Hasan Cemal
Hasan Cemal
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Uyarı: Sisteme teslim olsanız da başınız gider!

GİRİŞ 27.08.2008 GÜNCELLEME 27.08.2008 YAZARLAR

Şaban Dişli olayı’nda AKP liderliğinin zamanında gösteremediği ya da geciktirdiği duyarlık...
Soykırım duyarlığı...
AKP hükümetinin, soykırımla suçlanan Sudan Devlet Başkanı’nı Türkiye’ye davet konusundaki inadıyla sergilenen duyarsızlık...
Laiklik duyarlığı...
“Laiklik elden gidiyor mu?” sorusundan kaynaklanan korku ve tedirginliklerle ilgili olarak AKP’nin göstermesi gereken ve hâlâ gündeminde duran duyarlık...
Eleştiri duyarlığı...
Başbakan Erdoğan’ın kendini bir türlü tam olarak alıştıramadığı duyarlık...
Azınlık haklarına duyarlık...
AKP hükümetinin daha hâlâ yerli yerine oturtamadığı bir başka duyarlık alanı...
Bu liste uzatılabilir.
Ama gerekmiyor.
Burada özellikle belirtilmesi gereken bir nokta var. Bütün bu duyarlık alanlarının çerçevesi, bir yerde demokrasi ya da ‘demokrasi kültürü’nü oluşturuyor.
Bir başka deyişle:
Eğer demokrasi diyorsanız, bu konuların tümünde özellikle siyasetçilerin, iktidar ya da muhalefet partilerinin duyarlık göstermesi önkoşul niteliği taşır.
Elbette demokrasi yalnız bunlardan ibaret değildir.
Demokrasilerde darbe yoktur.
Muhtıra yoktur.
Demokrasilerde ancak şiddete bulaşan partiler kapatılır; demokratik anayasa ve yasalar başka türlüsüne izin vermez.
Demokrasilerde siyasal iktidar, darbe ve muhtıralarla değil, mahkeme kararlarıyla değil, milletin oyuyla seçim sandığında değiştirilir.
Oyunun temel kuralı budur.
Hukukun üstünlüğü geçerli olduğu için, demokratik düzenlerde hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı yoktur. Devlet de, sivil-asker bürokrasi de hukukla bağlıdır demokrasilerde.
Bu açıdan, demokrasilerde rastlanmayan çarpıcı bir örnek Taraf gazetesinin manşet haberinde yer almıştı:
“Ergenekon’un JİTEM’ci subayları için on yıl önce açılan bir faili meçhul cinayet davasında, Genelkurmay’dan iki kez bilgi istendi. Bugün tutuklu olan Veli Küçük ve Arif Doğan dahil 17 kişinin hiçbiri hakkında bilgi verilmedi, işlem yapılmadı.”
Ahmet Altan‘ın yorumu da şöyleydi:
“Eğer on yıl önce, ordu ‘28 Şubat ordusu’ gibi değil de gerçek bir ordu gibi davransaydı, kendisinden istenen bilgileri yargıya verseydi, kendisinin ‘hukuktan üstün’ olduğunu sanmasaydı, daha sonra öldürülen bir çok insan öldürülmezdi. Cinayetler engellenirdi.” (Taraf, 23.08.08, s.11)
Evet, hukukun üstünlüğü...
Demokrasilerin temelinde yatan bu çağdaş değer ne yazık ki daha hâlâ yakalanabilmiş değil. Bu ülkedeki asker-sivil kimileri daha hala kendilerini hukuk-üstü görebiliyorlar.
Bu zinciri kırmak zorundayız.
Özgürlükler düzenini, insan hakları düzenini bizim ülkemizde de dört başı mamur bir şekilde kurmaktan başka çaremiz yok.
Ve bunun yolu, ‘anayasa reformu‘ndan geçiyor. ‘Hukuk reformu’ndan geçiyor. ‘Siyasal partiler reformu‘ndan. ‘Seçim sistemi reformu’ndan geçiyor. ‘Yolsuzluklarla mücadele reformu’ndan geçiyor.
İleri demokrasi ancak böyle gerçekleşir.
Çağdaş uygarlık bu demektir.
AB yolu böylesi reformlardan geçer.
Ve sözüm, Başbakan Erdoğan’adır.
AKP’nin kurmaylarınadır.
Eğer Türkiye siyasetinin ‘Eskiler Galerisi’nde, tozlu raflar arasında unutulmak istemiyorsanız, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan hakları ve özgürlükler düzenini sakın pas geçmeyin.
Eğer bu konularda ipe un sererseniz, hiç kuşkunuz olmasın, siyaset meydanımızdan askersel ya da yargısal darbeler, muhtıralar, Susurluk ve Ergenekon’lar hiç eksik olmaz.
Ve bir uyarı:
Ve bütün bunlar, sisteme teslim de olsanız, sizin de başınızı yer!
Hiç unutmayın:
Yalnızca ‘kendine demokrasi’ demokrasi değildir.
İlerleme ve istikrarın önkoşuludur demokrasi ve hukuk devleti.
Geçmişte değil gelecekte yaşamak istiyorsanız, demokrasi halkasına asılmaktan başka çareniz yok.
Siyasette yeni dönem notları üç yarın.

HASAN CEMAL - MİLLİYET

h.cemal@milliyet.com.tr  

YORUMLAR 6 TÜMÜ
  • mehmet aslan 17 yıl önce Şikayet Et
    nora can a. ben insanımıza güveniyorum ayrıca aziz nesin o misali ve oranı vereceğine bu demiz ve masum insanları altatan udansın deseyti cok taha etkili olurdu bence....
    Cevapla
  • mehmet aslan 17 yıl önce Şikayet Et
    bu zinciri kırmanın tek yolu. öncelikle siyasal partiler reformu vidrin süslemek tompalatan cıkan m.vekilleriyle deyil halkın ne isdetiğini bilen halkın tanıtığı güventıği atanan deyil halkın oyuyla ve dercihiyle secilen m. vekilleriyle hukuk reformu ve ana yasa değişikliği mümgünolur .
    Cevapla
  • Abdussamet Kandemir 17 yıl önce Şikayet Et
    Liberal Solcuların Desteği. AKP son 3 senedir her alanda ipe un seriyor. Gittikçe ismi yolsuzluklarla kadrolaşmalarla anılır oldu. Egemen Bağış Şaban Dişli'yi savunurken kendinize bakın diyor CHP için. Mertçe Şaban Dişli böyle şey yapmamıştır diyemiyor. Yeni anayasa çoktan rafa gönderildi. 301. maddeyi 3 senede değiştirdiler. Tuzla'da ölümlere seyirciler. Darbecileri yargılanması yolunda bir tane imzaları bile yok. AKP böyle giderse demokratların, liberal solcuların, Kürtlerin ve azınlıkların oylarını alamaz.
    Cevapla
  • Nora Can 17 yıl önce Şikayet Et
    Demokrasi. Demokrasinin olmazsa olmazlarini cok güzel yazmissiniz, ama bizim insanlarimizin demokrasiyi özümlemesi cok zor, Aziz Nesin´i hatirlatirim bu arada. Sürdürün yazilarinizi bu yüreklilikle.
    Cevapla
  • hursit dilaver 17 yıl önce Şikayet Et
    Derdiniz bölmek mi bu vatanı..gaza gelmeyin,akıllı olun.. hasanın yazısının ilk kısmında bir AZINLIKLAR lafı var.bu hangi azınlık. ermeni,rum,yahudiler değil elbet. zaten onların kılına dokunulmuyor. acaba bu azınlık lafı ALEVİLERİN hakları mı. ALİSİZ ALEVİLER, kendilerini ayrı bir din ve azınlık olarak kabul edilmek istiyorlar.Buna göz yuman etkili ve yetkili sivil ve askeri bürokrasimiz dikkat etsin,vatan PKK ile değil, böyle bölünür işte.limse mezhebini vatanı bölme aracı olarak görmesin. Bu tehlike, KURAN/İLAHİ OKUYAN KIZLARdan daha tehlikelidir haa.ona göre.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle