Çanakkale’deki Asım’ın Neslinden Bugüne
Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Mehmet Akif Ersoy.
Asım’ın nesli yapacağını yaptı ve Haçlıların İslam beldesini işgaline müsaade etmeyerek, kendilerinden sonrakilere emanet etti.
Esas olan, emanet edilen nesiller ne yaptı ve ne yapmakta? Emaneti nasıl korumakta ve koruyacak?
Çünkü Haçlıların; “topraklarımız, devletimiz, vatanımız, bayrağımız, milletimiz ve dinimiz” üzerindeki işgal ve yok etme emelleri sönmüş değil. Kor halinde bekliyor.
Dışarıdan müdahale edemeyince içerideki siyaset, medya, sosyal medya organları ile terör iltisaklı STK’lar ve ekonomi çevrelerini devreye sokarak, ateşi harlatmak istiyorlar.
Gerçi o kor ateşi değil Haçlı zihniyetliler, içimizdeki Haçlı yamağı hizmetçileri, bir kıvılcımını bile canlandıramazlar.
Sadece kendi yazdırdıkları yalan tarihlerine sığınarak; romanlarda, tiyatrolarda, sinema ve dizilerde, konferans ve seminer adı altında ihanet ederler.
Şu hakikat asla unutulmamalı ve başka mecralara çekilerek üzeri örtülmemeli.
Bu topraklarda ezanlar okundukça, Kur’an tilavet edildikçe, şehit mezarları yurdun her bir tarafında şahitlik ettikçe Haçlı öfkesi asla bitmeyecektir.
Çünkü Gelibolu/Çanakkale zaferi, Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İslam beldesi yaptığı bu kutsal toprakları ele geçirmek isteyen Haçlı zihniyetine atılmış son tokattır.
İşte 18 Mart 1915, bu tokadın atıldığı tarihtir.
İnsanlık, dünya tarihine yön veren devletlerin ve milletlerin kaderini değiştiren sayısız hadiselere şahit olmuştur.
Emperyalistlerin aklının bir köşesinde her daim kalacak olan bu tarih, genç yaşlarında hatta gençliğine dahi erişememiş ve bir mermer parçası üzerinde meçhul asker olarak yazılan Asım’ın nesline aittir.
Kim olduklarının bir önemi yoktu onlar için. Daha ana kuzusu olacak yaşta iken, kınalı kuzu olarak “Bir hilal uğruna” deyip cepheye yürüyenler onlardı.
Bu nesil, insan havsalasını zorlayan ve pek çok askerin görmediği; deniz, hava, kara silahlarına karşı Akif’in İstiklal Marşı’nda övdüğü nesildir.
Ne diyor merhum İslam ve İstiklal şairimiz:
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Ezcümle:
18 Mart 1915’te bir millet, yeniden dirilişin müjdesini vermiş, bir hilal uğruna binlerce dudak susmuş ve bugün akıllarda kalan, Yüzbaşı Hakkı Bey, Binbaşı Nazmi Bey, Nusret Mayın Gemisi, Seyit Onbaşı, yüzbinlerce şehit ve gazi ile kazanılan deniz zaferidir.
Cümlesinin ruhu için el-Fatiha…
YENİ AKİT
-
Şule Gürbüztürk 3 yıl önce Şikayet EtÇok güzel bir yazı olmuş Hüseyin beyi yeni akitten tanıyorum çok güzel yazı ve tespitleri var yalnız oradaki resmî eski resim bu resmî çok daha güzel olmuşBeğen Toplam 2 beğeni