Sağduyu... Zirve... Zırva...
İyi güzel.
Türkiye’nin elbette huzur ve sükuna ihtiyacı var, istikrarsızlığa değil. Siyaset meydanı tozduman bir ülkede temel sorunlarla hiç kuşkusuz başedilemez.
Bu nedenle sağduyu çağrılarına ben de katılıyorum.
Gerginliğe son verilmesini ben de doğru buluyorum.
Keşke siyaset sahnesinde ve tabii devlet düzeninde başoyuncular kendi rollerini böyle bir sorumluluk bilinci içinde ve kuralına göre oynayabilseler, sağduyuyu çağrılarının gereğini yapabilseler...
Keşke derken bir nokta var aklımda.
Kırk yıldır bu işlerin içindeyim.
Siyaseti izleyip duruyorum.
Siyaset sahnesi ne zaman karışsa, işdünyasından, devletin zirvelerinden sağduyu çağrıları yapılır.
Aklı başında hiç kimsenin hayır diyemeyeceği demeçler verilir devlet büyükleri tarafından.
Bir zamanlar örneğin rahmetli Vehbi Koç, böyle çalkantılı dönemlerde başbakanları, parti liderlerini sağduyuya davet eden güzel mektuplar da yazardı.
Ama bütün iyi niyetli çabalar sonunda bir işe yaramaz, siyaset gelir bir noktada tıkanır, istikrarsızlık bütün ülkeyi pençesine alıp bir kez daha kıvrandırmaya koyulurdu.
Her şeyin başı olan istikrar güme gidince, ekonomiye dikiş tutturmak da olanaksız hale gelir, aş ve iş sorunları da, demokrasi ve hukuk meseleleri gibi Türkiye’nin yapısal sorunları da beklemeye alınır, ertelenir, yılan hikayesine dönerlerdi.
Kaç kez yaşadık bunu.
Neden?..
Bu tek sözcük üzerinde yeterince kafa yormadan Türkiye’nin düzlüğe çıkabilmesi, bir başka deyişle siyasal istikrarı gerçekten yakalaması çok uzak ihtimaldir.
Bu noktaya bir mim koyun.
Ve bugün Balyoz operasyonlarıyla yeniden güncelleşmiş olan Türkiye’nin asker sorunu üzerinde askeriyle siviliyle düşünmeden, bu sorunu demokrasilerdeki modellere uygun biçimde hal yoluna sokmadan gerçek istikrarı yakalamak güç değil, olanaksızdır.
Biliyorum buna dudak bükenleri...
Ama Türkiye’nin tekrar tekrar yaşadıkları, dudak bükenleri bugüne kadar haklı çıkarmış değil.
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Hasan CEMAL / Milliyet
-
ömer erol 15 yıl önce Şikayet Ethesap soranlar. bugüne kadar milletin parası ile millete hizmet verecek kurumlar hep millete hesap sordu ve mafya babası gibi milletin başına bela oldu. yeter artık milletin parasıyla yaşayanlar millete hizmet vermeli ve hesap sorulmalı. katillere tanınan haklar artık yargısız infaza tabii olanlarada tanınmalı ve yeter ARTIK SÖZ HAKLI OLAN MİLLETİN OLMALI HİZMETLİLERİN DEĞİLBeğen
-
uğur zerman 15 yıl önce Şikayet Etneyimiz var ne alır ne kalır. 10 liran var 100 liralık ihtiyaçın ne alırsın önce en önemlisini bakalım hükümete. ne yapıyo diye muhalefet ver yansın ediyo şunu niye yapmadın bunu eksik yaptın diye ne yaptı diye bakan yok siyasıler söylüyo anlıyorumda vatandaşın dedemin partisi babam seviyodu diye parti tutmasını hala bu devirde anlamakta zorlanıyorum vay memleketim vay tabi bu millete 12 eylül gibi baskı sindirme siyaseti lazım evinde otur bişeye karışma sonra ekmek aş iste aglamyana meme yok kardeşim herkes elinden geleni yapacak.Beğen