Hakikatin engeli metotsuzluk
Bir asır vatanın parçalanmasıyla geçti bir asır da arta kalan parça ile yeni bir devlet kuruldu.
Yeni cumhuriyet ise faşist siyasetin emrinde ruhları parçaladı, birliği bozdu ve anlamsızlaştırdı.
Fizik-metafizik hakikatler ne ateist öğrencinin ne de bir Tanrı’sı olan öğrencinin umurunda. Akademiler hâlâ ideolojik sınıfların kavga alanıdır ve bilimsellikten uzaktır…
Eğitim ve öğretim, ortaöğrenimde 4 çarpı 3 de olsa, öğretim yılı uzasa da öğrenciler neden okuduklarını bilmeyecek. Tablet bilgisayarlar ise atariden farksız görülmeyecek.
Milli Eğitim Bakanları “Eğitimde Metot Problemini” tartışmaya açmalı.
Bir çocuk ortalama 6 yaşında okula başlıyor ve bir yılda okuma yazmayı öğreniyor. Bundan sonra çocuk, liseye hatta üniversiteye kadar gereksiz bir sürü ders yüküyle sırtında ne taşıdığını bilmiyor. Öğrencilerimize kitap yüklü hamallar desek yeridir.
Eğitim sistemimiz sadeleştirilmeli. Öğrenci de zihinsel hamallıktan kurtarılmalı…
İnanılmaz derecede anlamsız, fazla ve gereksiz ders var.
Sonuç: Türk Eğitim Sisteminden çıkmış birey, kitap okumaktan nefret ediyor. Bilimden nefret ediyor. Felsefe ise ona göre saçmalık. Sanata ise hiç gerek yok...
Metotsuzluğun en büyük problemi ise faşist alt yapının hâlâ sürmesidir. Faşist dayatma ortadan kaldırılırsa eğitim sisteminde bir metot çıkma ihtimali yüksek.
İşte o zaman öğrencinin zihni berraklaşır. İdraki açılır. Bir hakikat illaki hedefi olur…
Öğrenci neden kitap okumuyor ya da okumaktan nefret ediyor? Neden medeniyetini merak etmiyor? Neden ülkesinde ve dünyada olup bitenlerden bihaber? Bu gibi sorular metot arayışının birincil soruları olmalıdır.
Bu konu zor bir konudur. Yeni anayasa çalışmaları umarız faşist-ideolojik-eşitliği bozan tüm dayatmaların ortadan kalkmasına yönelik hazırlanır.
Daha sade, daha özgür, daha verimli bir eğitim sisteminden çıkan, okuyup-akleden, merhamet ve adalet duygularına sahip gençleri yetiştiren kurumlara dönüşür temennisi ile…
Hazır okullar kapanırken “ufacık bireyleri geleceğe hazırlama yolu”nda biraz kafa yoralım devletlü-devletsüz… Zira gelecekte bir gün hâlâ böyle bir sisteme evlat kurban vermek istemeyiz.
Biz ziyan olmaktan kendi çabamızla kurtulmaya çalışsak da…
-
Hasan Seyre 13 yıl önce Şikayet Etyarıştan kopan devletler bitti.?. newton zamanında yaşasaydık, kişisel bilgilerimizle sanayi çağına giriş yapabilir, geliştirdiğimiz icatlarla gelişmiş ülkeler arasında kendimize bir yer edinebilirdik. her insanımız normal bir birikimiyle dünyalı akranlarıyla birebir yarışırken zeka ve öngörüleriyle olarak hiçte geri olmadığını gösterebilirdi. ancak 1960 dan sonra mikro teknolojiye geçişle birlikte.devletlerden.daha derin bilgi birikimine sahip şirketler öyle bir aşama kaydettilerki.devlet denilen kurumlar bile.yüzlerce yıllık bilgi birikimiyle aşırı depara geçmiş şirketler karşısında.performans gösteremiyorlar. geri kalmış devletlerin ise ruhuna fatiha okunacak.isterlerse bu saatten sonra binlerce insanını istihdam etsinler ve ar-geye milyarlarca dolar ayırsınlar..yüzyıllık bir ayrışma meydan geldi.bu açıklığı değil fert..devletler bile kapatamaz. müslüman ülkelerden tek türkiye kaldı. oda ya havlu atacak yada bir şey yapacak.ama.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Ahmet Ar 13 yıl önce Şikayet Etbazen böyle güzel şeyler oluyor. ne güzel işte... aslî mevzulara dair yazınca yanlışı bile asil oluyor. ki bu yazıda tamamen fitiz. selamlar.Beğen Toplam 5 beğeni