Ahlaki Çöküş Maddi Güçle Önlenemez
Hiçbir cenaha, kimseye, gruba, siyasi veya ekonomik çevreye ahlak dersi vermek gibi bir niyetim yok ve olamaz.
Sadece vatanımız, milletimiz, devletimiz, bayrağımız ve dinimiz adına vicdanını nefsinin üzerine koyan, aklını ve imanını ebedi olan ahirete göre düzenlemek isteyen kimselerle dertleşmek istiyorum.
Batılı ülkelerdeki ahlaki çöküşten söz etmiyorum. Müslüman ülkelerdeki ahlaki çöküş ve hele memleketimizdeki çöküşe dikkat çekmek istiyorum.
Ahlakçı değilim, ahlaka davetçi değilim, ahlak tebliğcisi hiç değilim.
Peki, o zaman niye bu kadar dertliyim?
Ülkemin istikrarı ve istikbali adına endişe ettiğim için olsa gerektir.
•
Haçlı Batı destekli içerideki malum siyasi ve ekonomik çevrelerin ahlaki çöküşü hızlandırdıkları, her yolu mubah saydıkları ve bunu bile bile yaptıkları meydandadır.
Elbet malum durumu sadece ben değil, devletimizi yönetenlerle birlikte; vatanımıza- dinimize-milletimize sahip çıkan amentüsü sağlam Müslüman her insanımız fark etmektedir.
İşte bu farkındalık ne kadar fark edilmektedir orası meçhul.
Bu sebeple; yemeye-içmeye-giyinmeye, barınmaya, çalışmaya ihtiyacımız olduğu kadar, en azından ahlaki çöküşe malzeme olmamaya dikkat etmeye de ihtiyacımız var ve ötelenemez bir ihtiyaçtır.
İnsanoğlu öğrenerek bilgisini çoğaltır ve zekâsını geliştirir. Bilgisini uygulamaya başladığında, mutlaka bu bilgi ahlaki bir çerçeveye bürünmelidir ki hem kendisine hem bilgisini, görgüsünü, tecrübesini paylaşacağı insanlara ve çevresine faydalı olabilsin.
•
Bu topraklarda ahlak kavramı, milletimizin tarih sahnesine çıkmasıyla başlamıştır. Maalesef resmi ideolojinin, Batıya uyum veya inkılap kamuflajlı sebeplerle milletimizi millet yapan ahlak anlayışını “negatif bir değer sayıp, pozitif ilimde yeri yoktur” diye dışlamasıyla bugünlere gelinmiştir.
Mesela siyasetten ekonomiye haberler ve polisiye olaylar izlendiğinde, hadiselerin yüzde yüzünün ahlak zaafıyla meydana geldiği çok açıktır.
Ahlak kavramı polisiye tedbirlerle öğretilmez ve yaşatılmaz. İnsanın fıtratında olan bir erdemdir. Fıtrat bozulunca ahlak zaten iflas eder.
Maalesef ahlak zaafı ve çöküşü; şan-şöhret-makam-mevki-para-mal-mülk ve mirasa musallat oluşumuzdan, kurtuluşumuzu bunlardan gördüğümüzdendir.
Gayri ahlakilik, insanın-insanlığın kaybıdır. Ahlak; parayla, pulla, malla, mülkle, mirasla alınıp satılan, devredilen bir şey değildir.
Toplu yaşamadaki huzur ve güvenin birinci şartı, insanların ahlaklı olmasıdır. Ahlak ferdi vicdanlarda oluşur. Ekilen, biçilen, alınan-satılan kazanılan bir erdem değildir.
•
Ezcümle:
Cumhurbaşkanımız Erdoğan başta olmak üzere, devletimizin ilgili kurumlarıyla, ahlak kavramına sahip çıkan sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel amaçlı çalışan sivil toplum kuruluşlarımızdan istiklal ve istikbalimiz adına istenen şudur:
Resmi ideolojinin terk ettiği ve hayatımızdan çıkarttığı geçmişimizdeki; edep, terbiye, ahlak gibi kavramlar üzerine, tüm ülke çapında çok geniş kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.
Ahlaki çöküşten kıyafet anlaşılmasın. Esas dil ile kalp, niyet ile amel arasındaki çöküşten söz edilmektedir.
YENİ AKİT
-
Semendire 3 yıl önce Şikayet EtAyni dertden muzdaribim hocam.Beğen Toplam 1 beğeni