İyi ki futbol var, iyi ki Cimbom var!
Keyifliyim. Beşiktaş'ı 4-2 yendiğimiz yılın son derbisini Ali Sami Yen'de heyecanla seyrettikten sonra, bu kez evde televizyonun karşısına oturmuş hem Galatasaray'ın gollerini defalarca seyrediyorum, hem de yorumlara kulak veriyorum.
Şansal Büyüka:
"Bu Lincoln tutulmuyor Hocam."
Erman Toroğlu, şöyle öne doğru kımıldanıp gözlerini biraz daha açmakla yetiniyor.
Şansal Büyüka:
"Hocam, bu Lincoln de bir pas verdi mi öldürmeye veriyor Hocam, müthiş müthiş..."
Ben de böyle düşünüyorum.
Lincoln'ü tutmak çok zor.
Hagi'yi geçebilir böyle giderse... Attığı çalımların kıvraklığı, gol paslarının öldürücülüğü muhteşem. Golleri de çok şık oluyor. Lincoln-Milan Baros-Arda üçlüsü gerçekten keyif veriyor.
Bir ara Ali Sami Yen'e ayaklarım geri geri gidiyordum.
Artık öyle değil.
Beşiktaş maçındaki o gol kolay unutulmayacak. Arda, soldan yampiri yampiri iniyor. Rakibinin üstüne üstüne gidiyor, "Bak, şimdi ben seni geçecem" dercesine.
Geçiyor da...
Top Lincoln'de, bir başka cambazda. Top bir anda Lincoln'ün ayakları arasında kayboluveriyor.
Rakip şaşkın.
Lincoln pasını gerisin geriye Arda'ya verecekmiş gibi yapıp, basketboldaki gibi ince bir feykle Milan Baros'a doğru hafif şandelliyor. Top havada süzülürken, Milan Baros bir anda ceylan gibi fırlıyor ve göğsüyle topu yere indirip voleyi çakması neredeyse eşzamanlı oluyor.
Harikulade!
Rüştü çaresiz, golü seyrediyor.
Bir futbol fanatiği için bundan daha büyük bir keyif olabilir mi? "Gooolll" diye hepimiz fırlıyoruz ayağa. Tribünler kime bağıracağını şaşırıyor. Ama önce golü attırana patlıyor tezahürat:
"Lincoln Lincoln!"
Bu Galatarasay'ın bu yıl dökülmeye başlayan Fenerbahçe'ye yenilmesi, ancak bir yol kazası olarak nitelenebilir.
Ancak, Saraçoğlu engelini yıkmalıyız.
Önce kafaların içinde tabii...
Ne yaparsak yapalım, şu Fener'i bir gün Saraçoğlu'nda evire çevire yenmeden rahat edemeyeceğim. Gerçek Galatasaraylıların duyguları da öyle sanıyorum.
Olimpiyat Stadı'ndaki o 5 gollü zaferimiz, geçen yıl şampiyonluğa giderken Ali Sami Yen'deki iki galibiyetimiz...
İyi güzel de yetmiyor!
İlle de Saraçoğlu'nda yenmemiz gerek Fener'i...
Ya bu yıl Saraçoğlu'nda UEFA Kupası'nı dokuz yıllık aradan sonra ikinci kez kaldırırsak?.. Fenerli dostlara bu kadarı da yapılır mı bilmem ama, bu ihtimal var. Bu takım biraz da kura şansı olursa, yeniden final oynayabilir Avrupa'da...
İyi gidiyoruz.
Yalnız gol yollarındaki Lincoln-Baros-Arda üçlüsüylü, Kewell'la değil, aynı zamanda Ayhan-Mehmet Topal-Barış üçlüsünden kurulu orta sahayla, Sabri-Meira-aslan Servet-Hakan Balta dörtlüsüyle, kalede yerine her geçen gün ısınan de Sanctis'iyle, tabii ki Adnan Başkan ve yöneticileriyle gitgide oturuyor Galatasaray...
Peki ya Skippe?..
Hiç mi payı yok?
Başlangıçta adapte olamamıştı. Şimdi galiba Skippe de alışmaya başladı bizim memlekete...
İspanya maçları geliyor.
Evet, ilki 28 Mart'ta Madrid'de, üstelik Real Madrid'in o görkemli Barnebaou Stadyumu'nda. Dört gün sonra da Türkiye'de oynayacağız. Kayseri'nin yepyeni stadında oynanması ihtimali var İspanya'yla ikinci maçın...
Dünya Kupası'na gidecek miyiz?
2010'da Güney Afrika'ya...
Neden olmasın ki?..
Fatih Hoca eğer Madrid'de iyi bir reçete daha çıkartabilirse, Hamit Altıntop'la Nihat da 28 Mart'a kadar form tutarlarsa, Güney Afrika yolu açılabilir.
Ben buna inanıyorum.
Hele geçen yaz Avrupa Şampiyonası'nı yerinde seyredip, Fatih Hoca'yla aslanlarının o mucize maçlarına tanık olduktan sonra her şey olabilir.
Ne korkunç maçlardı değil mi?
Kalbimiz sağlammış...
Hiç unutamıyorum.
Her seferinde tüylerim diken diken oluyor, o son dakika golleri gözümün önünden bir film şeridi gibi geçtikçe...
İsviçre'ye 1-0 mağlupken, son anda maçı çevirip 2-1 almamız... Hele Çekleri 2-0 geriden gelip, o Nihat'ın son dakika golüyle 3-2 yenmemiz... Hırvatlarla maçı, son saniye golüyle penaltılara götürüp yarı finale çıkmamız...
Unutulamaz maçlardı.
2000 yılında Arsenal'ı yenip, UEFA Kupası'nı Kopenhag'da kaldırırken akan gözyaşlarımıza benzer heyecan ve duygu fırtınalarını bir kez daha yaşamak elbette kolay değil.
Avrupa Şampiyonası'nda finale kıl payı kalmıştı. Almanya maçının en iyi oyuncusu Sabri, kademeye girmekte biraz gecikmeseydi, İspanya'yla finali bizim oynamamız işten bile değil.
Futbol bu.
Adaleti yok işte.
İyi ki futbol var, iyi ki Cimbom var!
İyi pazarlar!
Hasan CEMAL / Milliyet
h.cemal@milliyet.com.tr
-
Ugur AKIS 17 yıl önce Şikayet EtSn Hasan Cemal. Sizin Yazdıklarınızı Okudum Ve Cok Hosuma Gitti.Bu Futboldur.Yenmekte Var Yenılmekte Ama Tabıkı Karsımızdakı Takımda Yenmek İstiyor.FenerBahçli arkadaslarda Hala Mazide Kalan Galibiyetleriyle Övünürler Avrupada Türkiye'yi Rezil Ederler Sadece Bu...Beğen
-
şener BİLMİŞ 17 yıl önce Şikayet Ettesadüf. tabi fenerli kardeşim.ne yaman bi çelişki ne yaman bi tesadüftür ki bu uefa kupası süper kupa bir sonraki sene şampiyonlar ligi çeyrek finali geçmiş te yaşanmış şampiyon kulüpler kupasında yarı final ve geçmişte oynanmış o bi sürü şanlı maçlar kazanılmış. hakkaten ya ne tesadüfmüşBeğen
-
isa ertuğrul 17 yıl önce Şikayet EtKulüp başkanlarında ağlama modası,. Geçen yıl bu numaraya Fb.yatmıştı bu yıl önce trabzon sonrada BJK,baş vuruyor başarısızmısın vur hakemlere federasyona kendileri çok iyi oynıyorlar aslında hep hakemlerin yüzünden kazanamıyorlar bırakın bu işleri GS,idarecileri hiç bir zaman bu yola başvurmaz,bu yaptıkların dolayı hiçbir hakemimiz avrupada yok fareo adaları var bizim yok önce kendimiz beğenelim hakemlerimizi sonra yabancılar..Beğen
-
nusret saruhan 17 yıl önce Şikayet EtFENERDEN ÖĞRENİNCE. Sn Hasan Cemal,Beşiktaş galibiyetini Fenere borçlusunuz . 4 yeyince nasıl atılacağını öğrenip Beşiktaş a denediniz. Kabak onların başına patladı. Yazık oldu gariplere. Aslında Fener e teşekkür borçlusunuz.Beğen
-
mehmet çelikbaş 17 yıl önce Şikayet Etbencede iyiki cimbom var!. bir fb li olarak diyorumki iyiki cimbom var. yoksa biz dokuz senedir saraçoğlunda kimi yenecektik! uefa şampiyonu bile olsanız(tesadüfen) fb yi yenememenin acısı size yeter. yaklaşık bir ay önce mehmet cansun ne demişti: gs reali yenmesin fb yi yensin çünkü türkiyede reali tutan kimse yok! bu acıda size yeter!Beğen