Arafat mahşerin, provası ya da aranan marifetin kapısı
MEKKE/ARAFAT
Sizler bu yazıyı okuduğunuz saatlerde biz Mekke’den çıkıp, Arafat’a ulaşmış olacağız. Hüccacın çoğu dün geceden Arafat’a ulaştı bile. Bizler de onların izinden şimdi Arafat’tayız.
Arafat marifetin kapısı ya da marifetin arandığı mekan; makam!
Marifet dedik. Kalp ile idrak. Gönül ile kabul. Allah’ı bulmak, tanımak, teslim olmak.
Arafat’tayım, marifeti aramaktayım!

***
Hani demiştik ya bir önceki yazıda. Hac baştan aşağıya sembollerle dolu bir ibadet.
İşte bembeyaz kefen içindeyim. Şu an bir meyyit kadar zararsız, bir meyyit kadar çaresiz, bir meyyit kadar teslimiyet içindeyim. Üzerimde uçuşan börtü böceğe de ayağımın altındaki taşa toprağa, ota, ağaca da zarar veremeyecek haldeyim.
Marifeti aramaktayım, kavrulan sıcakta alevlerle birlikte yanmaktayım.
Ne bir arsıza söz söyleyebiliyorum...
Ne bir hadsize hadini bildirebiliyorum...
Kefenler içinde milyonların arasında yapayalnız bir viraneyim.
Marifeti aramaktayım.
Cebelü Rahme… Rahmet tepesinin yanı başındayım.
Adem aleyhisselam ile Hava annemiz gibi Allah’ın rahmetine muhtaç halde kıvranmaktayım.
Affına muhtacım. Merhametine muhtacım. Gazabından, merhametine sığınmaktayım.
Arafat’tayım marifeti aramaktayım..!
Aklım başımda cürmümü bilecek kadar hem de... Haddimi aştığımı bilecek kadar, cürüm işlediğimi itiraf edecek kadar hem de.
Muradım, aklım başımdayken “estağfurullah” diyerek Allah’ın gazabından Allah’ın merhametine kavuşmaktır.
Marifete ermektir..!

Bilmektir, idrak etmektir. Gönlümle, kalbimle “La ilahe illallah” diye bilmektir. Emrini bize ulaştıran için “Muhammedurrasullullah” diye haykırabilmektir.
Teslim olmayı öğrenerek, emrine itaat ettiğime teslim olmak için…
Arafat’tayım!
Marifeti aramaktayım.
Arafat’tayım!
Akabe biatına katılan sahabeyi selamlamaktayım.
Arafat’tayım!
Hazreti Peygamberin Veda Hutbesi’ne şahitlik etmekteyim.
"Ey insanlar! Arab'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab'a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır" diye haykırdığını duyar gibiyim.
Arafat’tayım, ufkun ötesindeki meleklerle birlikte saf tutmaya, hazırım!
Üzerimdeki kefen ile kulluktayım!
Acizim, çaresizim, işte şimdi bilinçsizim...
Marifetin kapısını aramaktayım...
Arafat’tayım..!
Bir vaktin bir vakti kadar Vakfe’de durmaktayım...
Milyonları milyonlara katıp aminlere amin demekteyim.
Ceme cem... Kara ile aka, kızıl ile sarıya kardeş olmaktayım...
Arafat’tayım!
***
Bir yanım hüccac...
Diğer yanım gök ehli...
Birazdan yürüyeceğim.
Arafat’tan çıkıp gece boyu yürüyeceğim.
Yürüyeceğim.. Akacağım..
Marifet denizinden şuur iklimine koşacağım.
Meş’ar-i Haram’da Müzdelife’de şuur ile selamlaşacağım...
Zülüfleri kuşanıp şuura ermek için bekleyeceğim.
Kör şeytan bekle beni Cemarat’ta her bir taşı içimi kemiren şeytana fırlatmak için saat saymaktayım.
Arafat’tan Müzdelife’ye oradan Mina’ya ve Cemarat’tan yeniden dünya hayatına döneceğim.
Bir yönüm ahirette diğer yönüm yeryüzünde... “Rabbena atina, fit dünya hasene…”
Arafat’tayım...
Müzdelife’deyim...
Mina’da Cemarat’tayım...
Ziyaretteyim.
Kabe’deyim...
Huzurdayım!
***
Kurban Bayramı’nız mübarek olsun!
Arafat’ta Efendimiz’in “Ey insanlar” diyerek başladığı veda hutbesini duymak….
İşte hemen şurada, karşımızda sanki yine Hazreti Peygamber (as) hutbede,
"Ey insanlar! Bilmiyorum, belki de bugünden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım. Allah’ın rahmeti bugün sözümü işitip onu iyice kavrayanların üzerine olsun" diye söze başlıyor.
Ve sanki, "Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin" diyerek bize bir kez daha sesleniyor.
Ve devam ediyor, "Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder.
Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Bütün insanlar Âdem’den gelmiş, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takvâ iledir.
Biliniz ki bu şehriniz Mekke, bugününüz arefe ve bu ayınız Zilhicce nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokunulmazdır.
Câhiliye devrindeki her türlü ribâ (faiz) kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat ana paranız sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. Kaldırdığım ilk faiz amcam Abbas'ın faizidir. Câhiliye devrinin kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası akrabalarımdan Âmir’in kan davasıdır.
Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.
(...)
Sözümü iyi dinleyin ve belleyin. Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Bir Müslüman'ın malı rızası olmadan diğer bir Müslümana helâl olmaz. Sakın zulmetmeyin. Herkes ancak kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğul da babasının suçundan sorumlu tutulamaz.
(...)
Rabbiniz olan Allah’tan sakının, O’na kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan ayında oruç tutun, hac ibadetini yerine getirin, mallarınızın zekâtını gönül hoşluğuyla verin. Yöneticilerinize Allah’ın kitabına uydukları sürece itaat edin ve böylece Rabbinizin cennetine girin. Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşüp birbirinizin boynunu vurmayın. Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir.
Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kur’an’la peygamberinin sünnetidir" diyerek hutbesini bitiriyor.
Ve sanki yine Resûlullah, "Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. O zaman ne diyeceksiniz" diye soruyor ve sanki biz bugün 632 yılının Zilhicce Ayı'nın 9’uncu gününde olduğu gibi hep birlikte, "Allah’ın risâletini tebliğ ettin, görevini yaptın, bize nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz” diyoruz.
Ve sanki bugün de aramızda yaşayan Rasulullah Efendimiz (as) şehâdet parmağını semaya doğru kaldırarak, “Şahit ol Ya Rab, şahit ol Ya Rab, şahit ol Ya Rab” diyor.
ŞAHİT OL YA RAB, ŞAHİT OL YA RAB, ŞAHİT OL...
Bugün arefe. Yarın Kurban Bayramı.
Kurban için Kur’an-ı Kerim’de, “Onun ne kanı ne eti Allah’a ulaşır” diyor Rabbimiz. Aslolan bizim ihlasımız, samimiyetimiz.
O yüzden biz de emrine uyup, derin vadilerden yorgun bineklerle geldiğimiz Mekke'den bir ikindi vakti çıkıp ulaştığımız Arafat'ta şimdi, vakfedeyiz.
Şimdi kıyametin provasındayız.
Şimdi Efendimiz'in (as) öğütlerini dinlemekteyiz.
Şahitlik etmekteyiz.
Emrine iman ederek, kitabını tasdik ederek, Efendimiz'in (as) sünnetine uyarak, huzuruna geldik...
Şimdi sen de bize şahit ol Ya Rab. Şahit ol Ya Rab. Şahit ol...
-
Misafir 3458 4 saat önce Şikayet EtALLAH CC Kabul etsin her sene gidebiliyorsunuz 15 sene bekleyenler varBeğen
-
Ramazan 8 saat önce Şikayet EtHacı Hasan Emmi Allah haccınızı mebrur v makbul eylesin.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Arefe günümüz 9 saat önce Şikayet EtAllah cc haccınızı kabul ve makbul eylesin bizleride duâlarda unutmayın inşallah hasan bey İstanbuldan yazıyorum sizlere selamlar saygılar...Beğen Toplam 1 beğeni
-
Abdullah 9 saat önce Şikayet EtBakınca insan mutlu oluyor ama kuru kalabalık işlevsiz bir işe yaramayan bir çoğu çıkar menfaat ticaret için gidiyor hakkıyla eda edenler istisnaBeğen
-
ahsen 9 saat önce Şikayet Etallah kbul etsin hasan abim bizede dua etBeğen Toplam 1 beğeni