Malatya’dan Atina’ya Barınma Hakkı
Hafta sonu Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile beraberdik.
Malatya’yı özel olarak önemsiyorum. Öncelikle depremde yıkılan kentlerden biri olduğu için, ikincisi memleketim olması sebebi ile. Başkan Bey’e sert sorular sordum, net yanıtlar aldım. Önümüzdeki günlerde Malatya konusunu daha çok konuşacağız.
Şimdilik en önemli gördüğüm üç noktayı belirteyim:
Bir… İki yılda devlet eli ile 124 bin konut ve işyeri inşa edilmiş. Akıl almaz bir rakam ama gerçek. Tebrik etmek lazım.
İki… Başkan şehrin yerlisi, %100 Malatyalı. Depremin yaralarını sarma işini sadece yeni bina yapmak olarak görmüyor; Malatya’yı kadim kültürü ile beraber yeniden canlandırmayı hedefliyor. Bunun için sokak sokak, cadde cadde özel olarak çalışmış. Çok doğru bir perspektif.
Üç… Başkan’a “ev sahiplerine yeni ev yaptınız, kiracıları hiç düşünmediniz mi” diye sordum. Ciddiyetle cevap verdi. Deprem mağduru bir kiracı da benzer bir soru sorunca projeye 15 bin düşük fiyatlı sosyal konut eklenmiş. Biten konutların arasında bunlar da var.
Dediğim gibi, Malatya’yı daha çok konuşacağız… Şimdilik bu kadarını not edin.
***
Başkan Sami Er ile görüşmemizin ertesi günü Yunanistan’a geçtim.
Atina bu sefer yağmurlu. Beni tanıyanlar yağmurda yürümekten hiç hoşlanmadığımı bilirler. Her zaman olduğu gibi hazırlıklıyım: Pardösüm, şapkam ve şemsiyem ile tam donanımlı haldeyim.
Akşam saatlerinde Plaza’daki randevum için metro ile Sintagma’ya gittim. Metronun kapısından çıkar çıkmaz şaşırtıcı bir manzara ile karşılaştım. Şehrin en önemli meydanı olarak bilinen Sintagma, iptidai çadırlar ile kaplanmıştı. Birkaç yüz kişilik bir grup yağmur altında slogan atarak bekleşiyor, bir kamyonetten protest şarkılar çalınıyordu.
Afişlerden anlaşıldığı kadarı ile Atina’daki üniversite öğrencileri, barınma sorununa dikkat çekiyorlar. Sembolik olarak birkaç gün meydana kurdukları çadırlarda kalacaklar. Hükümetin öğrencilerin barınma sorununa bir çözüm bulmasını istiyorlar.
Yunanistan’da gerçekten de üniversite öğrencileri için bir barınma sorunu var.
Üniversite öğrencisi sayısı kabaca 350 bin. Yurt yatağı sayısı ise sadece 9.200.
Gençlerin üniversite okumaya geldiği 17 kentte hiç yurt yok.
Devlet, ev tutmaları için öğrencilere kira yardımı yapıyor ama bu yardımla en çok 3 ay kira ödenebiliyor.
Türkiye’deki rakamları da hatırlatmakta fayda var:
Kamuya ait yurt yatağı sayısı 1 milyonun üzerinde.
Yurt başvurusu yapan gençlerin ihtiyaçlarının karşılanma oranı ise %97
Türkiye, öğrencilerin barınma problemlerinin çözülmesi konusunda açık ara Avrupa’nın en iyi ülkelerinden biri.
Ama bu iş son on-on beş yılda, özelikle FETÖ tasfiye edildikten sonra çözüldü, unutmamak lazım. Öğrencinin yurt bulamaması ve bu sayede FETÖ’ye mecbur kalması örgütün en önemli stratejisiydi.
***
Yunanistan, öğrencilerin barınma sorununu çözemiyor, çünkü modeli aşırı liberal.
Kamuya ait ücretsiz yurtlar yerine, öğrencilere kira yardımı yapıyor. Daha doğrusu, birazcık maddi destekle piyasa koşullarında kaderlerine terk ediyor.
Oysa ülke için konut ve barınma başlı başına bir sorun.
Kiralar son beş yılda roket hızı ile arttı. Ev sahipliği oranı düşüyor. Özellikle genç nesil için ev almak da hayal, istediği gibi bir ev kiralamak da.
Atina, Selanik gibi büyük şehirlerde kiralar el yakıyor. Çünkü her dört evden biri boş. Ya turistik günlük kiralamaya veriliyor ya da kendilerini satın alan “büyük yatırımcıların” büyük projelerini bekliyor.
***
Büyük yatırımcı dediklerimiz sadece Yunanistan için değil tüm Avrupa için bir tehdit. En son İspanya’da yapılan eylemler de aslında bu şirketlere karşı yapılmıştı.
Bunlar çok büyük gayrimenkul yatırım fonları. Sadece evleri değil, binaları hatta mahalleleri satın alıyorlar. Hem yapıların kullanım amaçlarını hem de kiraları istedikleri gibi belirleyebiliyorlar. Şehirler ahalinin malı olmaktan çıkıp bankaların malı oluyor. İspanya’da milyonlarca insanın katıldığı eylemlerin hedefinde de bu şirketler vardı.
Bu şirketlerden biri tarafından 70 yıldır oturduğu evinden kovulan 87 yaşındaki Maria del Carmen Abascal için tüm ülke ayağa kalkmıştı ama kesin bir sonuç elde edilemedi. Milli bir trajediye dönüşen Maria Carmen hanım ise evinden uzakta bir bakımevinde yaşamını yitirdi.
***
Avrupa, barınma hakkı ile ilgili olarak “sosyal devlet” pozisyonunu kaybederken Türkiye tam tersi yönde ilerliyor; sosyal devleti zamanın koşulları ile yeniden tanımlıyor ve kavrama sahip çıkıyor
Bugün Avrupa’nın hiçbir ülkesinde benzeri olmayan 500 bin sosyal konut ve kiralık sosyal konutlar projesi tam olarak bu anlama geliyor. Malatya’da belediye başkanının zorlaması ile yapılan fazladan 15 bin konut da tam olarak aynı şeye denk düşüyor.
-
Kaan 8 saat önce Şikayet EtEllerinize sağlık yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Gültepeli Bjk 13 saat önce Şikayet EtNeoluyorkii Türkiye'de yapılmayan söylenmeyen kalmamıştı bunlarda yapsınlar bakalım bizdeki çığırtkanlar şimdi ne diyceklerrBeğen Toplam 7 beğeni