Hacer Aydın
Hacer Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Evs Türk Hazreç Kürt Nefret Suçu

GİRİŞ 11.03.2012 GÜNCELLEME 11.03.2012 YAZARLAR

Medine’de (Yesrib) Akabe biatından sonra Müslümanlar olarak Ensar (Evs ve Hazreçliler) ve Muhacirler (hicret eden Mekkeli Müslümanlar) olmakla birlikte Evs ve Hazreç kabilelerinden henüz İslam’a girmemiş müşrik topluluklar da vardı.

Ayrıca kentte Yahudiler de yaşıyordu. 

Evs ve Hazreç İslam’a girmiş olsa da bu kentin halkı ve kabilelerinde Mekke’de rastlanmayan türden bir düşmanlık ve nefret hâkimdi.

İslam (yeni din) Muhacirleri ve Ensarı en güçlü bağlarla birbirine bağlamış, kaynaştırmıştı ama eski kinlerin yeniden baş göstermesi korkusu sürekli Peygamber efendimizin zihninden geçiyordu. Bunun için safları sıklaştırmak, birliği güçlendirmek için Müslümanları, Allah için yekdiğerinin kardeşi olmaya çağırdı.

O ve Ali b. Talib kardeş oldular. Amcası Hamza da azaldı kölesi ile kardeş oldu ve diğerleri…
Yahudiler ile de Medine vesikasını imzalayarak karşılıklı özgürlük ve ittifak ile Yesrib kentinin birliğini ve güvenliğini sağlayarak büyük bir siyasal başarı göstermişti.

Herkes güven ve huzur içerisinde Yesrib’in şimdiye kadar görmediği birliğe ve barışa kavuşmuştu. Fakat Yahudiler güçlenen İslam karşısında ittifakı bozacak eylemlerde bulunuyor, münafıkların da desteğiyle birlikte Evs ve Hazreç arasındaki eski kinleri ve nefreti uyandırmak için ellerinden gelen fitneyi yayıyorlardı. Bunu fark eden Peygamberimiz (s.a.v) ve Müslümanlar uyanıklıklarıyla bu fitneyi bertaraf edebilmişlerdi. Fakat Yahudiler ittifaka ihanet edip, arkadan vurup, Müslümanların namusuna dokunacak kadar ileriye gidince Medine’yi terk etmek zorunda kalmıştılar.

“Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi” yazarı Profesör Antony Black ise Peygamber efendimizin bu hamlesini ve başarısını şöyle dile getirir: “Medine vesikasında ve Medine’deki ilk öğretilerinde açıkça görülmektedir ki Muhammed’in amacı bir kabileler konfederasyonundan kendi ahlaki misyonu tarafından yönlendirilen bir ümmet yaratmaktı. İslam bireyi toplumsal sorumluluğun merkezine yerleştirerek kabile toplumunda devrim yaptı; artık kimse Tanrı’dan saklanmak için grubun arkasına sığınamayacaktı. Adalet kaygısı klan bağlarına üstün gelmeliydi. Adil olmayan bir davada kendi halkına yardımcı olmak anlamındaki asabiye (kavmiyetçilik, grup ruhu) kınanıyordu. Asıl önemli olan şey kabile, ırk veya cinsiyet değil, dindarlıktı.”

Bu gün ülkemizde sosyal ağlarda hem Türk ulusalcılar hem de Kürt ulusalcılar kavimlere karşı büyük bir nefret suçu işlemektedirler. Kimi Türk kavmini kimi de Kürt kavmini yüceltip birbirlerine karşı nefret, kin, garez, aşağılama kusarken benim gibi kardeşlik bağlarını din boyutuyla ve evrensel temel hak ve özgürlükler bağlamında ele alan, inanan insanlar bu durumdan fazlasıyla ürkmekte, endişe etmektedir.

Hem ümmet hem de çoğulcu yüksek bir medeniyet (Osmanlı) tecrübesine sahip olan toplumumuz maalesef seviyesini kavmiyetçilik, kabilecilik boyutuna indirgeyerek bu durumu içselleştirmiştir.
Öncelikle devletin kuruluş politikası olan tepeden inme ulusalcılık şu an halk bazında da başarısını elde etmiştir. Ülkemizdeki tüm kavimler, etnik gruplar birbirlerinden nefret eder hale gelmiştir. Maalesef sosyal ağlar ve ulusalcı olmayan komşularınızdan bile bu durumu tespit edebilirsiniz.
Ancak Peygamber varisi bir lider yeniden bu birliği, kardeşliği tesis edip yeni çoğulcu yüksek toplumumuzu kurabilecektir. 

Yeniden çoğulcu, felsefik, özgür, yüksek İslam medeniyetimiz için her türlü ulusalcı, ırkçı, cinsiyetçi düşüncelere hayır diyoruz. 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL