Siyasette Eğreti Partiler Bir Afettir
Siyasi tarihimiz eğreti partilerle doludur ve hepsi de levha partisi olarak dahi kalamamışlardır. Hatta siyasi çöplükte de yer bulamamışlardır.
Siyasette öngörüsüzlük basiretsizliktir. Basiretsiz politikacılar siyasetçi değil, kendilerine biçilen rolün figüranlarıdırlar.
Kime ve kimlere, hangi güce ve güçlere, hangi örgüt ve örgütlere hizmet ediyor veya ettiriliyorlarsa, bedelini alır ve efendilerine bağlılıklarını sürdürürler.
Kendileri de arkadaşları da geride bıraktıkları aile efradı ve yakınları da hayatları boyunca devlet ve millet nezdinde hep “Çıkmaz Sokak” levhasıyla karşılaşırlar.
Başka ülkeleri bilmeyiz ama bizim devletimiz ve milletimiz, dini ve milli değer yargılarına hakaret eden, öfke ve kin besleyen hiçbir siyasetçiyi bugüne kadar affetmemiştir.
CHP’nin tarihi bu hale uygun misallerle doludur. Onlardan medet uman ve ortak olanlara da yine halkımız kırmızı ışık göstermiştir.
…………………
Bizim milletimizin siyasete bakışı ile Batılı toplumların siyasete bakışını karıştıranlar, kendilerini aldatmaktadırlar. Bedenleri burada olanların, zihinleri de buraya ait olmalıdır.
Böyle kimselerin siyaset anlayışı ile milletimizin siyaset mefkûresi arasında aşılmaz dağlar vardır.
Bizim halkımızın ekseriyetinde siyasetin özünü; “devlet-millet bekası” teşkil eder. Batılı halklarda böyle bir inanç yoktur.
Ve biz siyasete, siyasetçiye; “devlet-millet bekası” olarak bakmak zorundayızdır. Çünkü istiklalimiz söz konusudur. Geçmişimiz böyle inanmamızı emretmektedir.
Bu yüzden siyaset, toplumumuzun inancında bir rey vermekten, bir oy atmaktan yahut “Bir reyden ne olur canım” savsaklamasından öte bir şeydir.
………………..
Amentü sahibi yüce halkımız, camiye sövenle camiyi sevene aynı gözle bakmaz. Camiye sövenlerle camiyi sevenlerin ittifakından şüphe duyar ve bir kenara not eder.
Bilir ki, altından nice kirlilikler çıkacaktır. İşte önceki seçimde de bunda da yaşanılan kirli ittifaklar bu hakikate birer örnektir.
Yani çarıklı erkân-ı harplerimizin dediği gibi “Öngörüsüz siyaset çapsız siyasettir”.
Öngörüsüz ve basiretsiz siyaset, eğretiliğin gereği; “makam, mevki, şan, şöhret”ve bunların toplamında, “sınırsız dünyalık temin etme mücadelesinden” başka bir şey değildir.
Siyasetteki eğretilerin zihninde, milletimizin sahip çıktığı tarihinin-kültürünün ve dini-milli değer yargılarının hiçbir anlamı yoktur.
Günümüz siyasetçilerine ve partilerine bu gözle bakılırsa, kimlerin yerli ve milli, kimlerin içeriden veya dışarıdan güdümlü çevrelerin emrinde oldukları görülür ve anlaşılır.
……………..
Ezcümle:
Mesela tarihten şöyle bir örnek verelim:
Üstad Necip Fazıl, “Hitabeler” adlı eserinde, komünizm hakkında şunları söyler. Üstad “komünizm” demez, “komünizma” der. O ne derse yakışır.
“Bir zamanlar komünizma cereyanlarının önlenmesi için İslami duygulara kuvvet verilmesi gerektiği yolundaki teklife, CHP ideolog taslağı Recep Peker şu cevabı vermişti:
- ‘Bu illetin devasını İslamiyet’ten beklemek, kızıl zehre karşı, şifayı yeşil zehirde aramaktır’!
Ariflere selam olsun.
YENİ AKİT GAZETESİ