Beyazlaşan Ayşe Arman
Senin beyazın sana benim beyazım bana… Senin dinin sana benim dinim bana…
Ak parti iktidarında bile başörtülü kızların fotoğrafları çekilip hâlâ fişlendiği, okullarda sınavlara alınmadığı; İzmir’de, havuzda çocuğuyla birlikte tesettürlü mayo giydiği için tartaklanan kadınların olduğu bir Türkiye Ayşe Arman’ın beyazı mı?
Her halde Ayşe Arman’ın “zaman, uyanma zamanı” diye yazdığı; hayatının en korkunç en bed yazısı budur. Bu yazının ardındaki iradeyi de insan merak ediyor? Zira aynı gün Ertuğrul Özkök de “ Türkiye’nin Tahrir’i neresi olacak” diye dehşet verici bir yazı kaleme aldı? Yiğit Bulut da Özkök’ün bu çıkışlarından bir grup (faiz-medya-darbe) iradesi aradı.
Ama benim burada önemsediğim konu “toplumların gri olması” meselesidir. Gri toplumlar hayatı güzel, erdemli, geliştirici, geçişken ve yaşanılır kılar. Ki ben griyim. Kendi aileme karşı da griyim topluma karşı da...
Ha, gri olmak kolay bir şey değildir. Sürekli erdeme ulaşma sınavı gerektirir.
Senin dinin sana benim dinim bana demek (gri olmak) öyle kolay bir hal değildir. Kendi egonu yeneceksin, kimsenin kıçı-başı konun olmayacak, kimsenin halini ve tavrını kendine karşı bir saldırı ve saygısızlık olarak almayacaksın, tek derdin; Allah’a ve hümanizmaya inanıyorsan kendi yanlışların, kendi halin, kendi tavırların, kendi sorumlulukların olacak… İşte o zaman gerçekten toplumda gri ve erdem sahibi olunur.
Kur’an bizden bu erdemi beklemektedir. Eğer Kur’an, ‘senin dinin sana benim dinim bana’ diyebiliyorsa gri bir toplumun olmasını temenni ediyordur. Hiç kimse aynı şeye inanmak, aynı şekilde hissetmek, aynı şekilde giyinmek ve yaşamak zorunda değildir.
Aynı dine ve aynı ideolojiye inananlar arasında bile yüzlerce fark, hissediş, duruş, varken aklı başında, eşyanın hikmetine vakıf olmuş insanlar asla siyah-beyaz bir toplum istemezler.
Ayşe bikini giyerken, Zeynep tesettüre uygun mayosunu rahatlıkla giyebiliyorsa, Fatma kara çarşaf giyiyorken Şeyda pantolon giyip başını örtebiliyorsa, işte o toplum canlı, hayat dolu yaşayan bir organizma ve hava alan bir toplumdur.
Ama bu ülkede Ayşe, bikinisini rahatlıkla giyebiliyorken başörtülü kızlar hâlâ okullara alınmıyor ve iş bulamıyorlarsa, memur olamıyorlarsa...
.”Ben anladım ki insanlar fena halde bıkmışlar, yılmışlar. Çaktırmıyorlar ama olup bitenden gerçekten nefret ediyorlar. Dışarıdan baktığınızda hayatlarını sürdürüyorlar. Hatta olup bitene ilgisiz gibi duruyorlar. Gençler, kadınlar, üniversiteliler, emekliler, yurtdışında yaşayanlar, anneler, babalar, işçiler, patronlar… Öyle böyle değil, müthiş bir tepki var. Size yemin ederim, beyinlerinin bir tarafı isyan halinde. Herkesin canına tak etmiş. Bu da beni acayip umutlandırıyor. Alttan alta kaynıyor bu ülke.”
Kusura bakma Ayşe Arman ama bu yazınızdan dehşete düşmemek elde değil? Griliğiniz daha başlamadan bitmiş, hümanistliğiniz yerlerde sürünmüş ve çok çabuk gaza gelmişsiniz.
Alttan alta bu ülke kaynamıyor.
Ne oldu? Okullara mı alınmadınız? Memur mu olamadınız? İşyerleriniz, bağınız bahçeniz, mabetleriniz devletin kamu malı mı oldu? Ticaretleriniz mi engelleniyor? Eğlenceniz, gece kulüpleriniz mi kapatıldı? İçki içemiyor musunuz? Şimdiye kadar bikininizle denize, havuza giremediğiniz bir yer var mı?
Fatih çarşambada bile mini etek ve dekolteyle dolaşıp bunu haber yaptınız. Ki sizin gibi pek çok kadın yıllarca bu semtlerde rahatlıkla mini eteğiyle rahatlıkla dolaşmaktadır. Ve dolaşsınlar…
Çarşaflı bir kadının sizin ultra lüks semtlerinizde, İzmir’de tartaklanmadan darp almadan yürüyemeyeceğini çok iyi biliyorum. Ki modern başörtülü kadınlar bile sizin beyazlarınızdan nasibini fazlasıyla almaktadırlar.
“Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor” Marshall Berman… İşte Ayşe Arman; tüm probleminiz bence bu: O kadar katıydınız ki o kadar beyazdınız ki beyaz Türklerin dışında herkesi yarım asırdan fazla ötekileştirip, yok saydınız. Onları; renklerinden dolayı eğitim ve çalışma haklarını ellerinden alıp, aşağıladınız. Şimdi ise korkunuz; başkalarına yaptığınız şeyin aynısını yaşamak.
İnsanlar ne ekerse onu biçer… Korkunuz bundan olsa gerek…
Biz griliğimizle, kendi camialarımızdan ve sizin camialarınızdan gelen beyazlar karşısında dim dik; “senin dinin sana benim dinim bana, onun dini ona, ateistin dini ateiste, agnostiğin dini agnostiğe, Kemalist’in dini Kemalist’e, Nurcu’nun dini Nurcu’ya, Selefi’nin dini Selefiye, Süleymancı’nın dini Süleymancı’ya vb. diyoruz, demeliyiz, hep diyeceğiz. Senin gibi gaza gelip hemen “beyaz olduk” asla demeyeceğiz.
Size ve tüm topluma çağrım “erdemli ve gri olalım” olacaktır.
İnsan: Bir gün bu dünyadan geçip gideceğini çok iyi bilen trajik bir varlıktır. Hayatı boyunca bir sürü şey görür. Bir sürü acı ve sevinç yaşar. Düşünceleri, duyguları, hissedişleri sürekli değişir. Çukurlara düşer, bulutlarda gezer. Hayatının anlamını kaybedip silahı başına dayadığı gibi anlamını yeniden kazanıp hayatı kucaklar. Boşluğa düşer ya da tutunacak bir inanç bulur. Bir bakmışsın ateistken Müslüman oluverir. Bir bakmışsın başörtülüyken başını açar, açılır, saçılır... Bir bakmışsın bikini giyerken çarşaf giyer… İnsan bu kadar değişken bir varlık iken bizler son nefesimizin ne olacağını asla bilemeyiz. Önemli olan: aramızda barışı, merhameti, erdemlerimizi yükseltmektir.
Biz istesek de istemesek de hayat aslında gridir. Gri olana sahip çıkmak ise büyük bir erdemdir. Lütfen griye sahip çıkalım. Hayatı tepkisel olarak değil; anlayarak, dinleyerek değer vererek; birbirimizi yok sayarak değil hissederek, erdemi kuşanarak, onu yükselterek, daima barış isteyerek yaşayalım… Lütfen hep birlikte iyi olmamız adına…
aceraydin@hotmail.com
-
backbone 13 yıl önce Şikayet Etgri olmak. ahir zaman müslümanları olarak ateş olan imanı muhafaza etmek bu kadar zor iken gri olmak adına tavizler vermek işden bile değil. hoşgörü, yaşayana ve varlığa saygı duymak ile flexable(her yöne eğilebilen, rüzgar gülü misali) olmak arasında şeytanın bizi çok güzel avlayabildiği ince bir nokta var. yazarın bahsettiği gri olmak tanımı çizgiyi aşmış gibi görünüyor. zikrettiği isim savundugu doğrular ve başardığı misyon göz önüne alınırsa ağza almaya bile değmeyecek bir fikir (!) sahibi..müslüman gri olmaz beyaz olur..gri lik ikilikdir ve müslüman ikili olmaz net olur ve yineleyerek söylüyorum beyaz olur.. saygılı olur ama bir o kadarda ilkeli olur dik durur. ayrımı ince çok önemli bir çizgi...siz bırakın beyaz türk'lük onların olsun..bizim derdimiz beyaz müslüman olmak ve kalmak olsunBeğen Toplam 9 beğeni
-
turgut1 13 yıl önce Şikayet Etdurun döğüşmeyin. ayşe armana ne olmuş?Beğen Toplam 3 beğeni
-
Sümeyya 13 yıl önce Şikayet Ettranslatorün anlayış kapasitesine ben de hayranım. çünkü mantıklı ve mahirce yazıyor.birisi gündeme düşmeyegörsün.artık bıktırana usandırana kabak tadı verene kadar yazmaya başlar birtakım yazarlar.çünkü konu sıkıntısı çekmektedirler.haftaya da siyah bir ayşe arman başlığı görmek üzere odaklandım.her tonu deneyeceğiz bakalım hangisi tutarsa:)Beğen Toplam 5 beğeni
-
Aysun Nur Ay 13 yıl önce Şikayet Ettranslatörün anlayışş kapasitesine hayranım. hayranım doğrusu karşısındaki yazar kadın olunca bir anlayış eksikliği kıtlığı ...ya illa arı gibi sokacak ama bu hezeyana düşüyorsun kardeş please tekrar okuBeğen Toplam 3 beğeni