Takdiri ilahi deyip geçelim mi?
Terörden çektiğimiz yetmiyormuş gibi bir de ihmal ve umursamazlıktan çekiyoruz. Trafik kazalarını hiç saymıyorum.
Ben bu satırları yazmaya oturduğumda GEMSAN Tersane’sinde kompresör tamircisi olan İbrahim Çelik, patlama sonucu fırlayan metal parçasının başına isabet etmesi sonucu tersanedeki 101.ölü olarak kayıtlara geçiyordu.
Göz gözü görmeyen kargaşa ve gürültü içerisinde 35 yaşındaki bu işçinin ölümünü duyan oldu mu, bilmiyorum.
Duysanız da yazıklanma ve eyvahlanmanın dışında yapacak hiçbir şeyiniz yok değil mi? Ne de olsa ilk yardım çantamızda "takdiri ilahi" adını verdiğimiz zor günlerin soğuk pansumanı var.
İlahi takdirin nasıl tecelli ettiğini bilenler elbette buradaki sorumluluktan kaçış payını hemen fark edeceklerdir.
Nasıl yani? Siz gereken önlemi almayacak, rahatça döşeklerinizde uyuyacak; "geliyorum" diye çığlık atan tehlike kendini gösterdiğinde bunu engellenmez bir ilahi yasanın (kader) programına bağlayacaksınız. Aynen Konya’nın Balcılar beldesinde patlama sonucu yurt binasının altında kalan 18 kız çocuğumuzun ölümü gibi.
Hiç kuşkusuz, bu ölümlerde Kur’an eğitimi yasakçılarının da payı var. Kur’an eğitimine senelerdir getirilen devlet tekeli ve yaş sınırlaması sebebiyle şartlar zorlanmaya çalışılmış, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde kurslar açılmaya başlanmıştır.
Bu acelecilikle bu kurslarda en son düşünülen şey, son faciada da görüldüğü gibi emniyet ve fiziki koşullar olmuştur hep.
Çocuklara ve ergenlere din eğitiminde göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus, onlara azami ölçüde yaşama sevinci aşılamaktır.
Yaşama sevincini tesis etmenin olmazsa olmaz şartı da eğitim görülen yerdeki yaşam emniyetini sağlayıp yaşama kalitesini mümkün mertebe üst seviyede tutmaktır.
Gazetelere yansıyan haberlere bakılırsa, öğrenci yurduna ilaveten yapılan ek bina kaçak ve ruhsatsızmış. Eğer durum böyle değilse, şayet bina ruhsatlı ise, bu daha da vahim. Böyle bir yere nasıl izin verildi?
Din eğitimi verilen binaların pencereleri nasıl olsa her daim ahirete açıktır diyerek, böyle yanlış bir tevekkül algısıyla derme çatma binaları faaliyete sokanlar da, bunlara göz yumanlar da ağır bir mesuliyet altındadırlar. Bütün iyi niyet erleri, hayırseverler, etkili ve yetkili kişiler şunu çok iyi bilmeliler ki, yaşama hakkı her zaman eğitim hakkından önce gelmektedir.
Bir Müslüman bunu bilmiyor olamaz.
Sağlıklı bir din eğitimi de yaşama hakkının engellenemezliği üzerine kuruludur.
Kur’an hayatın içinde yaşama sürünüp dokunan, ondan nasibi kadarını almak için niyetlenip elini uzatanlara hitap eder. Onun içindir ki Kur’an’ın konusu Kur’an’ın dışında, yani hayatın içindedir.
Hayatla temasa geçmemiş hiçbir insanın din şuuru ve öte dünya bilinci oluşup gelişemez.
Çocukluk çağındaki eğitimin birinci basamağı, hayata dokunabilecek duyargaları geliştirmek ve sonra da ilişkiye geçilen bu hayatı dengede tutmanın ilahi yasalarını öğrenip kavramaktır.
Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, sorumluluk sahiplerine de feraset ve basiret diliyorum.
KENAN AKIN