Kulum Nasıl Geldin
Yazının başlığı, merhum Ali Ulvi Kurucu hocanın hatıratının 4. cildinden. 4 cildi de okumayanlar, ülkemizi ve milletimizi anlayamazlar. Mutlaka okunması lazım diyelim kâfi.
Bugün paylaşacağım hadiseyi, Müslüman bir kimseye tıp doktorluğunu yakıştıramayan CHP’nin zulüm yıllarında tıp tahsili yapmış merhum Dr. Ali Kemal Belviranlı’dan, Ali Ulvi Kurucu hocamız nakletmektedir.
Hadisenin tarihi, milletimizin dinine ve devletine kavuştuğu 1950 ve sonrasıdır.
•
“Almanya’nın Köln şehrinde, bir Türk doktorla tanışmıştık. Bu zat kendi başından geçen bir kıssayı anlattı:
-Zevcem Alman’dır. Kendisiyle evlenirken, benim dinimi kabul etmesini şart koşmuştum. Aramızda sevgi vardı. Şartımı kabul etti evlendik.
Aylar sonra aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Hanım, hani senin bana verilmiş bir sözün vardı!
-Hangi söz?
-Hani benim dinime girecektin ya!
-Olur gireyim. Ama doktor, ben senin dininin ne olduğunu anlayamadım ki. Ben haftada bir kiliseye gidiyorum, Allah’ın huzurunda boyun büküyorum. Sen ne kiliseye ne havraya ne de camiye gidiyorsun! Senin dinini anlayamadım dedi.
Eşimin bu sözü beni ruhumdan yaraladı, kalbimden vurulmuşa döndüm. O zaman babam hayattaydı, babama; “Aman babacığım bana dinimi öğretecek kitaplar gönder” diye mektup yazdım.
Babam da caminin imamına-müezzinine sormuş birkaç kitap gönderdi. Bunların içerisinde beni en çok etkileyen Dr. Ali Kemal Belviranlı’nın İslam Prensipleri eseri oldu.
Böylece; namaz-oruç-hac-zekât-haram-helal nedir, Müslüman nasıl yaşar öğrendim.
Namaza başlayınca içkiyi-kumarı bırakmıştım. Bu fenalıklarla kendi kendimi rezil rüsva etmekten kurtuldum. Böylece eve bağlandım; muhitimiz-dostlarımız-münasebetlerimiz, kısaca hayatımız değişti ve hayata benzedi.
Bir zaman sonra hanım dedi ki:
- Ayhan, artık şimdiden sonra ‘gel benim dinime gir’, diyebilirsin… Ben Allah’ın huzuruna haftada bir çıkarken, sen günde beş defa çıkıyorsun; oruç tutup açlığa katlanıyorsun; huyun değişti, güzelleşti, hayatımız nurlandı. Ben de senin dinine gireceğim.
O Ramazan günlerinde beraber namaz kıldık. Namaz surelerini de çabucak öğrendi. Evimize bağlandık; içkiden-kumardan-israftan kurtulduk, evimiz bereket doldu.
Yaşlı bir kayınvalidem vardı. Dedi ki:
- Çocuklar, nur oldunuz siz yahu! Ee, benim günahım ne? Bana da dininizi öğretin!
Ona da Kelime-i Şehadeti yazdırdık, hem aslını hem tercümesini ezberledi. O günlerde hasta oldu. Son günleriymiş. Bize:
- Çocuklar! Ben yolculum. Fakat perişan bir halde Allah’ın huzuruna gidiyorum. Allah bana: ‘Kulum nasıl geldin’ derse, ‘Kitabın Kur’an ile geldim’ diyeyim. ‘Kur’an-ı Kerim’i’ göğsüme koyun’ dedi.
Kur’an-ı Kerim göğsündeyken, Kelime-i Şehadet getirerek ömrü nihayet buldu”.
•
Ezcümle:
Evet, yaşanmış hatıra böyle. Vatanımızdan ve milletimizden dinimizi uzaklaştırmak isteyenler bilmeli ve idrak etmelidir ki, hamdolsun başaramadılar ve başaramayacaklar.
Böyle vakıaların niceleri topraklarımızda da vakidir. Ve zafer inananların olmuştur.
YENİ AKİT
-
Mustafa 3 yıl önce Şikayet EtAllah razı olsun çok güzel. İnşallah bizede saadet asrını yaşamak nasip olurBeğen Toplam 1 beğeni
-
Ali 3 yıl önce Şikayet EtYa Rabbi ,bizi ve neslimizi namaz kılanlardan eyle.Beğen Toplam 1 beğeni