeylerin iktidardakiler tarafından yapılmasını umarak böyle bir politika izledi.
F. Karaçam: Sanırım bu dediklerinizi de bir hırçınlıkla, bir kavgayla falan yapmadı?
R. Küçük: Elbette, elbette.
Türkiye’de hiç bir zaman bir kavganın taraftarı olmadı.
Ne kadar kabul görür bilemem ama siyasette uzlaşı kültürünün en iyi örneği Erbakan oldu diyebilirim rahatlıkla.
Doğuyu ve özellikle Güney Doğu’yu kendi siyasi hareketine makul ve meşru bir suhulet içerisinde yaklaştırarak ülkenin birlikteliğinin dağılmamasına çok büyük katkı sağladı.
Bunlar inkâr edilebilir şeyler değil.
Ayrıca her zaman elinde silah olanın tehlikeli varlık olduğunu hesap ederek askerlerle daima iyi geçindi, onları hiçbir zaman hesaba katmamazlık yapmadı, hep hesaba kattı.
Bu çerçevede kendisine yapılan hakaretleri bile suhuletle yudumlayarak hareket etti, kavga etmedi.
Ben Erbakan’ın bu tarzının, bu tavrının çokları tarafından yadırgansa da hiç yadırganacak şey olmadığı kanaatini taşımışımdır.
Hatta bunları söylediğimde birçok arkadaşım “Senin kadar işi evirip çevirip Erbakan’ı müdafaa eden insan pek az bulunur” gibi laflar etmişlerdir.
Ama bu benim samimi kanaatimdir.
ERBAKAN MUHATABININ TENKİTLERİNİ DİNLERDİ
F. Karaçam: Benim şahit olduğum merhum Erbakan’ın çok belirgin hatta en belirgin özelliklerinden biri de, kendisine çok ağır konuşulsa bile muhatabını sonuna kadar dinlemiştir, siz ne dersiniz?
R. Küçük: Bir övünme vesilesi olarak değil ama bir güven alameti olarak, bazen bendenizi çağırır, mesela “Falan ilde bir problem var sen oraya git, oradakilerle bir görüş, bize bir rapor hazırla” dediği olmuştur.
Yani ben bütün bunları da bir siyasi faaliyet olarak değil ama bir insani ve İslami faaliyet olarak, öyle bir anlayışla yerine getirmişimdir.
Çünkü çok kere ifade ettim, aktif siyasetin içinde olma gibi hedefi olan bir insan olmadım.
Ama dışarıdan konuşan bir insan olmayı da istemedim.
Tenkit yapacaksam da içeride olan biri olarak merhum Hoca’ya çok şeyleri söyledim, çok tenkitler yaptım.
Dışarıda kendisi hakkında yapılan tenkitlerin birçoğunu baş başa ona aktarma imkânım oldu.
Başkasının yanında Erbakan’a bir şey söylerseniz sizin galip gelmeniz imkân dışı bir şeydir.
Çünkü o keskin, müthiş zekâ size her türlü cevabı yetiştirir ve ikna eder, sizi dinleyenler “Bu Raşit niye bu hale düştü?” diyebilirler.
Hoca’nın, siz onunla baş başa konuşursanız tenkitlerinizi söylerseniz makul olanları hakikatten değerlendiren, kabul eden ama tenkitiniz yersizse “Bu doğru değil” deyip izah eden bir tarzı vardı.
Bunu ben yaşamış biriyim.
Bir kere değil, beş kere değil.
Çok kere yaşamış biriyim.
(Devam Edecek)
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com