Gaffar Yakınca
Gaffar Yakınca
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Yeni ahali ve yaşam kalitesi

GİRİŞ 13.05.2026 GÜNCELLEME 13.05.2026 YAZARLAR

Son yirmi beş yılda Türkiye’nin nüfus ve ekonomi coğrafyası önemli ölçüde değişti. Çok boyutlu bir konudur ama en önemli kısım şehirlerin ve orta sınıfın büyümesi olarak ele alınabilir.

Türkiye’de 2001 yılında şehir ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %60. Bugün bu oran %80’i geçmiş durumda. Nüfusumuz ise kabaca 67 milyondan 87 milyona çıktı.

Bu rakamlardan hareketle şehirlerimizin gerçekten ne kadar büyüdüğünü görebiliriz. Türkiye’nin şehir nüfusu 2001 yılında 40 milyonken, bugün yaklaşık 70 milyona çıkmış. Başka bir deyişle şehirlerimiz, nüfus anlamında neredeyse iki kat büyümüş.

Tabi ki bu büyümenin anlaşılır sebepleri var. En önemli sebep tarım dışı sektörlerde, özellikle de hizmet alanındaki büyümedir.

2005 - 2023 arasında tarımın istihdamdaki payı %25’ten %15’e düşmüş. Sanayi ve inşaat sektörlerinin payı hemen hemen aynı kalıyor. Hizmet sektörü ise istihdamdaki payını %47’den %57’ye yükseltiyor.

Anlaşılır bir tablo. 90’lara kadar Türkiye’de şehirlerin büyümesinin itici gücü sanayinin işçi ihtiyacı idi. 2000’ler ile beraber sanayinin yerini hizmet sektörünün ihtiyaçları aldı.

Yanlış anlaşılmasın, nüfusla beraber çalışan sayısı da her sektörde yükseldi. Ancak hizmet sektörünün genel içindeki ağırlığı arttı. Bugün, 31 milyon çalışanın 18 milyonu hizmet sektöründe çalışıyor.

Bunun özel bir anlamı var….  Hizmet sektörü büyüyen bir ülkede hemen “metropolleşme” olgusunu aramak gerekir. Doğrusu, bizde de böylesi bir olgudan söz edilebilir.

Son 25 yılın nüfus artışı çok büyük oranda metropollerde yaşanmış. En büyük 10 kentimizin nüfus artışı %49. Türkiye’nin geri kalanındaki nüfus artışı ise %10. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Adana, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kocaeli’nin büyüme hızı geriye kalan 71 ilin beş katı. Demek ki Türkiye’deki nüfus artışından söz ederken esasen metropollerin büyümesinden söz ettiğimizi bilmemiz gerek.

Şimdi toparlayalım…

Elimizde üç basit gerçek var:

1- Şehir nüfusumuz 30 milyon büyümüştür.

2- Büyüme esasen metropoller ile ilgilidir. Artık 10 büyük şehrin nüfusu toplam nüfusun yarısından fazladır.

3- Çalışan nüfusun büyük bölümü bu metropollerde ve hizmet sektöründe çalışmaktadır.

Herhangi bir demografik göstergede bu denli büyük bir değişim, beraberinde ciddi yönetim sorunları getirir.

Çünkü sadece nüfusun büyümesi bile yaşam kalitesini düşüren bir şeydir. Büyüyen şehirlerin alt yapısını ve hizmet ağını da aynı hızla büyütmezseniz kalitesizliğe mahkum olursunuz. Hele bir de metropollerden söz ediyorsanız sorun daha da zorlu bir hale gelir.

Sorular önümüzdedir:

Şehirlerimiz bunca büyürken konut sayımız aynı ölçüde artmış mıdır?

Toplu taşımamız aynı ölçüde gelişmiş midir?

Temiz su ve temiz havaya erişimimiz, atık ve çevre yönetimimiz ne durumdadır?

Şehir güvenliğimize dair riskler oluşmuş mudur?

Gıda tedariğimiz, çarşı pazar denetimimiz yeterli midir?

Yeşil alanlarımız nüfusumuza yetecek oradan büyümüş müdür?

Yeni orta sınıfı mutlu edebilecek bir sosyal yaşam kurulmuş mudur?

Özellikle üç büyük kentimiz için maalesef bu sorulara “evet” yanıtını veremiyoruz. Diğer kentlerimizin durumu da tartışmalıdır.

Haksızlık etmeden değerlendirelim. Türkiye OECD ülkeleri arasında rekor bir ekonomik büyüme gerçekleştirdi. 2002-2024 arasındaki  GSYİH büyümemiz %186 ve bu rakam OECD ortalamasının 4 katına denk geliyor. İşte sözünü ettiğimiz sorun da bu olağanüstü ekonomik büyümenin yan etkilerinden biri.

Dolayısı ile soruyu şu şekilde de sorabiliriz: Ekonomik büyümeyi hedefleyen kurumlarımız başarılı olmuş. Peki yan etkiyi azaltması gereken kurumlarımız ne kadar başarılı?

Önümüzdeki dönem, şehirlerdeki yaşam kalitesi sorununu daha çok konuşmak zorundayız. Çünkü yeni demografi, yeni sosyoloji, ezcümle “yeni şehir ahalisi” bizi buna zorluyor.

Gaffar Yakınca / Haber7

YORUMLAR 9 TÜMÜ
  • Yer 2 saat önce Şikayet Et
    Ya Ayvalık da adam park jcin verdi yeri belediye imar çıkartıp yandaş mutahite verdi ve apartman yapıldı millet otopark olarak kullanıyordu ve diğer yerleride verdi apartman yapıldı boş yer bırakmayacaklar ve yaşanmaz zor bir yer oldu
    Cevapla
  • Ertuğrul 2 saat önce Şikayet Et
    Köy nüfusu azaldıkça tarım üretiminin düşmesi kaçınılmaz. Bu durum kötüye gidiyor.
    Cevapla
  • Sefa 2 saat önce Şikayet Et
    Köyde yaşayanlara ev yapılsın eşleri sgk lı yapılsın inanın şehirlere göç engellenir ,üretim artar istihdam artar birde ilçe ve illerin imar planlarını şehircilik bakanlığı yapsın
    Cevapla
  • Ahmet 3 saat önce Şikayet Et
    10 yıldır köyde yaşıyorum.30 yıl şehirde yaşadım .köyler şehirden kat kat güzel.yalnız devletimiz neden hala köylerin altyapısıyla yeterince ilgilenmiyor hiç aklım ermiyor.(elektrik kesintisi,içilebilir su,yol,doğalgaz,ve köylerde sigorta problemi)bunlar ele alınsa ülkemiz çok dahagüzel olur.şehir hayatıda kendiliğinden çözülür
    Cevapla
  • Ahmet 3 saat önce Şikayet Et
    Çok önemli konu
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle