Doğu, Batı için hala fethe açık ve dişil mi
Tamamen örtülü bir kadın ve yaralı çıplak bir erkek… Kadın, yaralı erkeği bedeni boşluğa düşmeyecek şekilde tutmuş, sahiplenmiş. Genç erkek, başını kadının omuzlarına dayamış. Yüzünü, şefkatin kucağında salınan bir çocuk gibi koymuş mecali yok. Kadın belki annesi, eşi ya da kardeşi…
Etkileyici bir görüntü ve birincilik ödülü alıyor. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da yılın Dünya “Basın” Fotoğrafı ödülü...
İspanya'dan Samuel Aranda'nın, Yemen'in başkenti Sana'da Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'e karşı gösterilerde yaralanan yakınını tutan kadının fotoğrafı…
Fotoğrafı pek çok açıdan değerlendirebiliriz. Kadın açısından, erkek açısından, fotoğrafçı açısından ve en önemlisi belki de Batı’nın, Doğu’ya nasıl baktığının bir tezahürü olarak.
METNE KONU OLAN FOTOĞRAF VE DİĞER ÖDÜLLÜ FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN BU LİNKİ KULLANABİLİRSİNİZ
Fotoğrafa ilk baktığımda kadını, güçlü bir özne olarak erkeğini ya da akrabası erkeği sahiplenişini görürken zaman içerisinde iki kişinin acılarıyla birbirine kapanmış olduğunu da fark ettim. Peçesinin dışına taşan boynunun büküklüğü o güçlü kadını birden gözümde acizleştiriverdi. Ama yine de güçlüydü.
Yine de benim için o bir özneydi. Çünkü her şeye rağmen yaralı erkeğini sahiplenmişti. Kadında, acıyı sinesine çeken bir güç vardı. Hem kendi acısını hem de erkeğin acısını sinesinde tutuyordu.
Acıyı sinede tutmak kolay değildir. Erkek ise acısını, kadına gömülerek bastırırken belki onurundan yüzünü saklıyordu ya da kan kaybettiğinden yarı baygındı. Aralarında kuvvetli ama trajik bir bağ vardı ve zaten bizi de etkileyen oydu.
Böyle bir pozu ne David Beckham ile Victoria Beckham verebilmiştir ne de Brad Pitt ve Angelina Jolie çifti…
Bir bakıma bu trajik kuvvetli bağı görmekle hatta kıskanmakla birlikte hissedemeyecek bir dünyanın içindeler…
Batı dünyası… Kadın, ellerinde hastane eldiveniyle ya da eldiveniyle yakınına tıbbi yardım da bulunmuş belli, eldiven kanlı. Ve zaman acıyı sineye çekmeyi gerektiriyordu...
Fotoğrafta şahısların baskı altında olduklarını bariz hissediyoruz. Fotoğraf bizlere bu kuvvetli bağı hissettirse de Batı’nın Doğu’ya bakışını es geçemeyiz.
Doğu, Batı gözünde daima öteki, aşağı olarak fethe açık ve dişil bir nüfuz edilebilirlikle hâkimiyet altına alınmaya isteklidir.
Kan, çıplaklık ve peçe: Batı’nın pornografik sömürgeci iştahının verileridir. Fotoğrafta bu durum mevcut gibi.
Doğulu erkek çıplak, silahsız ve sinmiş… Batı için fevkaladenin fevkinde bir görüntü…
Kadın peçeli, egzotik, edilgen; üstelik altında yatan aslan erotik… Her şey kıvamında, iştah kabarık, ah bir de petrol olsa tamam…
Bu fotoğraf birinci olmasın da ne olsun?
Fotoğraf tamamen oryantal.
İspanyol gazeteci özne (batı) olarak pasif nesnesine (doğu) yönelip deklanşörüne basmış.
Oryantalin bilgisini oryantal olandan daha fazla bilip ona ilişkin bilgiyi yeniden yaratıp hâkimiyet kurmak isteyen Batı için fotoğraf makinesi tam da gözlenebilir nesneyi sabitleyip analiz yapmanın en iyi aracıdır.
Hollanda’ya gönderilen fotoğraf, ortaçağın ilk sömürgeci gücünden geçer not almakla kalmıyor beş bin fotoğrafı sollayarak birincilikle ödül kazanıyor.
Çünkü Batı için Doğu hâlâ fethe açık, egzotik, erotik ve dişildir. Doğu’ya ait bilginin sahibi ve efendisi olduğunu hâlâ iddia etmektedir.
Peygamberimize (s.a.v) hakaret eden karikatürlerin çıktığı ülke, Danimarka’ya açık destek verip gazetelerinde yayınlayan Hollanda basınından birincilik ödülü alan bu fotoğrafın altında şüphe duymayacağız da ne duyacağız?
Bariz İslam, Kur’an düşmanı Hollandalı politikacı Geert Wilders, Hollanda Kraliçesi Beatrix’in Umman’da cami ziyaretleri sırasında başörtüsü takmasını “kadına baskının meşrulaştırılması" olarak da değerlendirmişti. Biraz da tarihi hatırlarsak Hollanda’dan bir şeyle çıkar… Srebrenitsa katliamı II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımıdır. Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir.
Zira Avrupa da olsa kıyılanlar Müslüman’dır.
Hollanda 1945'te sömürgesi Endonezya’yı terk etmek zorunda kaldığında katliam yaparak ayrılmıştı. Hollanda ve çevresi son zamanlarda İslam’ı ve Doğu’yu yine kafasına takmış görünüyor.
E ,ama artık biz de fena halde kafa atmaya hazırız.
Hacer Aydın - Haber7
aceraydin@hotmail.com
-
KADIR ejderha 13 yıl önce Şikayet Etdoğunun yani müslümanların zaafı iyi biliniyor.. ben avrupada 1 yıl kaldım. ve tvlerde bu kadar açık kadın yok. çünki onlar için çok önemli bişey değil. ama müslümanlar için biraz daha dikkat çekici olması ve müslümanları başka şekil alt edemeyip en son yol bu diyerek yapılan batı oyunudur. bizim hükümetimiz de kadına pozitif ayrımcılık diyerek bunları ekmeğine yağ sürmüştür.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Hasan Seyre 13 yıl önce Şikayet EtÜmitsizlik..Doğuyu bitirmeye hazırlanıyor... Çünkü,Doğu tarihinde hiç bir dönüşüm yaşamadı.Dünyadaki gelişmelere hep iğreti gözle baktı.Uzakdoğu halkları bile bizden erken uyandılar.1900lü yılların başında,krallar halklarını Çağa yetiştirmek için dönüşümü kendi elleriyle başlattılar.Hepsi ağlayarak, gözyaşları dökerek,Atalarının binlerce yıllık geleneklerini bir gecede terk etmek zorunda kaldılar.Yıldız savaşlarına ruh veren Samuray geleneklerini bir gecede tarihin derinliklerine terkettiler.Daha 45'lerde Okyanusu geçtiler.Uzak kıtayı vurdular.ya biz o zamanlar ne yapıyorduk.Anadolu Feodalitesinden çarpışıyor, onların elinden kurtaracağımız halka nasıl eğitim vereceğimizle enerjimizi tüketiyorduk. Rıza gibi ağaların köprüleri yıkmasını okulları yakmasını,devlete başkaldırısıyla vaktimizi geçirdik. Bunların hepsi 1800lü yıllarda halledilmeli ve Osmanlı tertemiz bir sayfayı bize hediye etmeliydi.Ama yeni devletin başına patladı işte.Ne anlamı varsa Ahlakta boğulmuş,Yarıştan çekilmiş bir Doğu ve gariban halkları seyrediyoz işte.?Beğen