Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Umre Ziyareti

GİRİŞ 03.05.2022 GÜNCELLEME 03.05.2022 YAZARLAR

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve beraberindekilerin Umre ziyareti, Müslümanca düşünülür ve değerlendirilirse, mümince bir tavır sergilenmiş olunur.

Zındıklar güruhundan veya bu cepheye destek vererek, mümin kimseleri aldatmaya yönelik müslim sözlü ve görünümlü kişilerin cephesinden bakılmamalı.

Cumhurbaşkanımızın ziyaretini anlamak için öncelikle meseleye Müslümanca bir zihniyetle bakmalı.

Erdoğan her şeyden önce amentüsü sağlam bir Müslümandır. Müslümanlığını kabul eden her insan kendisine kardeş bilir.

Kabul etmeyenler ise şahsından ziyade dinine husumet besliyor demektir. Kardeş olduğuna itikat edenler bir ve beraber olurken, kabul etmeyenlerse düşmanlığını sürdürür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabii ki bir medeniyet tasavvuru vardır ve bundan amentüsünü sahiplenen hiçbir Müslüman gocunmaz.

Dolayısıyla iman eden her insan gibi Cumhurbaşkanımız da 14 asırlık insanlık medeniyetinin neşvünema bulması için inancının gereğini yerine getirmektedir.

Ortada samimi bir ziyaret vardır. Münafıklık ederek, meseleye siyaset soslu; kıskançlık, bencillik, haset ve benzeri gayri insani anormal kirlenmiş dille, topluma ve dinimize karşı edep sınırlarını aşmamak lazım.

Bu millet ve bu devlet nice Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, vekiller, siyasetçiler gördü. Seçimlerde vatandaştan oy alıp, seçildikten sonra halkın dinine, diyanetine irtica damgaları vurarak, milletimiz ile devletimizin arasını açtılar.

Hatta daha iki önceki Cumhurbaşkanı olan kimse, 2003 yılının Ramazan-ı Şerifi’nde, bir törende, dönemin Başbakanı Erdoğan ile devlet protokolünün ve milletin gözünün içine baka baka kürsüde su içmedi mi?

Türkiye’nin nereden nereye geldiğini görmek ve bugünlere nasıl gelindiğini idrak etmek isteyenler, çok yakın geçmişi hatırlayabilirlerse, millet iradesinin, milli iradenin ne demek olduğunu rahatlıkla anlayabilirler.

Türkiye’nin yönetimi adına toplumumuzun çeşitli muhalif kesimlerinden ahkâm kesenler, hakikaten ülkemizi ve halkımızı tanısalar, içine düştükleri kibir çukurundan bir an önce çıkmak isterler.

Bizim medeniyetimizin temelinde, “Kelime-i Tevhid Sancağının” sürekli dalgalanması ve sahiplenilmesi vardır. İslami değerlere düşman olmak, millete düşman olmaya eşittir.

Müslüman olmanın gereğini yerine getirsin-getirmesin, ısrarla ve inatla şirk ve inkâr etmeyen ve “Elhamdülillah Müslümanım” diyen her insanımız için Hac ve Umre ziyaretleri başta olmak üzere dini değer yargılarımıza hürmet edilir ve sahiplenilir.

Özellikle siyasetin muhalif cenahında nasıl bir akıl ve mantık kaosu var ve hangi akıllara kulluk ediyorlarsa anlamak gerçekten zor.

Ezcümle:

Şu hakikati kabullenmek böylesine içinden çıkılması imkânsız olmamalı?

Altı asır boyunca İslam’ın sancaktarlık vazifesini deruhte eden ve dünyaya İslam’ın nezaket, zarafet, fazilet ve güler yüzünü sergileyerek, hak ve adalet tevzi eden bir ecdadın devamı olmak, sahip çıkmak ve bir devletin devamı olmak niye bu kadar düşmanca karşılanmaktadır?

Rabbim bütün insanlık âlemini bunların şerrinden muhafaza eylesin!

YENİ AKİT

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL