Hacer Aydın
Hacer Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Fantezi mekânı kurucuları

GİRİŞ 23.09.2012 GÜNCELLEME 23.09.2012 YAZARLAR

Psikanalizin önemli kavramları: “simgesel” ve “imgesel”dir. Psikanalizde “simgesel alan” babayı yani; kültür, toplum, kadın ve erkeğin olduğu alanı oluştururken “imgesel alan” ise anne ile ayrılmadığımız tek vücut olduğumuz, doğal halimiz; bilinçdışımızdır. 

Lacan, hayatının son dönemlerinde psikanaliz çalışmalarını bu iki alan arasını ayıran bariyerin üzerine yapmıştır. Zizek de bu iki gerçekliği (simgesel, imgesel) ortadan yaran; bu iki gerçeklik arasındaki bariyere “fantazi mekânı”, “karadelik” olarak nitelendirerek psikanalize yeni yorumlar getirmiştir.

“Fantazi mekanı”nı Zizek, Patricia Highsmith'in “Karanlık Ev” adlı hikâyesini konu alarak şöyle anlatır ve yorumlar: “Olay, erkeklerin akşam barda toplanıp her zaman bir şekilde kasaba yakınlarındaki bir tepede bulunan ıssız, eski bir binayla bağlantılı olan nostaljik anıları, yerel efsaneleri -genellikle gençlik maceralarını- yad ettikleri küçük bir Amerikan kasabasında geçer. Bu esrarengiz “karanlık ev”in üzerinde bir lanet; erkekler arasında da oraya yaklaşmanın yasak olduğu konusunda üstü kapalı bir fikir birliği vardır. Eve girmenin ölümcül tehlike getirdiği varsayılır (evin perili, olduğu, evde yalnız yaşayan ve bütün bu davetsiz misafirleri öldüren bir delinin oturduğu gibi söylentiler vardır), ama “karanlık ev” aynı zamanda, hepsinin ergenlik anılarını birbirine bağlayan bir yer, kuralları, özellikle de cinsellikle ilgili kuralları ilk kez “ihlal” ettikleri, ilk sigara içtikleri yerdir de. Hikâyenin kahramanı kasabaya yeni taşınan genç bir mühendistir. “Karanlık ev”le ilgili bütün efsaneleri dinledikten sonra, meclistekilere bu esrarengiz evi ertesi akşam araştırmak niyetinde olduğunu söyler. Adamlar bu sözlere sessiz ama yoğun bir hoşnutsuzlukla tepki verirler. Ertesi akşam genç mühendis evi ziyaret eder, başına korkunç en azından beklenmedik bir şey gelmesini beklemektedir. Bu yoğun beklenti içinde karanlık, eski harabeye yaklaşır, gıcırdayan merdivenleri tırmanır, bütün odaları inceler, ama zemindeki çürüyen birkaç kilim dışında hiçbir şey bulamaz. Hemen bara döner ve meclisteki adamlara zafer kazanmışçasına bir edayla “karanlık ev” dedikleri yerin eski, b..tan, bir harabe olduğunu, esrarengiz ya da büyüleyici hiçbir yanı olmadığını söyler. Adamlar dehşete kapılır; mühendis tam oradan ayrılacağı sırada adamlardan biri hiddetle üzerine saldırır. Mühendis kötü düşer yere ve az sonra da ölür.  Adamlar yeni gelmiş bu mühendisin yaptıkları karşısında niye bu kadar dehşete kapılırlar? “Karanlık ev” erkeklere yasaktı, çünkü nostaljik arzularını, çarpık anılarını yansıtabilecekleri boş bir mekan işlevi görüyordu: genç mühendis “karanlık ev”in eski bir harabeden başka bir şey olmadığını söyleyerek, onların “fantazi mekanını” günlük sıradan gerçekliğe indirgemiş oluyordu. Gerçeklik ile fantazi mekânı arasındaki farkı hükümsüzleştirmiş, adamları arzularını dile getirebilecekleri bir yerden yoksun bırakmış oluyordu.”

Zizek bu “karadeliği”, “fantazi mekânı” gerçekliğini böyle yorumlarken gözlerimin önünden vatanımda bol bol olan: bir sürü fantazi mekânı gerçeklikleri ve onların kurucuları sıralanıp geçip gitti. 

Mesela:

Futbol mekânı kurucuları, statlar ölçüsüz küfürlerin ve kavgaların benliklerine kattığı güç ile gol gol dedikleri anda yaşadıkları şehvetin ve şiddetin mekânı…

Argonun bol bol sitkom kıvamda kullanılıp, bel altından şehvetle ve şiddetle anlatılan hadis rivayetleri, dinsel hikâyeler ve ayetler “gol, gol” demeden de bıyık altından ve üstünden gülüşmelerle müritlerin fantazi mekânına olan bağlılıklarını arttırır.

Ölçüsüz makyaj ile güzelliğin cırtlatıldığı; kompliman ile ayetlerin birbirine karıştırıldığı; hurisel kalıplarla hep güzel olduklarını hisseden dişilik aygırları için de bu haremvari mekânlar cennet vaat eden dinsel fantazi mekânları olmuştur.

Ve bu mekânların örnekleri de yani; dinsel ve seküler fantazi mekânları ülkemizde hiç de az değildir. Eğer kolay yoldan malı götürmek istiyorsanız insanların psikolojilerindeki kara deliklerden faydalanıp mekânınızı, öncelikle bir fantazi mekânına dönüştürün. Bakın nasıl da bir haftada müritler ve üyeler toplayacaksanız; hem de fanatik fanatik…   

Hikâyede öldürülen mühendis rasyonel aklı, yalın gerçekliği simgelerken insanların gerçeklikle yüzleşememesinin kurbanı olur. ‘Fantazi' ve ‘fanatiklik' aynı kökten gelir. Mekân ve mekânın kurucuları ne kadar fantazi yaparsa kendilerine o kadar da mürit ve fanatik toplarlar. Akıl ve basiret ise orayı çoktan terk etmiştir…

Hacer Aydın - Haber 7

aceraydin@hotmail.com

https://twitter.com/hacer_aydn

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • İbrahim Dursun 13 yıl önce Şikayet Et
    fantazi mi fantezi mi ?! ..sloven zizek in -fantazi mekanı-hakkında bir araştırma..-2. bahsi geçen kelimenin nasıl yazıldığına ilişkin zihinlerde oluşmuş ikilem. tdk'ya göre fantezidir doğru yazımı…fantezi :isim fransızca fantaisie.. 1- sonsuz, sınırsız hayal, fantazya..2-değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş.."üstelik büyük bir taklit kabiliyeti ve fantezisi vardı." - r. n. güntekin..3- sıfat süslü ve türü değişik olan.."yerinden doğrulmuş fantezi ipek çoraplarını, yeni gömleğini gururla göstererek. gülüyordu." - r. n. güntekin..4- halk dilinde kullanimi ise fantaazi dir…5- kelime öbeği itibariyle fanta'dan gelmektedir. yanlış kullanımı kopirayt usülsüzlüğüne yol açar....6--fantazya da diyen bulunur..7-fantasy....8-halk dilinde ise:altıncıya giderseniz fantazi bilezik isteyiniz!bakalım size nasıl karşılık verecek!..:):)bunun fanatiklikle ne ilgisi olabilir?!:):):)vesselam
    Cevapla
  • hanif koray 13 yıl önce Şikayet Et
    fanatiklik ve fantazi aynı kökten değil. fantazi mental imagele alakalıdır. aslı fantostur ki görünüp kaybolmakla alakalı. kızılmaske fantom ya da fantom enerji vaya fantom uçağı gibi. fantasi antik yunanda ve felasifede hayal yetisi anlamında kullanılır. fanatik ise, fan, yani, temple ile alakalıdır. festivalde olduğu gibi mabedin coşkulu üyesi için fan ate icus, fanatik denmiş. yazarın durumu mühendis gibi sukutu hayale uğramasın. özelin köy hikayesi vardır. herkesin bildiğinin tersini söyleyince mühendis gibi o da kovulur. o yüzden slovan haklı. herkesin fantazisini yıkınca, kasabalının çaresi kalmıyor.
    Cevapla
  • Hasan Seyre 13 yıl önce Şikayet Et
    dürtüsel bakışa..saplanıp kalan toplumların hali.... o romanda çok güzel tasvir edilmiştir. o boş metruk ev aslında insani bakıştaki dürtüyle tasvir edilen fantazisel dünya ile..evrensel bakıştaki mühendisvari bakışın farkını ortaya koyan bir referanstır.ve ne yazikki bizim gibi ortadoğu toplumları ayıp kavramının biraz ötesi olan fantazi kavramına bile geçememişlerdir. nerde kaldıki batısal bakış olan mekanik bakışa geçerek.kendini ayıp altında saklayan tabiatı keşfedeceklerki.bizimkinin bakmakta ar ettiği ve güya onunla günahtan uzaklaşıp tanrı tarafından mükafatlanacağı diyen kafaların ürettiği.ve bu coğrafyayı doğmalara teslim eden anlayışla.bu sınırı bir türlü geçemeyerek ve patinaj yapmaya devam ederken.buna karşı batılı.miyon denilen yaralara merhem yaparak,hastaları sağlığa kavuşturup, binlerce sevap aldığı bir olayda..cennetin yeni sahipleri olarak ortaya çıkmıştır..kızını doktor etmeyip kadın doktor arayanlara duyrulur..
    Cevapla
  • Hasan Seyre 13 yıl önce Şikayet Et
    newton mekaniğinde..eşyaya bakış..fantazisel değil..mekanikseldir... çünkü.eşya ve tabiat kendini ayıp denilen şeyin arkasında gizlemektedir.böylece insanın kendisini keşfetmesini şuyunda geçenleri anlamasını engellemektedir.bakmayın siz ayıp denilen kelimenin dört harften oluştuğuna.o kaleden bile sağlamlıkta yıkılmaz bir kavram olup.iki kıtanın birini geride bırakırken diğerini çağlar ötesine.istikbale taşımıştır..işte mahberi şanslı kıta avrupayı.ileri taşıyan görüş.ayıpsal fantaziyi.estetik ahlak sınırlarına alıp.eşyaya dürtüsel değil.mekaniksel bakışla geçilmesi ve tabiataın keşfedilme olayının sonuna kadar açılmasıdır.mesela ayıp organı bu bakışta "üreme" organı adını alır. işlevi olan mekaniksel bir makina olarak görülür. matematiksel, kimyasal ve fiziksel bir denklemle işleyen modelleri yapılır. parçaları tek tek incelenerek tabiata ait bu alet taklit edilerek.insanlığın yararlı hale dönüştürülür.sanayide fabrikalar ve işletmeler kurulur.
    Cevapla
  • tankoy oytun 13 yıl önce Şikayet Et
    fantazyanın fethi.. ve ergenekon'un çöküşü . istanbulun fethinden daha önemli bir olay aslında..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle