Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Mahşerdeki Dirilişte Adam Gibi Dirilmek

GİRİŞ 24.03.2022 GÜNCELLEME 24.03.2022 YAZARLAR

Sıkıntılı bir başlık! Mahşerdeki dirilişte adam gibi dirilmek için öncelikle hesap gününe, kıyamet sonrası Z raporunun önümüze konulacağına inanmak gerek.

Amentüsü sağlam ehli iman kimseler için o gün elbet gelecektir ve kaydedildiğine inandığımız her anımız, başka şahide gerek kalmadan gösterilecektir.

İnanmayanlara veya hafife alarak, “Benden sonra tufan” diyenlere, haram helal demeden dünyalıklarını teminde her yolu mubah sayanlara elbet bir diyeceğimiz olamaz.

Üçüncü bir kesim daha vardır ki, kendileri gibi dünyada yaşayan, yiyen içen ve hesap günü onların da Z raporlarıyla muhakkak karşılaşacakları net olan bazı insanlardan şefaat umanlar, kurtuluşa erdirileceklerine inanarak, hesap gününden yırtacaklarını sananlar bulunmaktadır ki, onlara da bir diyeceğimiz yoktur.

Demek ki sözümüz, mahşer günü istisnasız her insanın yapıp ettiklerinden hesaba çekileceğine kati olarak inananlaradır.

Mahşer günü dirilişte adam gibi dirilebilmek için kendimize sürekli şakul tutmak zorunluluğu ve mecburiyeti öyle artıyor ki sormayın gitsin.

Hatta şimdiye kadar hiç itibar etmediğim, “Gemisini kurtaran kaptan” sözüne bile inanmaya başladım. Çünkü günümüzde insanın kendisine dâhi gücü yetmez oldu.

Dünya öyle içine çekiyor öyle cazip hale geliyor veya getirilerek önümüze konuluyor ki, dirilmemiz gereken yerde, sölpümüş marul gibi mayışıp kalıyoruz.

Bu arada gençlerimiz için şakül nedir onu da söyleyiverelim.

Şakül; inşaat alanında kullanılan, ucuna ağırlık takılan üç-dört metre boyunca kalın bir iptir. Duvarın düzgünlüğünü ölçmek için kullanılır.

Eskiler, şakül kelimesini sadece duvarın düzgünlüğünü ölçmek için kullanmazlar, insani değerlerini kaybetmiş kişiler için de “Şakülü bozulmuş” derler.

Haklı olarak şu soru akla gelecek. Şakülümüz niye bozuluyor?

Aslında sorunun cevabını günlük hayatımızın hemen her anında bulabiliriz. Hepimiz zaman zaman çeşitli bahanelerle kendimizi aldatmaktan hoşlanırız ve halimizi doğal sayarız.

Böyle söyleyince arkadan başka sorular sökün eder. Mesela “Hangi bahaneler” gibi.

“Kulluktaki dünyevileşme hatırı ile Allah hatırı arasındaki bahaneler” diyelim.

Mahşerdeki diriliş günü, adam gibi dirilebilmek için önce zihnimizdeki bulanık sularda yüzmekten kurtulup, sahili selamete çıkarak, diriliş gününe giden yolculuğumuzu gözden geçirmeli ve yanımızdaki azıklara bakmalıyız.

İnsanoğlunun nefsi, günübirlik yaşamaktan hoşlanıp sahibine baskı yaparken, ruh tam tersi; “Yapma etme, sen iki dünyalık insansın, ebedi olana gidecek ve ebedi orada kalacaksın, ona göre yaşa” diye yalvarır durur.

Nefislerimizi cilaladığımız kadar esas ruhlarımızı cilalamalıyız oysa.

Ruh cilası ne ola ki?

Ne desek? Diriliş gününe inanan herkes cilanın ne olduğun pekâlâ bilir.

Ezcümle:

Diriliş vaktinde adam gibi dirilebilmek için “Kibir, Hırs, Haset, Şehvet, Cimrilik, Kin, Öfke” yani kınanan “Nefsin 7 sıfatından” uzak durmalı!

Durabilir miyiz ki?

YENİ AKİT GAZETESİ

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL