Keramet ve Mehdî
Dünkü yazıya sebep olan 1. soruda “Mehdi inancı, evliyaların gösterdiği keramet, evliyalardan medet umma gibi dinimize yerleşmiş olan batıl inançlar” ifadesi geçiyordu. Bunlardan birini “medet umma konusunu” açıklamıştık.
“Evliyanın gösterdiği keramet” ifadesi uygun değildir, evliya, hokkabazlar gibi keramet gösterisi yapmaz; Allah, çok kere onların iradesi dışında, adına keramet denilen olağanüstü olay, yardım ve durumları yaratır. Doğru ifade “evliyada zuhur eden keramet”dir. Peygamberler için mucizeye ve Allah'ın velî kulları için keramete inanmak “batıl inanç” değildir.
Mehdî meselesine gelince, bu konuda daha önce yazdıklarımdan bazı nakıllerle yetineceğim:
Hıristiyan misyonerlerin istismar etmeye yeltendikleri bir konu da Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği inancıdır. Bu konuda bazı sahih hadislerin bulunduğu doğrudur, ama bu hadislerin ortak noktası olan “Hz. İsa tekrar gelecek” kısmı tevatür derecesinde olsa bile ki, bu da tartışılabilir, tartışılmıştır- detaylarla ilgili haberler (nasıl geleceği, hangi din ve şeriatla amel edeceği, neler yapacağı...) İslam inancı (itikad) için yeterli olacak güçte hadislere dayanmamaktadır (detaylar konusundaki rivayetler mütevatir değildir). Yine de müslümanların genel olarak inandıkları husus, Hz. İsa'nın müstakil bir peygamber olarak değil, Son Peygamber Muhammed Mustafa'ya (s.a.) tabi olarak, onun tebliğ ettiği dine hizmet etmek için geleceğidir.
Ben bu “İsa ve Mehdi'nin geleceği ile ilgili rivayetler ve inançlar” karşısında şöyle düşünüyorum: Bunların gelseler bile- ne zaman gelecekleri belli değildir, müslümanlar olarak bizim vazifemiz, bozulanı düzeltmek için Hz. İsa'yı ve Mehdi'yi beklemek değildir, ne böyle bir vazifemiz, ne de mazeretimiz vardır; bize, bulduğumuz imkanlar ölçüsünde ne yaptığımız ve ne yapmadığımız sorulacaktır. Hz. İsa olsun başka birisi olsun hiçbir kimsenin, yeni bir din getirme veya Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği dini kısmen yahut toptan kaldırma selahiyeti asla yoktur. Hıristiyan ve Yahudilerle diyalog kurarken unutulmaması gereken bir şey de, peygamberler hakkındaki inançtır; biz müslümanlar Hz. Musa ve Hz. İsa'nın birer hak peygamber olduklarına, ama onların tebliğ ettikleri kitapların ve dinin değiştiğine inanıyoruz, ama genel olarak Hıristiyanlar ve Yahudiler bizim peygamberimize inanmıyorlar; bu temel farkı unutmayalım.
İnsanları yoldan çıkarmak, yeryüzünü savaş, kan, kin, zulüm ile doldurmak için çalışan her güçlü lider biraz Deccal'dir. İnsanlara olumsuz nazarlarla bakan ve yeryüzüne egemen olarak zulmetmek isteyen topluluklar elbette kendilerine uygun liderler beklerler. Müslümanlar da Hz. İsa'nın geleceğine, Mehdi'nin ortaya çıkacağına, bunların Deccal'i ortadan kaldırıp yeryüzünü yeniden huzura ve barışa kavuşturacaklarına inanıyorlar. Ama bu inancın yanında, en güçlü akıl ve vahiy delilleri şu iki temek inancı da kaçınılmaz kılıyor: a) Bunlar yeni bir din ve şeriat getirecek değiller, Son Peygamber'in (s.a.) ümmeti olarak hizmet edecekler. b) Müslümanların vazifesi ellerini kollarını bağlayıp oturarak kurtarıcı beklemek değildir; onlar gelsin gelmesin müminlerin vazifesi Kur'an'da, Sünnet'te ve bunların açıklaması mahiyetinde olan islamî ilimlere ait kitaplarda açık ve seçik olarak ortaya konmuştur; yarın kıyamet kopacak olsa bugün ağaç dikmeye devam edeceğiz.
Mehdi inancı kesin bir inanç unsuru/öğesi değildir. Kur'an'da yoktur. Hadislerde geçen de yoruma tabidir; her zaman bize rehberlik edecek iyi insanlar anlamına da gelir. O'nun geleceğine inanmayan da müslümandır. Mesela İbn Haldun Mehdi ile ilgili hadislerin kesin dini bilgi kaynağı olacak nitelikte bulunmadığını ileri sürmüştür. Geleceğine inananlara göre de vakti belli değildir.
Bir kurtarıcı beklentisi hep olagelmiştir; sebebi de acizlik, zaaf, himmeti ve hizmeti başkasından bekleme psikolojisidir. Fatih İstanbul'u fethederken Mehdi beklemiyordu, bu vazifenin kendisine ait olduğuna inanıyor ve gerekeni yapıyordu. Bir küçük İsrail karşısında darmadağınık hale gelen bugünkü müslümanlar ise akıl, imkan ve güçlerini bir araya getirecek, Allah'ın verdiği imkanları sonuna kadar kullanacak yerde oturup Mehdi bekliyor, gelişinin yaklaştığına dair alametleri arayıp bularak (bulduklarını iddia ederek) avunuyorlar.
Hayrettin Karaman - Yeni Şafak
hkaraman@yenisafak.com.tr
-
osman akanil 16 yıl önce Şikayet EtMEHDİ KESİN OLARAK ZUHUR EDECEK. ne demek mehdi gelmeyecek, Hz.İsa'nın yeryüzüne tekrar gelişi nasıl kesinse ayetlerde Mehdi'nin zuhuru da o kadar kesindir. bunu açıklamak neden bu kadar ağrınıza gidiyor anlamadım, biz Mehdiyi acizliğimizden değil, Allah müjdelediği için bekliyoruz.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Imran Akar 16 yıl önce Şikayet EtMehdi GELECEK. Korkuyor musunuz ne? Mehdi'nin gelişi bir sevinç vesilesi. Peygamberimiz (sav)'ın her söylediğini inanıyorsunuz da neden Mehdi söz konusu olunca kıvırıyorsunuz? İsteseniz de istemeseniz de MEHDİ GELECEK İNALLAHBeğen Toplam 1 beğeni
-
ercan ilter 16 yıl önce Şikayet Etkonuşsanıza nurcular. Atatürk'ün deccal olduğunu toplantılarınızda söylüyorsunuz...Said efendi, deccalin tek gözü kör Atatürkün de gözü kör diyor mu demiyor mu? Şimdi siz bu yoruma ne cevap verirsiniz:''her doğru her yerde söylenmez'' Bakın ben nasıl söyledim doğruyuBeğen
-
servet zeybek 16 yıl önce Şikayet EtDoğruyu anlatmak müslümanın görevi ancak hidayet takdiri elbette Allahü Teala'nındır. müslümanın görevi tebliğdir.doğru bildiğini inandığını söylemektir.sevdiğini allah için sevmek.sevmediğini de allah için sevmemektir,elhamdülillah ehl-i sünnet inancında bir müslümanım.ehl-isünnet itikatında islam dininde 4 senet vardır;kitap,sünnet,icma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha'dır.Hz mehdi gibi konularda bu daire içersindedir.yani bu itikatta olan hiçbirmüslüman bilerek haddi aşmaz çünkü söyledikleri kendi aciz aklının ürünü değil bilakis hadis-i şeriflerve islam alimlerinin 4 senete tabi açıklamalarıdıBeğen
-
bülent araz 16 yıl önce Şikayet Ethaddinizi aşan konularla uğraşmayın. haddinizi aşan konularla uğraşmayın insanları da uğraştırmayın. İnsanların kafasında derin uçurumlar açmayın cevapsız kalacak soru işaretleri bırakmayın. Her kim İslamı öğrenmek isterse öğrenir her kim islamı yaşamak isterse yaşar. Butun bunlara ulaşacak çok sağlam kaynaklar mevcut. Kim yalan söylemezse ticaretini dürüst yaparsa ailesininkomşusunun yakınlarının hakkını gözetir ise saygılı ve sevgili olursa, islamı öğrenir ve yaşarsa o güzel insandır. Hidayet Allah'tandır.!Beğen