Bir ana ölünce
Başbakanımızın acısı, yazı dizisine ara vermemi gerektiriyor.
Ben bu acıyı iyi bilirim. Babam hastanede kollarımın arasında, annem ise yazlık evimde, konu komşu ile yâsîn-i şerif okumakta iken- inşaallah- rahmet-i Rahman'a kavuştular. Her ikisinde de bu kadar ağlayacağımı önceden tahmin edemezdim.
Başbakanımızın gözyaşlarını gördükçe benim de acılarım tazelendi, içim kabardı, gözlerime yaş hücum etti.
Efendimiz (s.a.)'in küçük yaşta bir oğlu vefat etmişti. Çocuk son nefeslerini verirken mübarek kucağına aldı, bu sırada "daim Hakk'a bakan gözlerinden" inci taneleri gibi yaşlar boşalıyordu. Henüz cahiliyye (İslam öncesi) çağının insani duyguları bile hakimiyeti altına almış bulunan katı geleneğinden kurulamamış bir kişi "Sende mi ağlıyorsun!" deyince "Güzel Örnek" şu cevabı vermişti:
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)
Hayrettin Karaman / Yeni Şafak