Hacer Aydın
Hacer Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Siyasi lider Şair Sezai Karakoç ve Kılıç

GİRİŞ 17.04.2012 GÜNCELLEME 17.04.2012 YAZARLAR

1990 yılında "güller açan gül ağacı" amblemiyle Diriliş Partisi'ni kurmuş, yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütmüştür. Ancak parti 19 Mart 1997'de 2 genel seçime girmediği için kapatılır. Karakoç yeniden 17 Nisan 2007 de Yüce Diriliş Partisi’ni kurar. Partinin kısa adı “YÜCEDİRİ-P”dir.

Sezai Karakoç, o bildiğimiz her gün TV’lerde gözlerimizi oyarcasına sokulan parti liderleri gibi bir siyasetçi, lider asla olmamıştır. Bu durumu olumlu ya da olumsuz anlamda ifade etmiyorum. Parti kurulduğundan beri iç âleminde yüce dirilişi arayan oluşumun lideri olarak Sezai Karakoç geçen hafta basına bir demeç verdi. “İran, Türkiye, Suriye çatışması tuzaktır” dedi. İslam âlemini bölen parçalayan, işgalci emperyalist güçler ve Moğol, Haçlı saldırılarını bu günkü dış tehditler kadar yıkıcı, parçalayıcı bulmaz. Avrupa ve Amerika Türkiye’yi bir tuzağa çekmektedir demektedir.

Türkiye, sürecin başından itibaren gerek Başbakan Tayyip Erdoğan gerek Dış İşleri Bakanı Ahmed Davutoğlu tarafından Esad yönetimine her türlü barışçıl, akli, fikri, kalbi çağrıyı yapmıştır. Fakat Esad yönetimi kendi bildiğini yani şiddeti okuyup muhalefete karşı gün geçtikçe artan bir katliam ve şiddet uygulamaktadır. Diri diri yakılıp, boğazlanan erkekler, babalarının kollarında feryatla taşınan, ciğerleri yakan, küçücük yavruların parçalanmış cesetleri ve tecavüze uğrayıp katledilen kadınlar karşısında ne Monna Rosa okunur ne fikir ne de insanlık dersi verilir. Belki en büyük insanlık dersi tüm Firavun-i orduları dünya üzerinden kaldırmaktır.

İran’a gelince,  Esad yönetiminin yapmış olduğu “Kerbela”yı nasıl hazmetmektedir? Böyle bir İran artık İslam devrimine sahip çıkamaz. İran yönetimi Esad’ın da bir Yezid olduğunun farkında değil midir?

İran İslam devriminden etkilenmiş Sünni kitle, Esad yönetiminin Kerbela’sına açık destek veren İran yönetiminden artık nefret etmektedir.  İran yönetimi, katledilen Sünniler karşısında, insanlık vicdanı bile gösterememektedir.

Karakoç:

“Çözümün sadece silah ve kılıç olduğu doğru değildir. Daima ondan daha güçlü olan bir çözüm vardır ve o çözüm fikirdir aksi halde zarar verir” der.

Hal böyle iken; insanlar katledilip, diri diri yakılıp bununla birlikte boğazlanırken fikir ve kalem maalesef kılıçtan keskin olamamaktadır.

Sezai Karakoç’un endişesi İslam Âlemidir. Maalesef İslam âleminin iki asırdır parçalanmışlığı, dünyaya gelen her Müslüman insanın derdi olmuştur.                                

Yeni bir bilinçlenme ve kodlanmaya ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Bu ise düşünsel gelişim, ruhi atılım, fizik ve metafizik okumalarla olacaktır. Bu anlamda fikir-kalem, kılıçtan üstündür.  Ancak insanın en temel hakkı yaşamak iken ve sürekli gözümüzün önünde Esad rejimi tarafından masumlar ve insanlık katledilirken “Diriliş”ten, kalemin üstünlüğünden söz etmemiz mümkün gözükmemektedir.

İnsan çuvaldızı daima başkasına batırırsa hiçbir zaman kendisine gelemez, başaramaz büyüyemez, hareket edemez. Asırlardır Batı bize göz açtırmadı dedik. Niye açtırsın ki? Ama Batı, çuvaldızı kendisine batırarak ortaçağ leşinden çıkmayı başarmıştır. Ki kendi aralarında yüz yıl, otuz yıl savaşları yapmış bir Batı dünyası vardır… Aralarındaki bir asırlık kanı durdurmak için 1648 de Vestfalya Antlaşması’nı yaparak sükûna ermişlerdir. Nedense İslam âlemi iki asırdır hep Batı’yı suçladı. Ama İslam âlemi olarak kendi içimizdeki eşkıya saltanatlardan kurtulmadıkça kalem kılıçtan üstün olmayacaktır.  Barış olmayacaktır…

Karakoç yine bu demecinde:“İslam Âlemi ya topyekûn birleşecek ya da topyekûn esarete düşecektir” der.

Bu sözlerine katılmamak mümkün değil ama topyekûn birlik, önce bizlere esareti layık gören içimizdeki eşkıya saltanatlardan kurtulmakla olabilecek bir iştir. Kılıçla ya da kalemle… Umarız kalemle…

Sezai Karakoç demişken Monno Rosa dememek ayıp olur

VE MONNA ROSA

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.

Sırrını söylüyorum vefakâr balıklara:

Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.

Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,

Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi

çiçeğinin aydınlığında ara..

Hacer Aydın - Haber 7

aceraydin@hotmail.com

YORUMLAR 4
  • Dolunay 13 yıl önce Şikayet Et
    Kendiniz demişsiniz.. 'Diriliş' ten bahsetmek mümkün gözükmüyor. Sizin için bayağı uymuş..
    Cevapla
  • ahmer serin 13 yıl önce Şikayet Et
    Çözüm olark önerdiğiniz şey ABD NİN ıRAK ÇÖZÜMÜNDEN İBARET FARKINDAMISINIZ. Sezai Karakoçun önerisi sn. yazarın ve piyasadaki savaş çığırkanlarının çözümlerinden çok daha gerçekçidir. İddia ediyorum reel politik olarak daha sağlamdır savaş çığırtkanlarının önerisi hiç bir çözüm getirmeyecektir. ..... Kalem olmaz silah diyorsunuz....Bir gözünüzün önüne getiriniz .... tanklarla uçaklarla yani Esat gibi gireceksiniz şehirlere...Ne bekliyorsunuz halk yolun iki yanına yerleşmiş olarak sizi karşılayacak ve gidip malazgirt savaşı gibi ovalarda Suriye ordusu ile savaş mı yapacaksınız. Halka hiç bir şey olmayacak öylemi .... Saddam da Esat gibi değil mi idi ne oldu o günden beri 1 milyon Iraklı öldü milyonlarcası mülteci hala her hafta yüzlerce masum ölüyor... Bumudur çözüm.... Siz neyi çözüm olarak sunduğunuzun farkında bile değilsiniz.... Bir iç savaşın -ki oradaki gerçek durum budur Esat kadar muhaliflerde masumları öldürmektedirler- içine düşeceksiniz ve bu bataklık suriyeyi türkiyeyi iranı içine çekecek ve ondan sonra her üç ülkede de beklesin abd nin gelmesini
    Cevapla
  • ahmer serin 13 yıl önce Şikayet Et
    Sezai Karakoç Esatçı imiş deşifre edenler sağolsun. Bu iş futbol kulübü taraftarlığımıdır. Mesele ya bendensin ya ondan yüzeyselliği ile analiz edilebilirmi. Sezai Karakoç şu kadarcık analizi yapamayacak çaptamıdır.... Suriyeye tek bir kurşun atmayalım demek Esed meşrudur demek onu korumak demek değildir. Açıklamada böylesi bir müdahalenin yine masumları öldüreceğinden bahsediliyor. Masum kanını diğer masumların kanı ile temizlenirmi... Esadı uyarmak ama nasıl muhaliflere silah verip saldırtıp sen dokunma onlar şehirleri ele geçirsin uyarısı yapılan. Bunu hangi devlet kabul eder. Çok değil bir buçuk yıl önce tek kurşunun atılmadığı zamanlar vardı. evet Ehli sünnetin en temel görüşlerindendir zalim de olsa sultana S-İ-L-A-H-L-I Muhalefet olmaz. Sonuç daha çok ölüm daha çok acıdır. Mücadele fikri entellektüel şekilde yapılır ve meşruiyetini yitiren hiç bir iktidar silahla ayakta kalmaz kalamaz. Elbet silah dışı her türlü muhalefet meşrudur haklıdır ve esede karşı desteklenmelidir...
    Cevapla
  • Ahmet Ar 13 yıl önce Şikayet Et
    HÂL VE GİDİŞ GÜZEL!. Batı'nın kucağımızda bulduğumuz gayri meşru çocuğu "kadın-erkek tartışmaları"ndan yakamızı kurtarınca asli meselelerimizi hatırlamaya başlıyoruz ve ortaya ne güzel yazılar-fikirler çıkıyor. Başkalarının kontrolünde olmayınca katılmadığımız fikirlerin bile bir asaleti oluyor. Misal, bu yazı... Gerçi bu yazıda öyle katılmadığımız çok fazla bir şey de yok. Teşekkürler Hacer Hanım. (Kalanını hususen yazarım)
    Cevapla