Hasan Cemal
Hasan Cemal
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Demokrasiyi koruma ve kollama (2)

GİRİŞ 08.07.2009 GÜNCELLEME 08.07.2009 YAZARLAR

Askerin sivile bu kadar güvensizliğiyle ne istikrar olur, ne de demokrasi!

Asker bütün demokrasilerde ‘disiplin suçları’ dışında sivil mahkemelerde yargılanır. Bizde de bu yolun açılması demokratik hukuk devletinin ve AB’ye uyumun başlıca gereklerinden biridir.
Erdoğan hükümeti bu açıdan haklı bir yasal düzenleme yaptı, şimdi de Cumhurbaşkanı Gül’ün onayını bekliyor.
Genelkurmay ise buna karşı.

Çünkü ‘sivil’e güvenmiyor.

Bu nedenle Çankaya’dan veto beklentisi içinde. Gerekçelerinden biri, “Askeri mahalde işlendiği iddia edilen suçların sivil savcılarca soruşturulması ve sivil mahkemelerde görülmesi, ‘askeri mahallerin masuniyeti’ni bozar” diye özetlenebilir.

Askerin bu ülkede sivile dönük güvensizliği yeni de değil, sır da değil.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek Paşa, 2003-2004 darbe tertiplerinin yer aldığı günlüklerinin 30 Haziran 2004 tarihli sayfasında, ‘TSK eleştirileri’ başlıklı bölümde bu güvensizliği şöyle itiraf eder: “Terfi senesinde çektiğim sıkıntıyı çok iyi biliyorum. Beni defalarca siviller ile ilişkide olmamam için uyarmışlardı. Lojmanda yaşayıp, orduevlerinde eğlenen ve OYPA’lardan alışveriş yapan bir toplum, nasıl siviller ile ilişki kurabilir ki.

Subayların sivil arkadaşları olmadığı gibi, sivillerin de subaylardan arkadaşları yoktu.
AKP iktidarda iken onlar ile görüşmek günahtır. Hemen Atatürkçülüğe karşı olmakla suçlanırsınız. Ama kimse, ‘Peki, biz bu insanlar ile aykırı fikirdeyiz ama nasıl birbirimizle diyalog kuracağız, nasıl birbirimizi kendi inandıklarımıza ikna edeceğiz’ sorusuna cevap vermez.

Sivillerin yurt sevgisi eksiktir. Çoğunlukla onlar vatanlarını ve milletlerini düşünmeden şahsi yararları için hareket ederler. Onlar tembeldir, çalışmaz ve bedava olarak para kazanmaya bakarlar. Bu nedenle TSK’da herkes çok çalışır ve fedakâr oldukları için her şeye layıktırlar.”

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın kendilerine dönük bu eleştirel bakışı askerle ilgili derin gerçeğe işaret eder.
Kendinden başka kimseye güvenmeyen, kendini ‘kurtarıcı’, sivili ‘başı bozuk’ gören, hele seçim sandığından çıkan siyaset kadrolarına hiç mi hiç güven duymayan, toplumsal farklılıklardan kaygı duyan ve kendini kendi dünyasına kapatan bir anlayıştır bu.

Askerin bu zihniyet dünyasının sağlıklı bir psikolojiyi yansıttığı söylenemez. Askerin bu kendi kendisiyle dolu, eski deyişle meşbu hali ve kibirli duruşu, Türkiye’de siyaset ve istikrarı öteden beri olumsuz etkilemiştir.
Asker bu ülkede kendisini ‘üstün’ ve ‘ayrıcalıklı’ bir zümre haline getirirken, etrafına da toplumla kendisini ayıran yüksek duvarlar örmüş ve surların gerisine çekilmiştir.

Bu da askerin gerçekle bağını zedelemiş, Özden Örnek Paşa’nın itiraf ettiği gibi toplumdan koparmıştır.

Şu da var:

Asker Soğuk Savaş sonrasının dünyasını da iyi okuyamadı.

Kimliklerin, farklılıkların damgasını daha çok vurduğu yeni demokrasi anlayışını, bu açıdan Amerika ve Avrupa’da Türk ordusuyla ilgili olarak kendini belli eden zihniyet değişimini de tam kavrayamadı asker.

Kısacası:
Neyin nereye gittiğini göremedi.
28 Şubat’la da göremedi.
27 Nisan’la da göremedi.

Siyasete yaptığı müdahalelerin 1960’lardan beri sürekli istikrarsızlık tohumları ektiğini, siyaset meydanında kendi gönlünde yatmayan yollar açtığını, hatta yaptıklarının bazen tümüyle ters teptiğini görmek istemedi.
Veyahut nedenlerini anlayamadı.

Asker kendi bildiği yolda devam etti. Hep kendi duymak istediklerine kulak verdi. Hep kendi ezberlerine inandı. Ve hep aynı şeyleri yaptı. Ve ne acıklıdır ki, her seferinde de ‘farklı bir şeyler’ olmasını bekledi.
Ama olmadı.

Hayal kırıklığına uğradıkça da, kendi yüksek duvarlarının arkasına çekildi, toplumla irtibatı koptukça koptu, (sakın yanlış anlama olmasın, asker bu süreçte rejim üzerindeki ağır ‘vesayet’ini tabii gevşetmedi; her fırsatta güçlendirdi.) böylece kendini toplumdan tecrit eden askerin parmak ucu hissi gitgide köreldi.

Orgeneral Başbuğ’un 37 general ve amiralli gösterisi belki de bu gerçeğin çekilmiş en hazin fotoğraflarından biridir.

Hasan Cemal - Milliyet
h.cemal@milliyet.com.tr

YORUMLAR 8 TÜMÜ
  • Murat UZUN 16 yıl önce Şikayet Et
    bana göre.... dünyada iki çeşit ordu vardır: 1-abd, ingiltere, fransa ordusu gibi ülke menfaatleri doğrultusunda işgal vb. gibi operasyonlar yapan ordular. 2-kendi halkını düşman ilan eden ve kendi halkına karşı kullanılan ordular. cezayir,tunus,uganda vb. gibi ülkelerin orduları. birinci gruptakiler savaşla, ikinci gruptakiler darbecilikle iştigal ederler. sual: bizim ordumuz hangi gruba girmektedir?
    Cevapla
  • şahin şahin 16 yıl önce Şikayet Et
    ASIL KOPMA NEREDE OLDU BAKIN BAKALIM?. Asker toplumdan koptu mu, koparıldı mı? Stratejik bir sual. Hadi asker toplumdan kopmasın ve bir subay ve bir öğretmen sohbet etsin de görelim (farzı muhal). -Komşu ekmekliliğe ne kadar var? -5 yıl. Senin ne kadar var? -7,8 sene. -Emekli olunca ne kada alıyon? -20-25 bin felan. Ya sen ne alcen? -300-400 bin neym kadar. -Ğaaa... Not: Yukarıdaki diyaloğun ülkemizle hiçbir alakası yohtur. Muhtemelen Patagonyada gerçekleşmiştir.
    Cevapla
  • Haldun Demircialioğlu 16 yıl önce Şikayet Et
    PKK meselesi. Bundan iki yıl önce asker Pkk ile mücadele için yurt dışı izni istiyordu. Bu izin verildi. Öyle bir intibah uyandırdılarki, sanki terör bu yurt dışı izin ile bitecekti. Büyükanıt bu taleple adeta hükümeti köşeye sıkıştırdı. Ne oldu, koca bir hiç.... Yıllardır bölgede terörün en büyük müsebbi askerin kendi uygulama ve yaklaşımıdır. Şimdi kimse ben teröre karşı müacele ediyorum demesin. Hele askerler. Çünkü Terörü doğuranda, onu bu hale getirende, darbeci askerlerdir.
    Cevapla
  • aydın vatandaş 16 yıl önce Şikayet Et
    Asker Ne için var ?. Nedemek Sivillere güvenmiyoruz nedemek varlık nedeniniz olan sivillere güvenmemek onlar için göreve talip olduğunuzu unutmayın siviller iradelerine müdahale edilsin diyemi finans ediyor sizi sacmalamayın öyle bir l üksünüzmü var bu şuna benzer kendine kendi paranla zarar vermek gibi birşey herkes işini sorumlu olduğu görevi yapacak sadece vazifesini okadar
    Cevapla
  • MURAT GARIPOGLU 16 yıl önce Şikayet Et
    TESEKKUR EDERIM. Simdi su yaziya nasil bir elestri getirilir ki?Sadece tek cumle soyleme ihtiyaci hissediyorum:TESEKKUR EDERIM..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle