Hilmi Daşdemir
Hilmi Daşdemir
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Türkiye’nin en büyük problemi nüfus artış hızı

GİRİŞ 13.01.2026 GÜNCELLEME 13.01.2026 YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da katıldığı bir programda üç çocuk vurgusu yaptı:

“Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var; ‘en az üç çocuk’ diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım. Bu tabii bizim arzumuz değil, Rabbimizin emri. Sevgili Habibinin bizlere sürekli olarak tavsiyesi. ‘Diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim’ diyor Peygamberimiz. Öyleyse bunun yerine gelmesi lazım. Bunun için de biz ‘aile’ derken buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettik. Ve Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbab-ı mucibesi; özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz, bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.”

Üç çocuk meselesi Erdoğan’ın ilk iktidara geldiğinden beri sürekli dillendirdiği bir konu.

Lakin durum iyiye gitmesi gerekirken her geçen gün daha kötüye gidiyor.

Geçmişte on yıllar boyunca bu topluma aile planlaması, doğum kontrolü diye dayatılan meseleler milli güvenlik meselesi haline geldi.

Son dönemde konuya ilişkin çokça yazıp konuyu dillendiren iki münevver dikkatimi çekiyor.

Birisi Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, tarihçi Erhan Afyoncu ve önceki Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer.

Ben açıkçası nüfus artış hızını artırmak için eğitim yılının düşürülmesi gerektiğini düşünüyordum. Baktım, Yeni Şafak Gazetesi’nde ele almış.

Kendisini aradım, özetle; “nüfus artış hızını artırmak için orta sınıfı güçlendirmek, köy yaşamını cazip hale getirmek gerekir. Sorunun görünümündeki yansımalara odaklanırsanız meselenin esasını kaybedersiniz. Trafik kazaları fazla diye trafik cezalarını artırmak trafik kazalarını azaltmaz. Kadının eğitim hayatının artması, istihdamının artması doğurganlık oranını dünyanın her yerinde düşürür. İsrail hariç, orada ciddi teşvikler uygulanıyor. Bizim anaokulu ile ilgili projemiz vardı, nitekim zorunlu olmadığı halde ciddi artışlar kaydettik.” şeklinde Prof. Dr. Mahmut Özer Hoca’nın görüşlerini de almış oldum.

Bu konuya çok kafa yoran diğer bir akademisyen de Prof. Dr. Erhan Afyoncu. Erhan Hoca özetle; “bizim kısa bir süre içerisinde nüfus artış hızını artırmamız mümkün değil. Orta Asya’da Türk soylulardan getirerek nüfusumuzu artıralım.” şeklinde görüşü de var.

Elbette bu görüşe küreselci Kürtçü çevrelerden ciddi tepkiler geldi.

Hatta bazıları başka birtakım meseleleri de bahane ederek TBMM’den Erhan Hoca’ya saldırdılar.

Bana göre nüfus artış hızını artırmak için ne gerekiyorsa yapılması gerekiyor.

Bir ülkenin de “düzensiz göç” alması problem. Planlı bir göç politikasına da çok ciddi ihtiyaç var.

Bir ülkenin mevcut nüfusunu koruması için kadın başına 2,1 doğum oranına — buna nüfusun yenilenme oranı da deniyor — ihtiyaç var. Bizde bu oran 1,51’e düşmüş durumda. Bu ciddi bir problem ve bazı Avrupa ülkelerinden de düşük bir oran.

Bu konunun çeşitli sebepleri var.

Rahat yaşama arzusu, kişinin kendisini yetişkin gibi hissetmemesi, kadın erkek birlikte çalıştıkları için çocuğa bakacak bir başka ebeveynin olmaması, kreş ve anaokulu fiyatlarının çok yüksek olması, okul bitirme ve evlenme yaşının ilerlemesi gibi sebepler sayılabilir.

Bu konuyu yine irdelemeye devam edeceğiz.

YPG Halep’ten Temizlendi

Terörsüz Türkiye kapsamında 27 Şubat’taki PKK terör örgütünün kurucusunun tüm gruplara fesih konusunda çağrısı vardı.

Nitekim bu çağrı da karşılık buldu ve örgüt kendisini feshetti.

Bazıları “bu çağrı YPG/SDG’yi kapsamıyor.” şeklinde olayı sabote etmeye çalıştılar.

Terörsüz Türkiye meselesi aynı zamanda terörsüz coğrafya anlamına da geliyordu.

Suriye’deki SDG, 10 Mart mutabakatına imza attı. Bu, Suriye ordusuna entegre olması anlamına geliyordu.

İsrail’in de kışkırtması ile sürekli ayak dirediler.

Kendilerine bir süre verildi, süreye uymadılar.

Suriye ordusu tarafından da gereği yapıldı.

Halep’te YPG varlıkları temizlenmiş oldu.

Öyle propaganda maksadıyla söyledikleri 100 bin kişilik bir silahlı varlıklarının olmadığını da gördük.

100 kişilik silahlı grup söylemi, olsa olsa ABD’den para koparmak için kullandıkları bir argüman olabilir ama saha gerçekleri böyle değil.

Sahada güç göstermeden masada etkin müzakere yapılamayacağı bir kez daha görüldü.

İçerdeki PKK sevicileri bir kez daha görmüş olduk ayrıca.

Hem Türkiye için hem de coğrafya için terörün varlığı kabul edilemez.

Terörden temizlenmiş bir coğrafyada da Türk Kürt Arap herkes müreffeh bir hayat sürer aksi taktirde kazanan hep emperyalizm olur.

Diriliş Postası

YORUMLAR 3
  • Arif 22 dakika önce Şikayet Et
    Ahıska Türklerini ve Kürtlerini Eski SScb ülkelerinden ülkemize getirilmeli. Nüfus adına bir miktar çözüm olur.
    Cevapla
  • AĞACAN 7 saat önce Şikayet Et
    kaleminize sağılık sayın hocam, Allah razı olsun. Kıymetli hocalarımızda doğum oranının düşük olmasına karşın ortaya koymaya çalıştıkları projelere kulak verilmeli , süresiz nafaka belasından kurtulmalı , tv ve diğer medya kuruluşları da evliliği teşvik edecek programların sayılarını artırmalı. Terörsüz Türkiye Terörsüz Bölge inşallah yakın zamanda gerçekleşecektir.
    Cevapla
  • Halil SİNANOĞLU 10 saat önce Şikayet Et
    Evde veya çevrenizde dede ve nine olmaz ise çocuk yetiştiremezsiniz?
    Cevapla