Maden işçisi ve adalet
Aylardır maaşlarını alamayan maden işçilerinin Ankara yürüyüşü, böğrümüze bıçak gibi saplanmıştı.
Bir yanda yerin yedi kat altında can pazarında ekmek kazanan madenci, öte yanda onun alın terine çökmeye kalkan şirket.
Bir yanda serveti destan olmuş, anlı şanlı, itibarlı, güçlü kuvvetli patronlar, öte yanda hakkını aramak için yalın ayak yollara düşmüş maden işçisi.
Elimiz yüreğimizdeydi çünkü gergin başlamıştı. Ancak korktuğumuz olmadı, çözüm sinyalleri çok hızlı geldi. Enerji Bakanı, Çalışma Bakanı ve İçişleri Bakanı… Üç bakan birden konuya ciddiyetle eğildi. Devlet, emekçiye sahip çıktı ve gergin başlayan film mutlu sonla bitti.
Unutmamak lazım, ekonomik sıkıntı dönemlerinde halkın adalet talebi her zamankinden güçlü hale gelir. Çünkü geçim kaygısı, insanların hassasiyetini artırır. Haksızlığa tahammülün sınırları daralır.
Zaten adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz. Faiz düzeni, ondan beslenenler hariç herkesin kanını emiyor. Modern devletin en önemli görevlerinden biri milleti bu düzenin yağmasından korumak olmalı. “Sosyal devlet” diye ısrarımızın sebebi bu. Eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel haklar bunun için çok önemli. Bunlara yapılan yatırım, halkı küresel yağma düzeninden bir nebze olsun korumaya yarıyor.
Bunun için adalet sadece mahkeme salonlarında ortaya çıkan bir şey değil. Oralara varmadan çok önce, toplumsal yaşamda da adaletin var olması gerekiyor. Devlet biraz da bunun için var. Kamu gücünü elinde tutan idarecilerin bir sorumluluğu da bu.
Çünkü adalet olmadan toplumsal barış olmaz ve adalet de en önce çalışma yaşamı ile başlar. Devletin yumruğu da vardır şüphesiz ama, yıkanlara, bölenlere, hak yiyenlere gösterilir. Hakkını arayan emekçiye uzanması gereken yumruk değil, şefkat elidir.
Dün gördüğümüz manzara da böyleydi. Devletin üç bakanlığı birden çözüm için çaba sarf etti. Gerekenler yapıldı, işçiler haklarını aldılar ve öfkeli yüzlerle geldikleri Ankara’dan, polise çiçek vererek döndüler. Türkiye belki de ilk kez böylesi bir krizi kendine özgü “makul” yöntemlerle çözmeyi başardı. Herkesi tebrik etmek lazım. Hakkını provokasyonlara kapılmadan arayan maden işçisini, çözümden yana tavır alan sendikayı, sağduyulu davranan emniyet güçlerini, sorunu çözmek için samimiyetle çaba sarf eden bakanları ve diğer bürokratları….
Olayın bir başka boyutunu daha belirterek bitirelim: Yaşananlar, aynı zamanda kendini devletten güçlü zanneden şirketler için de kuvvetli bir mesajdır. Yangın yeri bir coğrafyadayız, her yanımızda savaş tamtamları çalıyor. Böylesi bir zamanda hiç kimsenin kendi çıkarı için birliğimizi sabote etme hakkı olamaz.
-
Ertuğrul 2 saat önce Şikayet EtBu tip şirketlerin kazandığı parayı nereye aktardığına da bir bakmak gerekiyor.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Ahmet Kökrek 2 saat önce Şikayet EtGüzel bir yazı olmuş.Adalet olmadan toplumsal barış olmaz.Zaten adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz ; cümleleride çok çarpıcı cümleler...Beğen Toplam 3 beğeni
-
Ahme 2 saat önce Şikayet EtMaden işçilerin hakkı yenmez gereken neyse en yüksek maaş almaları lazım onların hakkı nasıl yenilir günahtır devlet adaletle yaşarBeğen Toplam 3 beğeni
-
Hür adam 4 saat önce Şikayet EtElektrik su gaz telefon ödeme bakkala borcunu vereme 10 ay 2 mağaş al zor be vallahi ALLAH yardımcılarınız olsunBeğen Toplam 6 beğeni
-
Elmascı 5 saat önce Şikayet EtÇok önemli ve hassas bir konuda yerinde ve güzel bir yazı. Tebrikler Dünyada saadet ADALET ile olur. Bugün bütün kavgaların temelinde iki kelime yatar. Birincisi "sen çalış ben yiyeyim." İkincisi " Ben tok olduktan sonra başkaları açlıktan ölsün bana ne." Bu iki hastalığın ilacı da faizin haram olması işçinin teri kurumadan hakkını almasıdır.Beğen Toplam 11 beğeni