Hangi Rejim Değişikliği
Hangi rejim değişikliği?
İttihat ve Terakki zihniyetinin resmi temsilcisi CHP’li kesimler, bu milletin bin yıllık tarihini, yedi yüz yıllık devletini, içeriden ve dışarıdan her türlü ihanet ittifakıyla yıkmadı mı?
Yıktılar da yerine adam gibi bir rejim mi getirdiler? Hayır! Çünkü yıktıkları bir rejim değil, yedi düvele yayılmış bir medeniyetti.
İslam ve insan kökenli bu medeniyetin; bütün kültürel, tarihi, mimari ve sosyal kıymetlerini, sürekli kriz üreten bir rejimle ikame etmeye çalıştılar.
Tutmadı, olmadı, kabul görmedi. Batının çöplüğe terk ettiği rejimleri, yeni bir elbiseymiş gibi giydirmeye kalktılar, giyilmedi, ya bol oldu ya dar geldi.
Çünkü bu topraklara, ‘Hilal’ ruhlu bir millet sahipti. Haçlı ruhuyla Hilal ruhunu harmanlamaya kalkmak, normal bir aklın ve mantığın işi olamazdı.
Nihayet; savaştan, kıtlıktan, eğitimsizlikten, hastalıktan neredeyse bitkisel bir halde çıkmış millet, yeni bir rejim kuracaktı ve kurdu da.
Cumhuriyet rejiminin başlangıç noktası; dualarla, kurbanlarla, halkla birlikte, Hacı Bayram Camii idi. Cuma namazıyla TBMM açılmış ve harekete geçilmişti.
Birinci ve ikinci meclisteki milletvekillerinin çoğunluğuna bakıldığında görülecektir ki, halkın irade ve idaresini temsil edenler, dini ve milli donanımlı insanlardan müteşekkildi.
Memleket tam derlenip toparlanacağı, hastanelerden yaralılar çıkmaya, şehitlerin mezarları belirlenmeye, tarlalara sabanlar ve tırmıklar girmeye başladığı, halkın başını yerden kaldırmaya mecal bulduğu bir sırada, batı mayalı bir rejim dayatıldı ve Hacı Bayram ruhu ötelenmeye kalkışıldı.
Evet, savaş ve kıtlık yorgunu bir millet; dininden, dilinden, örf, adet ve geleneklerinden, hızla koparılmaya zorlandı.
Nice masum insanlar darağaçlarında sallandırıldı, sallandırıldıkları yetmiyormuş gibi bir de günlerce insanlara teşhir ederek, korku ve endişe harbine giriştiler.
Yirmi iki milyon kilometrekarelik bir yerküreden, 780 bin kilometrekarelik bir coğrafyaya nasıl sıkıştırıldığımız yetmiyormuş gibi bir de dil ve din değiştirilme baskısına maruz kalındı.
Milletin mayasına uyan bir rejimimiz mi var ki, başkanlık sistemi rejim değiştirmeye kalksın. Dünyanın hangi rejiminde, o ülkeler sürekli darbelerle yaşamaktadır?
Başkanlık sistemi, mevcut rejimin ele avuca gelir tarafının muhafazasıyla birlikte, halkımızın istediği doğrultuda yeniliklerle güçlendirebilirse yeter.
CHP zihniyetinde “önce millet” yoktur, “önce devlet” vardır. Önce devlet bencilliği, milleti hiçe saymaktır.
Nitekim CHP’nin iktidar olduğu 1950 yılına kadar geçen dönem ile koalisyon kurdukları devirlerde, izledikleri politikalarının bir harfinde bile “halk” olmamıştır.
Halka sorulması, halka müracaat edilmesi, seçim ve referandum gibi meseleler, CHP’nin en büyük korkusudur ve bu sebeple, darbelere ev sahipliği yapmaktadırlar.
Devleti idare etmek için milletten “olur” almak gerekir. Teröristlerden değil.
-
Tuna 9 yıl önce Şikayet EtHüseyin bey, uzun yıllardır benim içimizde olup da bir türlü yazıya dökemediğimiz veya sözlü olarak dile getiremediklerimi zi bir kalemde dile getirmeniz fazlasıyla memnun edicidir. Umarım bu yazınız tüm yurttaşlarımıza ulaşır.Beğen