Belediyeleri bir de böyle tartışalım
Belediyelere “yerel demokrasinin en önemli unsuru” deniliyor.
Yerelde halkın yönetime katılımının demokrasi açısından çok önemli olduğu açık. Ama belediye kurumu buna ne kadar yanıt veriyor tartışılır.
Hatta bugünkü belediyeciliğimizin haline baktığımızda belediyelerin tam tersi bir iş gördüğünü bile söyleyebiliriz. En önemli işlevi halkın yönetime katılması olan belediye, halkın kendi kaderi için karar alma iradesini sakatlıyor.
Gelin serinkanlı ve tarafsız bir şekilde değerlendirelim…
Belediyeler ile ilgili en çok neyi konuşuyoruz?
Ankara’da sular kesik. İstanbul’da trafik felç. İzmir’de körfez lağım kokuyor.
Çöpler toplanmıyor, otobüsler yanıyor, metro çalışmıyor…
İnsanlar sokak ortasında elektrik çarpmasından, sel baskınından, bina çökmesinden hayatını yitiyor…
Belediyeler ile ilgili gündemimiz bunlarla bitse neyse…
Bunların yanında yolsuzlukları, hırsızlıkları, yedi sülalesine varıncaya kadar adam kayırmaları konuşuyoruz…
Ayyuka çıkmış hırsızlık dosyaları bildiklerimiz… Bir de kimselerin ruhu duymadan yürütülen işler var…
Misal, İstanbul’un CHP’li bir belediyesinin burnunun dibinde bir kaçak inşaat var. Büyükçe bir marketin sahipleri tek katlı bir binaya içerden çelikle üç kat inşaat yapmışlar. Merdiven, asansör falan da koymuşlar. Ne statik ne de mekanik projede yer alan bir dolu değişiklik. Binanın yapısı bundan nasıl etkileniyor belli değil, kolon falan kestiler mi o da bilinmiyor.
Bu işlerden sorumlu olan belediye görmemiş mi? Evet, belediye binasında beş yüz metre mesafede bangır bangır yürüyen inşaat kimseler tarafından görülmemiş! Bu tip ifadelerin sonunda malumunuz “yersen” diyoruz… Pek yenilebilecek gibi değil. Belli ki belediye bu kanunsuzluğa göz yummuş.
Peki işin sahibi kim dersiniz? Bir önceki dönem belediye Ak Parti’de iken Ak Parti’den belediye meclis üyesi olan bir zat. Karısı ise şimdiki dönemde, yani CHP döneminde CHP’den belediye meclisi üyesi!
Ne kadar demokrat, ne kadar renkli bir aile değil mi? Beyefendi Ak Partili eşi hanımefendi ise CHP’li.. Sadece fikir düzeyinde de değil. Aktif siyaset anlamında. Hatta her ikisi de o kadar başarılı ki biri CHP’den diğeri Ak Partiden meclis üyesi seçilmiş…!
“Gaffar Bey bu da haber mi, buna benzer tonla olay var” diyebilirsiniz.
Haklısınız, ben de çok tipik, çok yaygın bir örnek olarak veriyorum. Şunu anlatmak istiyorum:
Türkiye’de belediyeler sadece halktan kopmamış, siyasetten de büsbütün kopmuş. Yerel inşaat ve rant mafyasının üleşme mekanizmasına dönüşmüş. Halkın emniyeti için yapmaları gereken işleri mafyanın çıkarları yüzünden kolaylıkla göz ardı edebiliyorlar.
Çünkü rant mafyası zaten meclis üyeliği ve sair mekanizmalar ile belediyeyi elinde tutuyor. Buna “demokrasi” veya “katılımcılık” denilemeyeceği açık, bu başka bir şey.
Adını ne koyarsanız koyun, böylesi bir mekanizmanın hizmet üretmesini bekleyemezsiniz.
Ama hizmetlere dair daha önemli bir nokta var….
Hangi hizmetlerden söz ediyoruz? İçme suyu, kaldırım-yol, çöp toplama, arıtma tesisi vs…
O zaman en zor ve en acı soruyu soralım:
Gerçekten bu işlere hasredilmiş özel bir devlet kurumunun olması gerekli mi?
2026 yılındayız. Uçak üretiyoruz, uzaya gidiyoruz… Ama şehirlerimizde çöpleri toplayamıyoruz, elimizi yüzümüzü yıkamak için suyumuz yok!
Bu görevleri herhangi bir devlet kurumuna verin en çok bir yıl içinde tıkır tıkır işleyen bir sistem kurulur. Ne Ankara’nın su sorunu kalır, ne İzmir’in çöp sorunu ne de İstanbul’un ulaşım derdi.
Üstelik bunlar “demokratik sistemi” çalıştırmanız gereken alanlar da değil.
Evdeki musluktan su akmalı ve bu su temiz olmalıdır. Bunun nesini tartışıp de demokratik bir yöntem bulacağız?
Bundan yirmi, otuz yıl önce bu tip hizmetleri sağlamak gerçekten büyük vizyon gerektiriyordu. Düşünün İstanbul’un göbeğinde çöplük patlamış insanlar ölmüştü. Haliç ve Körfez açık lağım halindeydi... O zamanın imkanları ile bu sorunların çözülmesi hayli zordu. Her şeyden önce güçlü belediye başkanları gerekiyordu. Ama bugün hepsi çok daha basit teknik sorunlar düzeyine indi. Halk da “bunlar nasıl olsa devlet tarafından çözülür” dediği için belediye seçimleri yerel sorunlardan koptu, genel seçimin bir uzantısına dönüştü.
Hülasa….
“Yerel demokrasi, halkın katılımı” diye baş tacı ettiğimiz belediyelerimizin ne demokrasiye bir faydası var ne de özel bir hizmet üretiyorlar.
O zaman biz bu yükü neden sırtımızda taşıyoruz?
Gaffar Yakınca / Haber7
-
Sedat kalfa 1 hafta önce Şikayet EtBu millet chp ye 2 dönem başkanlık verdi..2 de verir 5 de..eziyet çekmeye alışmışız bi defa ..rahatlık bizim neyimize diyor demekki milletBeğen Toplam 3 beğeni
-
KGB 1 hafta önce Şikayet EtBelediyecilik sistemi ,Devlete bağlı bir bakanlık ve yetkili insanlar tarafından denetlenmeli ,her belediyenin milyon Dolar borcu var ..Bu paralar nerelere gitti ne oldu bu paralara ?Beğen Toplam 2 beğeni
-
Şems 1 hafta önce Şikayet EtNooldu ?Beğen
-
hmd 1 hafta önce Şikayet Etİhaleleri belediyelerden alıp merkeze versinler her sorun çözülür.Beğen Toplam 6 beğeni
-
Ayhan 1 hafta önce Şikayet EtBelediyeler bakanlığı kurulur bütün belediyeleri bu bakanlık yönetir ilçelerde kaymakam illerde de vali yönetirBeğen Toplam 9 beğeni