İki örnek yaşam öyküsü
Alman bilim insanı Harald zur Hausen, 2008 Nobel Tıp Ödülünün sahibi. Profesör Zur Hausen, rahim ağzı kanserinin esasen HPV adlı virüsten kaynaklandığını bulan kişi. Nobel Tıp Ödülüne layık görülmesinin sebebi de bu alandaki çalışmalarıydı. Hausen’in bu buluşu HPV aşısının geliştirilmesini ve dünya genelinde milyonlarca kadının hayatının kurtulmasını sağladı.

Profesör Zur Hausen’i hayatta iken tanıma onuruna eriştim. Ayrıca, yirmi yıldan uzun bir süre kendisi ile çalışmış asistanı ile Hausen’in hayatı ve kişiliği hakkında uzunca sohbetlerimiz oldu.
İnsan sağlığı konusunda son derece önemli bir başarıya imza atmış, buluşu sayesinde sayısız kadının hayatına dokunmuş bir doktor, herkesin saygısını hak eder. Ancak Zur Hausen’in öyküsünde beni etkileyen ve özel olarak çeken başka bir şey vardı.
Zur Hausen, insan papillomavirüsü HPV’nin rahim ağzı kanserine yol açabileceği fikrini ilk kez çok uzun yıllar önce, 1976 yılında ileri sürmüştü. Ancak o tarihte tıp dünyası Zur Hausen’in tezini “deli saçması” olarak etiketledi.
“Çılgınca teoriler peşine koşan bir çatlak” olarak görülen Zur Hausen, yılmadı. Son derece zorlu koşullar altında laboratuvarını yaşattı. Akademinin ona yönelik ön yargısına ve aşağılamasına direndi. Kapılar yüzüne kapandığında, kaynakları kesildiğinde pes etmedi ve deneylerine devam etmeyi başardı.
Ve tam 30 yıl sonra, teorisinin doğruluğunu ispatlamayı başardı. Dile kolay… Alay edilip aşağılanan bir fikir için sabırla ve inançla feda edilen tam otuz yıldan söz ediyoruz. Aldığı Nobel Tıp Ödülü, esasen bilim dünyasının Profesör Zur Hausen’den dilediği bir tür özür gibiydi.
Şimdi geçtiğimiz hafta yaşanan benzer bir olaya bakalım. Birkaç gün önce tıp dünyası, önemli bir bilimsel başarıya daha sahne oldu.

İspanyol bilim insanı Mariano Barbacid liderliğindeki bir ekip, pankreas kanseri ile ilgili son derece önemli bir buluşa imza attı. Barbacid ve ekibi, yirmi yıldan uzun süren çalışmaların sonunda deney farelerinde pankreas kanserini tedavi edebilen bir yönteme ulaşmışlardı.
Pankreas kanseri, kurtulma şansı çok düşük olan ve genelde ölümle sonuçlanan bir hastalık. Dr. Barbacid, kimselerin yatırım yapmak istemediği, ilaç firmalarının bile “pas geçtiği”, “çaresiz” denilen marjinal bir alanda inatla çalışmayı sürdürmüş bir isim. Şu anda konuştuğumuz “büyük buluşuna” ise ancak 76 yaşında iken ulaşabilmiş.
Dr. Barbacid’in öyküsü de Zur Hausen’inkine benzer tonlar taşıyor. Gölgede kalmış bir kariyer, pek ciddiye alınmayan derinlikli çalışmalar, maddi zorluklar ve akademik engeller…
Ancak, İspanyol bilim insanın öyküsünde son derece özgün iki nokta daha var….
Biri, Dr. Barbacid’in uzun süre ABD’de çalıştıktan sonra evine, İspanya’ya dönmesi ve asıl büyük çalışmaları kendi vatanında yapması.
Uzun yıllar ABD’de çalışan, Maryland’daki Ulusal Kanser Enstitüsünün direktörlüğüne kadar yükselen Barbacid, İspanya’dan davet gelince tüm imkanları elinin tersi ile itiyor. ABD’dekinden çok daha zor koşullar altında kendi ülkesinde çalışmayı tercih ediyor. Ve asıl büyük başarılarını da burada kazanıyor.
Kayda değer ikinci nokta ise Dr. Barbacid’in fiziksel görünümü ile ilgili.
Mariano Barbacid’in yüzünde doğuştan gelen bir ben var. Yüzünün yarısını kaplayan bu iz, kimilerine göre Bay Barbacid’i “çirkinleştiriyor”. Nitekim, pankreas kanseri tedavisi haberinden sonra da internette fiziksel görünümü üzerinden onunla alay etmeye kalkan reziller oldu. Dr. Barbacid’in erken çocukluk yıllarından itibaren, tüm eğitim dönemi boyunca böylesi zorbalıklara maruz kaldığını tahmin etmek güç değil. Yani İspanyol doktor, bir de “bu zorbalığa rağmen” başarılı bir bilimsel kariyer yapmayı başarmış.
Türkiye’de aylardır -mecburen- uyuşturucu bağımlısı düşük tipleri, kolay yoldan köşe dönmek için her tür ahlaksızlığı yapanları, eskortları, hırsızları, vurguncuları konuşuyoruz. Sanıyorum onları konuştuğumuz kadar Zur Hausen ve Barbacid gibi figürleri de konuşmalıyız. Daha güzel bir ülkeye varmak istiyorsak eğer, çocuklarımıza tüm zorluklara rağmen insanlığa hizmet eden güzel örnekleri göstermeliyiz.
-
Ertuğrul 1 ay önce Şikayet EtGüzel örnekler vermek çok önemliBeğen Toplam 10 beğeni
-
Hamza 1 ay önce Şikayet EtGerçek değerleri, hakikatliler yazarBeğen Toplam 8 beğeni
-
Bu g 1 ay önce Şikayet EtYine harikasınız gaffar beyBeğen Toplam 16 beğeni
-
Ahmet Ufuk 1 ay önce Şikayet EtTeşekkürler Gaffar bey,çok doğru bir tespit ile ülkemizde Allahın günü nerede ne olumsuzluk varsa ezberletiyorlar. Ülkemizde ve dünyada çok güzel şeylerde oluyor,Allah göstermesin hırsızlar,ve rüşvetçiler ülke yönetimine gelse sabahtan akşama yapılan güzel işler,komedi,mizah sanat edebiyat,çalgı çengi ile günümüzün nasıl geçtiğini hep beraber göreceğiz. Kent lokantaları,tabikBeğen Toplam 15 beğeni
-
hale ilemin 1 ay önce Şikayet Etkaleminize kuvvet.İnş.okuyan çok olur.Selamlar saygılarBeğen Toplam 20 beğeni