Hakan Göksel
Hakan Göksel
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Merkez'in kararı, sokak iftarı ve Tek Çatı!

GİRİŞ 24.08.2011 GÜNCELLEME 24.08.2011 YAZARLAR

Merkez Bankası faizleri değiştirmeyerek ne demek istedi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faizle ilgili kararını 23 Ağustos'ta açıkladı.Merkez Bankası borçlanma faizi oranını yüzde 5'te borç verme faiz oranını yüzde 9'da sabit tuttu. Politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının da yüzde 5,75'te sabit tutulmasına karar verdi.

Merkez Bankası'nın kararı öncesinde ekonomistlerin büyük kesiminin beklentisi döviz kurundaki hareketlilik nedeniyle politika faizini ve yabancı para karşılık oranlarını indirmesi yönünde idi.

Beklentilerin aksine Merkez Bankası faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmedi ve piyasalara döviz kurunda 'korkulacak bir durum yok' mesajını verdi. Cari açık konusunun hala birinci gündem olduğunu aldığı kararla ifade eden Merkez Bankası'nın ikincil gündeminde küresel ekonomik durgunluk endişelerinin olası senaryoları ve enflasyon hedefi var.  

Merkez Bankası'nın  son dönemde beklentilerin dışında kararlar alması, önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi proaktif bir politika belirlenmesinden kaynaklanıyor. Durmuş Yılmaz'la başlayan süreç Erdem Başçı ile devam ediyor. Merkez Bankası piyasaların yönlendirdiği değil piyasalara yön veren bir politika izliyor.

Merkez Bankasının yabancı para cinsinde zorunlu karşılıkları indireceği beklentisinin boşa çıkmasının ardında da geçtiğimiz haftalarda aldığı döviz ihaleleri kararı ve döviz kurunun yatay bir seyir izlemesi de yatıyor...  Merkez Bankası'nın bu kararı döviz kurlarında aşırı bir yükselme beklentisi olmadığı mesajını da veriyor. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda TL'nin döviz kuru karşısından beklenenin üzerinde değer kaybettiğini ifade eden Merkez Bankası Başkanı Erdem Baş aldıkları bu kararla TL'nin bir miktar değer kazanarak olması gerektiği yere geleceğini de işaret etti.

Borsadaki düşüşlerin nedeni yerli yatırımcı

Borsada da geçtiğimiz hafta hareketlilik sert iniş ve çıkışlar her ne kadar piyasaları endişelendirse de 51 bin 500 destek seviyelerinin altına inmemesi borsada uzun vadede yukarı yönlü bir hareket olacağı izlenimini veriyor. Borsa 54 bin 500 direncini kırarsa bu çıkışını 56 bine kadar sürdürmesi mümkün görünüyor.

Borsada özellikle küçük bir ayrıntıyı gözden kaçırmamakta fayda var. Her hafta pazartesi günü yayımlanan borsada yabancı yatırımcı verileri yayımlanır. Bu hafta borsadaki yabancı yatırımcı payının yükseldiği yönündeki veriler, İMKB'deki düşüşün nedeninin yerli yatırımcı olduğunu gösteriyor. Yine aynı veriler yabancı yatırımcının İMKB'ye olan güveninin arttığını işaret ediyor. Kısacası yakın bir zamanda Türkiye borsalarına yabancı sermaye girişi daha da artabilir...

Altın fiyatlarındaki artış endişe yaratıyor

Altın fiyatları ise son dönemde rekorlara doymuyor. En son uluslararası piyasalarda onsu 1900 dolar seviyesine kadar çıktı. Altın fiyatlarında yükselişi tetikleyen ABD'deki ekonomik durgunluk ihtimali ve AB'nin borçlanma krizi olarak gösteriyor. Altında uluslararası piyasalarda 2200-2400 dolar seviyelerine çıkacağı tahmin ediliyor. (Bu tahminlere katılmıyorum daha önceki yazılarımda altında balon endişelerinden bahsetmiştim ve kısa vadede yükselebilir de demiştim... ).

Diğer taraftan yükselen altın fiyatları tedirginliği de beraberinde getiriyor. BRIC ülkeleri diye tabir edilen ülkeler de artık bu gidişattan rahatsız olmuş olmalı ki Çin AB'nin krizinin bitmesi gerektiğini ve Almanya ve Fransa'ya bu konuda güvendiklerini ifade eden açıklamalar yaptı. Altındaki yükseliş için son 1-2 ay demek yanlış olmaz...

KÖŞEMİZİ ZENGİNLEŞTİREN BAŞLIKLAR

Bu hafta reklamda alkışlarımızı hak eden reklam Renault Fluence'nin reklamı oldu.

Başlıklarımıza sızanlar arasında sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği iftarlar ve mahalle iftarları var.

Kitap tavsiyemiz borsaya ilgi duyanların defalarca okuması gereken, konunun uzmanı Ali Perşembe tarafından kaleme alınmış 'Teknik analiz mi dedin? Hadi canım sende...' isimli kitap.

Sevgili basın bunu da yazın dedikleriniz arasında ise kısa süre önce 646 sayılı KHK ile yürürlüğe giren Tek Çatı uygulaması var... (Önümüzdeki günlerde bu konuya daha geniş yer vereceğim...)

FLUENCE REKLAMINDA SON DAKİKA GOLÜ

Renault Fluence reklamını ilk izlemeye başladığımda babaları ile birlikte aracın içerisinde seyahat eden 2 kız çocuğundan birinin diğerine, 'sizin arabada bundan var mı?' sorularının önce tepki çekeceğini ve olumsuz örnek oluşturacağını düşünmüştüm ki finalde bu ayrıntının kıvrak bir zeka ile son dakika golüne çevrildiğini gördüm...

Arka koltukta aracın içerisinde araca ait bir takım özellikleri göstererek 'sizin arabada bundan var mı?' sorusunu yönelten çocuk yanındaki arkadaşından aldığı cevaplarla sağladığı prestiji, babasının; arkadaşının babasına kızını işaret ederek 'sizin evde bundan var mı?' sorusu ile reklama incelik katılmış alkışı hak ediyor.

TEKNİK ANALİZ Mİ DEDİN? HADİ CANIM SENDE

Borsa konusunda uzman isim Ali Perşembe'nin Teknik analiz mi dedin? Hadi canım sende...' isimli kitabı borsada işlem yapan, yeni giren ya da meraklı olanların mutlaka okuması gereken kitaplar arasında...

Teknik analizlerle anlaşılmaz kılınan borsayı analizle nasıl kolaylaştıracağınızın yolunu gösteren kitap Scala Yayıncılık tarafından 4 kitap olarak yayınlanmış.

Kitap yeni çıkmış bir kitap değil fakat borsaya ilgi duyanları mutlaka okuması gereken kitaplardan bir tanesi... Kitabı okuduğunuzda karmaşık tabloları, verileri, grafikleri nasıl yorumladığınıza siz de hayret edeceksiniz... Ayrıca 'borsaya ne zaman girilir, ne zaman çıkılır? Alım ve satım için doğru zamanlama nasıl olmalıdır? Borsada sık kullanılan terimler ne anlama gelir?' gibi birçok soruya cevap bulacağınız kitabı kolayca okuyup anlayabilirsiniz üstelik herhangi bir uzmanlık seviyesine de ihtiyaç duymadan...

SOKAK İFTARI VE DİĞER DAVETLER

Ramazan'ın ilk haftasından sonra yoğun bir iftar daveti trafiğinin içerisinde buldum kendimi. Malatya Sanayici ve İşadamları Derneği, Vergi Denetmenleri, MÜSİAD, İMES, Ortadoğu Makine İhracatçıları Birliği, Milli Eğitim Müdürlüğü davetlerini sokak iftarı ile sonlandırdım..

Tüm davetlerde Somali hassasiyetini gördüğümü ifade etmek gerekir. İsrafa kaçmayacak biçimde hazırlanmış iftar sofralarında Afrika'ya yardım konuları da unutulmadı. Davetler sırasında açıklamalar yapan evsahibi STK'lar, dernekler, vakıflar daha önce yaptıkları bağışların ve iftar sırasında da davetlilere yeni bağışları nasıl yapacağı bilgisini verdi. Davetlerde, kim ne derse desin 'Afrika'ya yardımı da biliriz, iftar geleneğini de yaşatırız' düşüncesi hakimdi.

Sokak İftarları

Geçtiğimiz Cumartesi günü Üsküdarda düzenlenen sokak iftarı tam da oturduğum mahalleye kurulmuştu. Caddenin yarısı masalarla donatılmıştı. İftar alanına gittiğimde kapımın önüne kadar kurulan masalarda yıllarca aynı semtte oturan ama birbirlerini de tanımayan insanların birlikteliğine şahit oldum... 

Mahalle iftarının ziyaretçileri arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ak Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu ve Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara da vardı. İftar öncesi masaların arasında dolaşarak halkı selamladılar... Mahalleli ile aynı sofrada buluşan Başkanlar çok kısa konuşmalarla halkın Kadir Gecesi'ni ve Ramazan Bayramını'nı kutladılar.

Yalnız özellikle iftar sonrası mahallenin alacağı o görüntüleri de düşünmüyor değildim… Hayalimde israf edilmiş, yerlere dökülmüş ve bir şekilde ziyan olmuş yemekler vardı. Saatlerce yerinden kaldırılmayan masalar sandalyeler.. Yerlere atılmış peçeteler, pet şişeler bardaklar vs…

Hiç de korktuğum gibi olmadı. Öncelikle yaklaşık 40’ar kişilik aralıklarla kurulan masalarda herkesin servisi açılmıştı. Poşet içerisinde ideal boy ekmek ve yine poşet içerisinde, kaşık, çatal, bıçak, şeker ve kurdan vardı. İftardan önce koruma kaplarında salatalar, sular, ayranlar ve tatlılar masaya servis edilmişti.

İftara kısa süre kala görevliler dört bir koldan canla başla çalışarak 1000 kişiyi aşan misafirlere iftar için hazırlanan çorba, patlıcan kebap ve pilavda servis edildi. Yemeklerin sıcak olarak muhafaza edilmesi de başarılmıştı. İtiraf edeyim iftarın tek olumsuz tarafı iftar yemeklerinin ambalajının kapağını açarken zorlanmamdan başka bir şey değildi. Çaya kadar her şey düşünülmüştü.

İftar sonrasında ise alanın halini yeniden görmeye gittiğimde birkaç saat içerisinde tertemiz bırakıldığını gördüm. Kim ne derse desin ‘isteyince oluyor hatta isteyince gerçekten güzel oluyor.’

SEVGİLİ BASIN BUNU DA YAZIN: TEK ÇATIDA DEĞİŞEN YOK MU YOKSA?

Vergi Denetmenleri, Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları ve Gelirler kontrolörlerinin Tek Çatı altında toplayan 646 sayılı KHK’na uygulanmaya başladı. Uzun zamandır tek çatı altında birleşmeyi bekleyen 3500 vergi denetmenine yapılan haksızlıklar düzeltildi diye düşünürken karşıma çıkan tablo beni biraz üzdü.

646 KHK sonrası konuşma fırsatı bulduğum denetmenlerin hepsinin ortak düşüncesi ‘Tek Çatı bizler adına önemli bir kazanç’ idi. İlk etapta diğer denetim elemanları ile aynı statüde ve direk bakana bağlanmaları onlar için yeterliydi.

Ama ben daha çok diğer uygulamaları merak ediyordum. Maaş konusunu sorduğumda katsayının arttığını ifade ettiler ama değişen bir şey olmadığını da eklediler. Çünkü aldıkları 400-500 lira olan maaş artışı farklı bir uygulama ile kesinti olarak ellerinden alınmıştı.

 Tek Çatı uygulaması öncesinde küçük büyük mükellef ayrımı yapılmazken şimdi yalnızca küçük mükelleflerle sınırlandırılmışlar.  Kast sistemine ilişkin bir şey söylemek için çok erken olsa da değişen bir şey olmadığı görülebiliyor.

Ne diyelim düzenlemenin altyapısını yapanların Tek Çatı uygulamasına ya da vergi denetmenleri ile aynı statüde olmalarına karşı olduklarını sağır sultan biliyordu. Hazırladıkları taslak da bu kadar oldu.

Bu konuyu ileriki dönemde köşemde ayrıntılı biçimde yeniden ele alacağım…  Her ne kadar bu da bekledikleri gibi olmasa da vergi denetmenleri Tek Çatı’nın kendileri için büyük bir kazanç olduğunu düşünüp işlerini daha bir şevkle yapıyorlar… Ayrıca hala düzenlemenin bitmemiş olması umutlarını kırmış değil…

hakan.goksel@haber7.com

Twitter: hakan_goksel

YORUMLAR 1
  • birinsan 14 yıl önce Şikayet Et
    1998'den önce mesleğe girmiş olan Vergi Denetmenlerine. %50 yeterli %50 yetersiz denilerek zulmedilmeye devam ediliyor.(Bazı bürokratlar.%51 oy almış bir iktidara ve onun çıkardığı 646 sy. KHK.ye kafa tutuyor) 1998 öncesinde yeterlik sınavına girmemiş olan(O zamanda başka bir sınava girerek aslında yeterliğini almış olan) denetmenlerin yazdığı binlerce inceleme raporunun geçersiz olduğu iddia edilmesin diye Vergi Denetmenlerine 5345 sy. Kanunla kısmen(inceleme yapma ve Rapor yazma bakımından) yeterlisiniz denildi.Ancak yeminli mali müşavirlik ve 3.600 ek gösterge bakımından yetersizsiniz denildi.Böyle bir uygulama akla, vicdana, insanlığa sığar mı? Yeterlik ya vardır ya da yoktur.Yarı yeterli yarı yetersiz denilerek dünya litaratüründe olmayan bir kavram üretildi.Sürücü ehliyetin var ama bu ehliyetin şehir yolunda geçersiz köyde geçerli demek gibi bir uygulama.Sn.Başbakanımızdan, kurulmuş olan Vergi Denetim Kurulu Çatısını yıkmak isteyen ve zalimliklerini sürdüren bu kişilere karşı Allah rızası bizlere sahip çıkmalarını bekliyoruz
    Cevapla