Siyaset bir medeniyet inşasıdır
Siyaset bir medeniyet inşasıdır. Bu inşanın hedefi; milletimizin huzuru, güveni, istikrarı için ülkemizin kalkınması, gelişmesi, büyümesi ve sahip olduğu değerleri, önce kendi insanına sonra tüm dünya insanlığına sunmaktır.
Ne yazık ki bizde siyaset, yüz yıla yakın bir zamandır, kendi değerlerinden ısrarla koparak/kopartılarak/inkâr edilerek süre geldiği için adına medeniyet denilen, Batı emperyalizminin dişlileri arasında ezilmiştir.
Siyasi tarihimizde bu dişlileri kırıp, Batı sömürgeciliğine-emperyalizmine karşı direnen ve bu uğurda toplumu bilinçlendiren siyasi hareketler az olmuştur.
Bu siyasi hareketlerinin sonuncusu ve güçlüsü, R. Tayyip Erdoğan başkanlığında Ak Parti hükümetleriyle gerçekleşmekte ve bugün hem içeriden hem dışarıdan büyük ihanetlere rağmen var gücüyle devam etmektedir.
Siyasette en büyük tehlike, ön yargı ve peşin hükümlü olmaktır. Aklıselim bir şekilde muhasebe ve istişare edebilenler; cüzdanlarıyla değil, vicdanlarıyla hareket eden kimselerdir. Böyleleri yüzyıl da bir kavuşulmuş büyük siyasi yapıyı bozmaya kalkmaz.
Ak Parti dışındaki siyasi hareketlere bakıldığında hemen hepsinin birer Batı yanlısı oldukları aşikârdır ve anlaşılmayan, görülmeyen gizli tarafları kalmamıştır.
¥
Herkesin bildiği gibi devletimiz, bütün bir dünyanın gözü üzerinde olan çok stratejik bir noktada bulunmaktadır.
Hele hele göz koyanların büyük kısmı Amerika ve Avrupa ülkeleridir ki, halklarını bilmem ama yöneticilerinin Türkiye ve halkımız üzerine düşmanlıklarının sınırı yoktur.
Çünkü Batı medeniyeti kendi içinde çökme ve çürüme aşamasını çoktan geçmiştir, esas gayeleri bizi çürütmek ve çökertmektir.
Medeniyet kavramının ana temeli ahlak ve maneviyat harçlı olmalıdır. Ahlak ve maneviyat temelli olmayan kalkınma ancak gaspla, sömürgeyle, savaşla mümkün olabilir.
Kalkınmada ahlak ve manevi terakkiyi reddetmek, toplumların çürümesine ve kimlik krizine sebep olmaktadır.
Bu değerlerden yoksun Batılılar, kendi yaşadıkları kimlik krizinin tüm mikroplarını bizim üzerimize akıtmaktadırlar.
Batılılarda insani değerler olsaydı, zenginliklerini kendi topraklarında arar ve iki büyük dünya savaşını çıkararak, milyonlarca günahsız insanın kanıyla beslenmezlerdi.
İçimizde yaşayıp da şu kadarını dahi akıl edemeyen ve kurtuluşu Batıcılıkta arayan ruhsuz meczuplar, Haçlı seferleri sonrası iki büyük dünya savaşını kimin çıkarttığını bile sorgulamaktan acizler.
Birincisinde, 14 asırlık medeniyetten beslenen iki bin yıllık cihan şümul tarihimizi paramparça etmişlerdir. Hâlâ tedavisiyle uğraşmaktayızdır.
¥
Ezcümle:
Evet, hep Batı’yı suçluyoruz da biz ve diğer İslam ülkelerinin halkları, sütten çıkmış ak kaşık mıyız? Malum ümmeti parçalama projeleri bizde de var.
İçimizdeki Müslüman sıfatlı Batıcılar, ağababalarına hizmetlerinin gereği “böl-parçala-yut” planlarını yürütmekteler.
Şurası sevindirici ve umut vericidir. Hamdolsun Cumhurbaşkanımızdan çobanımıza kadar dik duran bir devlet ve cumhuruz.
İslam’ın son kalesi bu topraklardır. Ne içimizdekiler ne de dışımızdakiler, bu kaleye zarar veremeyeceklerdir.
Yeni Akit