187 Yıldır İktidardalar
Eski Büyükelçi Selim Kuneralp, Türkiye - Libya arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşmasını eleştiriyor. “Bu anlaşma hukuka aykırı, Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi bozar” diyor.
Kuneralp’ın sözlerini okuduğumda Yunan gazetelerini henüz kapatmıştım. Bir an hala Kathimerini’yi veya To Vima’yı okuyorum sandım.
Doğrusu bu ya, Yunanlar bile kendi tezlerini “bizim” Selim Bey kadar iyi savunamazlar!
Dış politikaya dair her kritik dönemeçte Türkiye aleyhine tavır takınan Selim Bey kim dersiniz?
Büyükelçi Kuneralp, yakın tarihimizin tescilli haini Ali Kemal’in torunudur. Ali Kemal’e Ermeni yanlısı yazıları ve İstiklal Harbine karşı alçakça tutumu sebebi ile Artin Kemal lakabı takılmıştı. Harp devam ederken İzmit’te halk tarafından linç edilerek öldürüldü.
Artin Kemal’in İsviçre’de büyüyen oğlu -yani Selim Bey’in babası- Zeki Kuneralp, İsmet İnönü’nün “özel çabası” ile Dışişleri Bakanlığına girdi ve büyükelçi oldu. Zeki Kuneralp, İsviçre, İngiltere ve İspanya büyükelçiliği ve NATO daimi temsilciği gibi “çok kritik” görevlerde bulundu.
Diplomatlık babadan oğula geçen bir meslek olmalı ki Selim Kuneralp da babası gibi diplomat oldu. Liseyi Fransız, üniversiteyi İngiliz mektebinde okumuştu. Büyükelçiliğe kadar yükseldi.
2002 yılı başında İsveç büyükelçisi iken AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg ile yaptığı skandal bir yazışma ortaya çıktı. Türkiye’nin Büyükelçisi Kuneralp, Fogg’a şöyle diyordu: “Sevgili Karen, bana resmi e-posta hesabımdan yazma, yazdıkların Türk dışişleri tarafından görülebilir”
Yabancı bir diplomat ile devletten gizli yazışma yaptığı için Kuneralp’e yönelik çok büyük tepki oluştu, vatan hainliği ile suçlandı. Ancak hakkında hiçbir hukuki işlem yapılmadı, soruşturma bile geçirmedi! DSP hükümetinin Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel tarafından Güney Kore Büyükelçiliğine atanarak adeta ödüllendirildi.
Babası Madrid’te görev yaptığı sırada JCAG adlı Ermeni terör örgütünün silahlı saldırısına uğramış, annesi Necla Kuneralp bu saldırıda yaşamını yitirmişti. Yani Selim Bey’in annesi Ermeni terörüne kurban verdiğimiz bir diplomat eşi idi.
Kendisi 2021 yılında Halk TV’de katıldığı bir programda annesinin ölümü ile ilgili bir soru üzerine “Şayet biz Ermeni soykırımını kabul etseydik Ermeni terörü olmazdı” anlamına gelecek bir yorum yaptı. ASALA cinayetlerini ve tüm Ermeni terörünü meşrulaştırmaya kalktı. Selim Bey ile beraber ekrana çıkan sözde “ulusalcı”, “Atatürkçü” Halk TV gazetecilerinden de tek ses itiraz gelmedi!
Çünkü Selim Kuneralp, özellikle emekli olduktan sonra muhalefetin gözde dış politika danışmanı olmuştu. Tam da istedikleri gibi konuşuyordu, tam da istedikleri gibi “hükümete çakıyordu”. CHP, Yeni Parti ve sair muhalefet onun adını Namık Tan gibi isimlerin yanına yazdı. Selim Bey, Emekli olmanın da verdiği rahatlıkla açıldıkça açıldı… Türkiye karşısında Yunanistan’ı savunacak noktaya kadar savruldu.
Peki acaba emekli olmadan önce de benzer fikirleri var mıydı? İnsan bir anda 180 derece değişemeyeceğine göre muhtemelen evet. Peki acaba bu fikirlerine göre mi diplomatlık yaptı, Türkiye’nin çıkarlarını bu şekilde mi savundu(!)? Maalesef bu kısmı asla bilemeyeceğiz.
Dolayısı ile Selim Bey’in dedesi gibi bir hain olduğunu söyleyemeyiz….
Ancak eğitimi ve körlük derecesinde kısıtlı vizyonu, onu ihanete çok yakın bir çizgiye sürüklüyor
Vizyon dediğimiz buradan Brüksel’e uzanan kısa bir hat. Artık o bir hat mıdır yoksa bizim eski büyükelçilerin ensesine takılı bir sopa mıdır bunu bilmiyoruz, ama çok kısa olduğu kesin. Çünkü Türkiye artık uzak Asya’dan Kuzey Amerika’ya kadar çok geniş bir yelpazede diplomasi yürütüyor. Brüksel’in geri kalmış sistemine endeksli hayaller bir bir çöküyor.
Aslına bakarsanız, Selim Kuneralp’in şahsı o kadar da önemli değil. Asıl sorun, Selim Bey’in temsil ettiği zihniyet.
O zihniyetin çok açık bir adı var : BATICILIK
Bu kafa yapısı Türkiye’de tam 187 yıldır iktidarda. Ve sağdan, soldan her alandan bolca destekçisi, bolca şakşakçısı, bolca aşığı var.
İtiraz etmeyin, gelin dürüstçe bakalım…
Vakti ile Batı’dan ithal ettiğimiz yasaları tartışmadığımız gibi hala ithalata devam etmemizi başka türlü nasıl izah edeceğiz?
İş dünyasında, eğitimde, kültürde, sanatta hala Batının referans sayılmasını nasıl izah edeceğiz?
Azıcık milli bir ekonomi kurmaya kalkan siyasetçilerin, bakanların şeytanlaştırılmasını nasıl açıklayacağız?
Turizmde, ticarette Batılı dijital platformlara verilen imtiyazları neye dayandıracağız?
Bilimdeki, teknolojideki her teşebbüsümüzü Batı ile kıyaslayıp aşağılamaya kalkan organize koroya ne diyeceğiz?
Toplumu ve aileyi hedefe koyan Batılı TV platformlarının, sosyal medya şirketlerinin hala bu kadar serbestçe yayın yapmasını nasıl izah edeceğiz?
Ve tabi….
Kuneralp gibi bir ismin 2015’te emekli oluncaya dek Dışişlerinin en kritik üst düzey makamlarını işgal etmesini başka türlü nasıl izah edeceğiz?
Gaffar Yakınca / Haber7
-
Osman 5 dakika önce Şikayet EtÜlkemizin yakın geçmişine açtığınız pencere için kalpten teşekkürler.Beğen
-
YUNUS ASLAN 11 dakika önce Şikayet EtÜstadım 187 yıl demişsiniz elhak doğrudur lakin ihanetin resmi başlangıç tarihi Genç Osman'ın şehit edildiği 1622 yılından başlar. Gayri resmi tarih ise lanetli kavmin Ülkemize kabulüyle başlar, vesselam.Beğen