Gaffar Yakınca
Gaffar Yakınca
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Suriye’deki asıl büyük risk

GİRİŞ 27.02.2026 GÜNCELLEME 27.02.2026 YAZARLAR

Halep’i en son 2009 yılında görmüştüm. 17 yıl uzun zaman ama, daha önemlisi bu zaman zarfında ülkenin en kötü iç savaşlardan birine sahne olmuş olması. Bugün, Türkiye’nin de desteği ile artık iç savaşı geride bırakmış bağımsız bir Suriye devleti var. Ama Suriye dediğimiz ülke esasen çok büyük bir yıkıntıdan ibaret.

Terk edilmiş köyler, kasabalar…. Harabeye dönmüş mahalleler…Çökmüş bir alt yapı ve sanayi… En önemlisi de hala ülkeye dönmemiş olan yetişmiş insan gücü.

Suriye, savaştan önce de çok gelişkin bir ülke değildi. Esad rejimi, iktidarını sürdürmek için kalkınma ve refah yolunu değil, baskı ve diktatörlük yöntemlerini seçmişti. Ülkede kayda değer sanayi tesisi yok denilecek kadar azdı.

Geri kalmış ekonomi koşullarının üstüne bir de iç savaş eklenince Suriye, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri haline geldi. Azez, Halep ve Tel Rıfat’taki gezimizde de bu yoksulluk ve çaresizliği kendi gözlerimizle gördük. 

Tel Rıfat’ta konuştuğum Hamit, 50 yaşlarında bir adam. Mesleği terzilik. 13 yıl Türkiye’de yaşadıktan sonra evine dönmüş. Ancak çalışamıyor, çünkü elektrik yok! Evet en temel gereklilik olan elektrik şebekesi çalışmıyor. Onun için de hiçbir iş yapılamıyor. Koskoca bir şehir tarih öncesi devirlerdeki gibi yaşamak zorunda.

Halep’teki dükkanların hiçbirinde kayıt ve ödeme sistemi yok. Enerji, su ve akaryakıt bir gelip bir gidiyor. Toplu taşıma, eğitim, çevre temizliği tamamen tesadüflere bırakılmış durumda. Bir motor teknisyeni, “Gaziantep’te iş var ama evim burada onu da bırakamam, bunun için işsizim” diyerek çaresizliğini dile getiriyor.

İşsizlik ve yoksulluk had safhada. Kentlerin Türkiye’den gelen yardımlarla ayakta kalabildiğini anlamak güç değil. Ama bunun sürdürülebilir olmadığı da açık.

Suriye’nin bugün en önemli gündemlerinden biri kalkınma olmak zorunda. Türkiye’nin Suriye’ye bakışı da hızla bu noktaya evrilmeli. Aksi taktirde yoksulluk hem Suriye hem de Türkiye için yeni sorunların doğması anlamına gelir. Şimdiden bazı organize hırsızlık şebekeleri ortaya çıkmış bile. Bunlar, uygun koşulları bulurlarsa daha büyük suç örgütlerine veya terör yapılarına dönüşebilirler.

Kişi başı ortalama yıllık geliri 800 dolar olan bir ülkeden söz ediyoruz. 200 ülke arasında 186. sırada. Üstelik bu ortalama gelir, halkın büyük bölümü gelirden çok daha az pay alıyor. Böylesi bir ülke, patlamaya hazır bomba demektir.

Biz Suriye’nin dostuyuz. Bu halkla çok yakın ilişkilerimiz var. Belki başka bazı ülkeler kadar çok paramız yok ama, akılcı çözümlerle bu acı gerçekliği hem Suriye’nin hem Türkiye’nin lehine çevirebiliriz.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in iddialı ama bir o kadar da pratik bir çözüm önerisi var: Halep ile Gaziantep arasında oluşturulacak özel ekonomik kalkınma bölgesi.

Fatma Hanım, sayısı milyonu bulan Suriyeliyi kentinde misafir etmiş, bugün de yardım elini oradan çekmeyen bir başkan. Suriyelileri iyi tanıyor, sorunu doğru bir noktadan tahlil ediyor.

Sınırı geçtikten sonra bölgenin en verimli toprakları başlıyor, burada her ürün yetişir. Gaziantepli sanayici Afrika’dan ürün getireceğine burada yetiştirir.

Sınır geçişi kolaylaştırılırsa insanlar Suriye’de yaşayıp Türkiye’de çalışabilir. Belediye, bu proje için özel bir sanayi bölgesini planlanmış bile.

Gerekli düzenlemeler yapılırsa Gaziantepli müteahhitler, -Türkiye’de veya Suriye’de- Türk şirketlerinde çalışan insanları hedefleyerek Suriye’de konut projelerine girişebilir. 

Fatma Hanım, aslında son derece basit, ayağı yere basan bir projeden söz ediyor. Projenin güzel yanı, bölgede çok uzun yıllara yayılacak bir sistematiği kurma potansiyeli.

İngilizler, Fransızlar, Kanadalılar ve Suudlar çoktan Suriye’ye üşüşmüşler bile. Elimizi çabuk tutmazsak bizi çırak çıkarmaya kalkabilirler. Kendi güvenliğimiz için Suriye’nin bugününü değil gelecek elli yılını düşünerek hareket etmek zorundayız. 

Gaffar Yakınca / Haber7

YORUMLAR 5
  • Ayarcı 46 dakika önce Şikayet Et
    Bizim tekstil sanayicileri, mısır yerine Suriye'de yatırım yapmalıdır...hem ticari olarak hem de nüfus yoğunluğu bu sayede Suriye'ye yerleşir... Bizim ülkemizde çok fazla göçmen var maalesef...
    Cevapla
  • Berk 4 saat önce Şikayet Et
    Hükümetimizin bazı alan ve konularda (hal yazası gibi mesela.) akıl almaz bir ataletsizlik içinde kalması bizi ziyadesiyle üzüyor. Ben de 2009 yılında bir vesile Antep Organize Sanayine ziyarete gittiğimde iki ülke arasında sabah akşam gidiş gelişler vardı. Türkiye -Suriye ticaret hacmi 10 Milyar $ seviyelerindeydi. Yani yapılmışı var. Neyi bekliyoruz anlaşılır gibi değil.
    Cevapla
  • Gültepeli Bjk 11 saat önce Şikayet Et
    Suriye Osmanlı gibi Türk Askerii korumalı hükmetmelii yoksa paylaşırlar yine siyonisttlerr
    Cevapla
  • Mehmet 12 saat önce Şikayet Et
    Çok doğru Üstad. İnşallah bahsettiğiniz şekilde bir özel sanayi bölgesi kurulabilir.
    Cevapla
  • Misafir 13 saat önce Şikayet Et
    Tebrikler. Teşekkürler...
    Cevapla