Mazlumların öyküsünü kim yazacak?
Savaşı devletler ve ordular üzerinden okuyor, strateji ve sonuçlar açısından tartışıyoruz. Çünkü, işimiz gereği “büyük resmi” konuşmak zorundayız. Dünyada nelerin olup bitiğini anlamanın başka bir yolu yok. Amenna….
Ancak, beri yanda insan öyküleri giderek silikleşiyor, “büyük siyasi konuşmalarımız” arasında iyice görünmez oluyor.
Özellikle de Batılı olmayan insanın öyküsü.
İkinci Dünya Savaşı büyük felaketti. Barışı inşa etme görevini üstlenenler, insanların da öykülerini yazmaya çalıştılar. Yaşamını yitiren 50 milyon insanın tamamının öyküsüne girmek mümkün olmasa da savaşın insana getirdiği acıları anlatan çok sayıda kitap yazıldı, film çekildi, resimler, anıtlar yapıldı.
Soykırıma uğrayan Yahudileri, öldürülen Amerikan askerlerini, Fransızları, Rusları ve az da olsa Almanları okuduk. Hepsi de yürek burkan öykülerdi. Amaç belliydi: Bir daha olmasın.
Fakat bu öyküleri yazanlar, filmleri çekenler bir taraftan “bir daha olmasın” derken öte taraftan savaşlara, katliamlara hız kesmeden devam ettiler.
Bir farkla… Bu sefer savaşların adresi Asya ve Afrika’ydı. Filmlerde öyküleri anlatılan Batılılar için gerçekten de bir daha öyle kıyımlar olmadı, bir daha öyle acılar yaşanmadı. Acıların adresi başka memleketlerdi artık. Sanki kendi aralarında anlaşmış, savaşı ihraç etmeye başlamışlardı!
Savaş sahnesinde insanın silikleşmesi de işte böyle başladı.
Cezayir’de, Vietnam’da, Angola’da, Kamboçya’da, Madagaskar’da, Endonezya’da, Kenya’da, Namibya’da, Bangladeş’te, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da ve Filistin’de milyonlarca insan öldürüldü. Ama bu insanların öyküleri neredeyse hiç anlatılmadı. Sinemaya, edebiyata, popüler kültüre sızabilen birkaç örnek varsa eğer, onlar da Batılıların gözünden kurgulanmıştı.
Doğu’nun ve Güney’in katledilen insanları, sadece birer rakam olarak kayıtlara geçtiler. Yahudi soykırımı için prodüksiyon merkezi kuran “çağdaş dünya”, Filistinli çocukların istatistiklerini tutmakla yetindi. Türkiye dahil dünyanın her köşesinde katil Amerikan pilotlarının filmleri gösterilirken, onların öldürdüğü insanların isimleri anılmadı.
Batının ikiyüzlülüğü artık kimseyi şaşırtmıyor. Dün ne iseler bugün de öyleler. Bizi şaşırtan ve üzen kendi ataletimiz.
Savaşın gerçek yüzünü anlatmak ancak insanların acısına ışık tutmakla, insanın gerçek öyküsünü rakamların önüne geçirmekle mümkün olur. Bu da gazetecilerin değil sanatçıların, sinemacıların, edebiyatçıların işi.
Lakin kimseler ortalıkta görünmüyor. Adeta ıssız bir çölde gibiyiz.
Gazze’de yüzbinlerce insan öldürüldü… Lübnan’da İran’da katliam devam ediyor… Bu insanların her biri koskoca bir hayat demek. Öldürülen her masum, sayısız umuda ve hayale denk düşüyor. Her birinin anlatılacak çok sayıda öyküsü var. Hadi Batıyı geçtim, bizde de bunların hakkını teslim edecek birileri yok mu gerçekten?
-
Mustafa Macit 30 dakika önce Şikayet EtEmeğine sağlık güzel insan...Beğen
-
Celebi 1 saat önce Şikayet EtHarikasiniz Gaffar beyBeğen Toplam 2 beğeni
-
Orhan 8 saat önce Şikayet EtGaffar hoca iyiki varsın. Eksiklerimizi göstermen ülkemiz için çok faydalar sağlayacak Allah senden razı olsunBeğen Toplam 8 beğeni
-
AKİT 8 saat önce Şikayet EtmaalesefBeğen Toplam 4 beğeni
-
nur nur 9 saat önce Şikayet EtTeşekkürler.Beğen Toplam 5 beğeni