Bir 30 Ağustos'ta daha sivil ve askeri otorite!
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Gürler mi, yoksa bir başka komutan mı? Siyaset kulisi bu soruyla çalkalanıyor.
Altan ve Örsan Öymen kardeşlerin ANKA haber ajansında genç bir muhabir olarak, omuzumda koca bir teyp oradan oraya koşturuyorum.
Yaz sıcağında bir öğle vakti Ankara semaları birden uçak sesleriyle inlemeye başlıyor.
Bir meslek büyüğümüz:
"Muhsin Paşa'nın jetleri!" diyor.
Heyecanla balkona fırlıyoruz.
Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları Çankaya Köşkü'ne doğru dalış yaparken, ses duvarını aştıkları için korkunç ve irkiltici ses çıkarıyorlar.
O dakikalarda, yine Çankaya'daki Başbakanlık Konutu'ndaki havayı sevgili meslektaşım rahmetli Mustafa Ekmekçi şöyle anlatır:
"Jetler Çankaya üstünde alçak uçuş yaptıkları sırada, Ferit Melen Başbakanlık Konutu'nda Kemal Satır, bir de İsmail Rüştü Aksal'la yemekteydi. Jetlerin o denli alçaktan uçuşları konukları tedirgin etti.
Biri şöyle dedi:
'Yahu, alçaktan uçmadılar, dalış yaptılar.'
'Yok,' dedi Ferit Melen, 'Çankaya Köşkü üzerinden uçuyorlar...'
Pencereye koşuştular...
Jetler geçtikten sonra lokmalarını yuttular."(*)
Pencereye koşuşanlar arasında, devrin Başbakanı Ferit Melen de, yani Anayasa'ya göre Genelkurmay Başkanı'nı asıl belirlemek konumunda olan siyasetçi de vardır.
Ama bu konuda son sözü Başbakan değil, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Paşa'nın jetleri söyler ve Gürler Paşa Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturur.
Bir yanda sivil otorite.
Parlamentosuyla hükümetiyle...
Diğer yanda askeri otorite.
Genelkurmay, Silahlı Kuvvetler...
Genelkurmay Başkanı ne yapar?
Görev alanını anayasal, yasal açıdan tanımlamak güç değil:
Silahlı Kuvvetler'e komuta etmek;
Askeri politikayı saptamak.(**)
Darbe yapmak var mıdır Genelkurmay başkanlarının görevleri arasında? Yoktur. Ya sivil otoriteye muhtıra vermek var mıdır? Bu da yoktur.
Yoktur ama vardır.
Darbeler, muhtıralar, rejime müdahaleler her seferinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İç Hizmet Yasası'nın o ünlü 35. maddesinden kuvvet alır:
"Md. 35- Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır."
Ama aynı yasanın bir başka maddesi daha vardır ki, askere siyaseti çok açık bir dille yasaklar:
"Md. 43- Türk Sillahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. Bundan ötürü Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti ve derneklere girmeleri, bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmaları, her türlü siyasi gösteri, toplantı işlerine karışmaları ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmaları yasaktır."
Askere siyaset yasağı konusunda Anayasa ve yasalarda mevcut başka hükümler de vardır. Ama bu ülkede asker yine siyasetin içinde olmuştur.
27 Nisan Muhtırası bir yıl öncesinin tarihini taşıyor.
Bakın, bu konuda emekli bir askeri yargıç, Ümit Kardaş, yeni çıkan kitabında şunları yazıyor:
"Muhtırayı veren asker kişiler, zor tehdidiyle TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunu işlemişlerdir. Bu suçun cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapistir, (TCK 311/1)
Bu muhtıra, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda karar verme aşamasında olan Anayasa Mahkemesi'ni de etkileme amacı taşımaktaydı. Bunun sonucu, muhtırayı verenler açısından yargı görevini yapanları hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs suçu oluşmuştu, (2-4 yıl hapis, TCK 277)
Yine muhtırayı verenler, 'Ne mutlu Türküm Diyene' demeyen herkesi düşman ilan ettiklerinden, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçunu işlemişlerdi, (1-3 yıl hapis, TCK 216/1)
Muhtırayı verenler, bu suçları işlemelerine rağmen neden yargılanamadılar? Çünkü asker kişiler, bu suçları askeri mahalde işlemektedirler. Bu nedenle de sivil siyasi suçlar işlemelerine rağmen ancak askeri mahkemede yargılanabilmektedirler.
Generaller sadece Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılanabildiklerinden, muhtırayı veren Genelkurmay Başkanı'nın kendisi hakkında sicil verdiği askeri savcıya soruşturma emri vermesi beklenemeyeceği gibi, askeri savcının da kendiliğinden soruşturmaya başlaması beklenemez."(***)
Böyle hukuk devleti olur mu?
Böyle demokrasi olur mu?
"Bir 30 Ağustos'ta daha asker-sivil otorite"nin ikinci yazısıyla, siyasette yeni dönem dizisi yarın noktalanacak.
--------------------------
* Hikmet Özdemir, Ordunun Olağandışı Rolü, İz Yayıncılık, 1994, s. 321.
** Hikmet Özdemir, Rejim ve Asker, AFA Yayınları, 1989, s. 144.
*** Ümit Kardaş, 'Ötekiler' İçin Sivil İtaatsizlik Rehberi, Demokrasiyi Militarizmden Nasıl Koruruz, hayykitap, Haziran 2008, s. 130)
HASAN CEMAL - MİLLİYET
-
Sade Vatandaş 17 yıl önce Şikayet EtSorular Sorular. "Böyle hukuk devleti olur mu? Böyle demokrasi olur mu?" Bu soruları yıllardır bir vatandaş olarak ben de soruyorum ve cevabım hep hayır oldu. Ama ne yazıkki böyle idare edilen bir ülkede 50 yılı aşkın bir süredir yaşıyorum ve çocuklarım da burada yaşıyor ve yaşayacak.Sadece üzülüyorum.Elimden başka bir şey gelmiyor.Beğen
-
ahmet öztürk 17 yıl önce Şikayet Etya nekadar ilginç. resepsiyona eşsiz davet edilen bu ülkenin en tepesindeki iki insan cumhur başkanı ve başbakan. çünkü eşlerinin başı örtülü ammaki velakin bu ülkede hala birilerine baskı yapıyormuş bu iktidar ben buna ağzımı bıraktım başka yerimle gülüyorum baskıyı ve despotluğu kimlerin yaptığını artık bebek yaştaki çocuklarda anlayabiliyor.Beğen
-
Ekrem Erol 17 yıl önce Şikayet EtSayın Cemal. Zaten ne demokratik, ne laik, ne sosyal ne de hukuk devletiyiz. Bunlar 85 yıldır bizi kandırmak için söylenmiş, ve bulunsun diye anayasaya yazılmış şeylerdir. Şimdi söyleyin Allah aşkına; Laik devlet din görevlisi çalıştırır, hac organizasyonu yapar mı? Demokratlığımız konusunda ise soru sormaya bile gerek yoktur. Ne kadar demokrat olduğumuz askerlerimizin (devlet memuru nasıl demeç veriyorsa?) konuşmalarından, sözüm ona bazı gazetecilerin! yazılarından yeteri kadar belli oluyor! değil mi?Beğen
-
ertan anapar 17 yıl önce Şikayet Etasker. ülke resmen askerlerin baskı ve kontrolü altında yönetiliyor. bu ülkede rejim demokrasi değildir. demokrasiye geçiş yapılmak zorundadır. bu da kolay olmayacaktır. sivil darbeyle demokrasiye geçiş en acısızı olacaktır.Beğen