İmece BizimKilit Taşımızdır
İmecenin içerisinde maddi çıkar, nefsi arzular, bencillik, nemelazımcılık, öncesinde ve sonrasında menfaat beklentileri gibi insanı birbirine borçlu kılacak hiçbir çıkar yoktur.
İmece usulü aile içi yardımlaşmadan başlar; dost, akraba, yakın ve uzak komşudan itibaren toplumun bütününü kapsayan gönüllü yardımlaşma ve dayanışma halidir.
İmecenin kapsama alanı oldukça geniştir, hatta sınırı yoktur.
Ekonomiden, kültüre, siyasetten sanata, insanın olduğu ve başka insana ihtiyaç duyulan her yerde, temeli Allah ve kişi rızasına dayalı yasası olmayan sistemdir.
Dünyada bu sistem sadece bize aittir denilse abartılmış olmaz.
İslam’ı kabulümüzle başlayan imece usulü, Orta Asya’dan Anadolu ve Balkanlara kadar Kelime-i Tevhid sancağının dalgalandığı her yerde neşvünema bulmuştur.
¥
Peki, imece usulünün bugün neresindeyiz?
Sorunun cevabı geniştir ama biz aklımıza düşenlerden vermeye çalışalım.
Mesela Yeni Türkiye’nin seçimi, bilinçaltı bir imece ile sonuçlanmıştır.
Ülkemizin Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın başkan seçilmesi de imecenin neticesidir. Yerli ve Milli Türkiye’nin oylanması da yine imece kültürünün sonucudur.
Allah’a hamdolsun, yıllardır Suriye başta olmak üzere, Afrika’nın bütünündeki ve diğer dünya ülkelerindeki mazlumların yanında oluşumuz ve yardımlarımız da imecenin halen ruhlarımızın derinliklerinde yaşadığını göstermektedir.
¥
Biz topraklarımız ve insanlarımız itibariyle, kendi kendimize yetecek bir ülkeyiz.
Yerli ve Milli bir inançla “devlet-millet imecesi” harekete geçirilebilirse, ekonomik kalkınmanın bayrağını her şehrimizin burcuna diktiğimiz gibi terörü de bitiririz.
“Millet-Devlet imecesine büyük ihtiyaç vardır. Tabi “imece” bir kültür meselesidir. İnanma, kabul ve tatbikata koyma işidir.
Tarihimizde olmadığı kadar milletimiz devletine, devletimiz de milletine inanmakta ve güvenmektedir. Bu hal asla zaafa uğramaması gereken önemli bir husustur.
Dünyada hiçbir ülkenin, kendi kültürel değerleriyle güçlü bir ekonomik yapıya sahip olması ve sosyal düzeni sağlaması beklenemez, bir örneği de yoktur.
İmece kültürü olmayan toplumlar, dayanışma kültüründen yoksundur. Biz kıtlık ve seferberlik senelerinde imece kültürü sayesinde ayakta kalabilmişizdir.
¥
Asya’nın merkezinden; Anadolu, Balkanlar ve Avrupa’nın içlerine kadar en güçlü ve en zayıf zamanlarımızda bile herkesi kucaklayan milletimizin mayasındaki öz, “ilahi rızaya” dayalı “imece/yardımlaşma/paylaşma inancıdır”.
Bir kere daha tekrar edelim ki, bu inancın güçlü ve güvenli bir şekilde inşa edilmesi ve hayata geçirilmesi elzemdir.
Yine yerkürede yaşayan milletler içerisinde “emanet” kavramını inanç manzumesi içerisinde yaşatan tek toplum da bizizdir.
Emanet bilinci, imece bilinciyle kardeştir. Birliğimizi ve bütünlüğümüzü bu çerçevede koordine etmek elbet öncelikle devletimize, devlet başkanımıza düşmektedir.
Biz “kervan toplumuyuz”. İnancımızın temelinde “soy kardeşliği” ile “yol kardeşliği” birbirinden ayrılmaz.
İmece usulümüzle terör başta olmak üzere pek çok meselemiz halledilebilir.