Babanız Vehbi Koç değilse dikkat edin
Geçmişinize ait bir suçunuzun veya sabıkanızın olmadığını ispatlamak için adliyeden alabildiğiniz sicil kaydı veya halk arasında bilinen adıyla “Temiz Kağıdı” artık tek başına yeterli değil.
Daha çok “Online İtibar” olarak bilinen internette bıraktığınız izlerin durumu, önemli değilmiş gibi görünse de bir süre sonra başınızı ağrıtabilir veya hiç beklemediğiniz bir anda fazladan değer de katabilir.
Geçtiğimiz günlerde katıldığım etkinlikte, önemli bir haber sitesinin yöneticisi anlatıyor;
“Okurumuzdan bir e-posta geldi. E-postada, yaklaşık 5 yıl önce siyasi habere gençlik heyecanı ile yazdığı yorum, bugün iş başvurusunda karşısına çıkmış ve yorum nedeniyle de o işe alınmamış. Bundan sonra yapacağı işlerde yine karşısına çıkmaması için bizden o yorumu silmemizi rica ediyor” diyor.
İnsan kaynakları yöneticileri, artık sadece adli sicil kaydına bakmıyor. Yaptıkları ilk iş, kişiyi veya kurumu başta Google olmak üzere arama motorlarında aramak oluyor. Buna ek olarak, sosyal ağlardaki davranışlarına da bakılıyor.
Özgür ve sanal olan bu alemde ürettiğiniz içerikler ne olursa olsun. İster blog yazısı, ister bir haber yorumu, isterseniz de Facebook’ta paylaştığınız bir fotoğraf veya Twitter’dan gönderdiğiniz mesaj. Bu içeriklerden sadece siz sorumlu oluyorsunuz. Çünkü internette bıraktığınız izler kolay kolay silinmiyor.
Ürettiğiniz içeriklerin, kaynağında silinmesi de yetersiz kalıyor. Söz konusu içerikten izinsiz ve kontrolsüz olarak alınan kopyalar, halen arama sonuçlarında listelenmeye devam ediyor.
Hatta bu işi ekmek kapısı haline getiren şirketler bile var. Tanıtımda şöyle diyor şirket;
“Google'da isminizi, markanızı veya ürününüzü aradığınız zaman karşınıza rahatsız edici bilgiler mi çıkıyor? Online itibar yönetimi çalışmalarımız ile sonuçlarınızı iyileştirelim.”
Bir gazete haberinde, muhabirin veya ajansın bir hatası nedeniyle sizin veya bir yakınınızın ismi kötü bir şekilde yayın edilmişse vay halinize. Adınızı Google’da arattığınızda saniyeler içerisinde yüzlerce farklı sitede yer aldığını göreceksiniz.
Bir diğer haberci arkadaşımdan doğrudan öğrendiğim gerçek örnek;
Bir genç, tecavüz olayına karışır. Bu haber, ajanslar aracılığıyla tüm internet haber sitelerinde yer alır. Daha sonra bu kişinin suçsuz olduğu ispat edilir. Ancak iş işten geçmiştir. Bir süre sonra evlenmek üzere olan bu gencin nişanlısının ailesi, genç hakkında yaptıkları Google aramasında bu haberleri görürler ve nişan bozulur.
Bu içeriklerin kaldırılması için yapılan hukuki başvurular, son zamanlarda avukatlar için de önemli bir gelir kaynağı olmuş durumda.
Durumdan şikâyetçi değilim ama bu isim benzerliğinden ben de nasibimi aldım sanırım. Öyle ki; internette kendi adımı arattığımda çıkan sonuçların çoğunda Abdullah Öcalan ile beraber İmralı’da kalan bir başka terör mahkûmuna ait haberler karşıma çıkıyor.
Bir mizansen ile yazımı bitirmek isterim.
Rahmetli Vehbi Koç’un oğlu Rahmi Koç, kendisine çok pahalı bir yat alır. Gazeteciler Vehbi Koç’a denk geldikleri bir toplantıda şöyle derler;
“Vehbi Bey, oğlunuz çok pahalı bir yat aldı. Hayatınız boyunca lüksten kaçtınız. Bu yat olayı için ne düşünüyorsunuz?
Vehbi Koç cevap verir;
“Alır tabii ki. Ama ben alamam. Çünkü benim babam Vehbi Koç değil” der.
Demem odur ki; eğer babanız Vehbi Koç değilse, internette yazdıklarınıza dikkat edin.
Hakkı Alkan - http://twitter.com/hakki_alkan