Maveranın son yolcusu
Maveranın son yolcusu olarak Rasim Özdenören ağabeyi de uğurladık. Rabbim rahmetiyle kuşatsın, ruhu şerifine Fatiha göndererek başlayalım söze.
Kelimelerin manasını, okuyanın diline-düşüncesine-fikrine, bunların tamamlayıcısı olan ruhunu da katarak, yerli ve milli edebiyatımızda çığır açan münevver ve mütefekkirlerimizdendi.
Rasim ağabeyi yakından-uzaktan veya okuduklarından tanıyan kalem erbabı dostları, arkadaşları, okuyucuları elbet çok güzel şeyler yazacak ve konuşacaklardır.
Biz de o kervana katılarak dilimiz döndüğünce, eğer hafızamızdaki yerini koruyan hatıralarımız “buradayım” dediğince duygu ve düşüncelerimizi paylaşalım.
Merhum Rasim ağabeyi, rahmetli Cahit Zarifoğlu ağabeyin, “Yedi Güzel Adam” şiiriyle tarif ettiği Mavera Dergisinin yola çıkmasından birkaç yıl sonra tanıdım.
Öğrencilik yıllarımızın ikinci okulu olan Ankara Milli Türk Talebe Birliği’nde anarşiye ve olaylara karışmamamız için elimize tutuşturulan kitaplar ve dergiler arasında Mavera Dergisi de vardı.
•
Şimdi hatırlamıyorum ama bir şekilde yolumuz Mavera Dergisine düşmüştü. İlk gördüğüm simalar, Erdem Beyazıt-Alaaddin Özdenören-Akif İnan ve Cahit ağabeylerdi.
Salonun ortasında kâğıtlar, mektuplar, dergiler ve kitaplar içerisinde; sanki yarın son günleriymiş ve bir daha gelmeyeceklermiş gibi harıl harıl çalışıyor, bu arada birbirleriyle de konuşuyor-danışıyor-şakalaşıyor, istasyondan kalkacak son trene yetişeceklermiş gibi hararetli ve hareketliydiler.
Böyle bir manzarayla ilk defa karşılaşıyorduk. Bu isimlerin dışında diğer odadan birisi çıkıp; “Delikanlı zahmet olmazsa şu dergi paketini buraya getirebilir misin” dedi.
O kadar nazik istemişti ki, hemen kaptığım gibi götürdüm, “Bir de açarsan sevinirim” dedi.
Açıverdim. Elime dergiyi tutuşturdu ve “Çorba içtin mi” diye sordu. “Hayır” dedim. “O zaman çorba iç tekrar gel” dedi.
Meğer dergide çorba kaynıyormuş. Çorba beni mi içti ben mi çorbayı bilmiyorum ama o hummalı çalışmayı ve birbirleriyle olan samimi münasebetlerini hâlâ unutmuyorum.
•
İşte o gün başladı Rasim ağabeyle tanışmamız. Delikanlı dediği günü unutmamış olmalı ki, yıllardır her karşılaştığımız veya telefonla konuştuğumuzda yine “delikanlı nasılsın” der hal-hatır sonrası sohbet ederdik.
Geçtiğimiz Ramazan Bayramında telefonla arayarak bayramlaşmıştım. Çok sevinmişti. Ankara’ya geldiğimde uğrayacağımı belirtmiştim ama nasip olmadı.
Rasim ağabey, babadan İstanbul Eyüp Sultanlıdır. Anneden Maraşlıdır. Kendisiyle İstanbul’da birlikte olduğumuz zamanlar şunu söylerdi.
“İstanbul benim için Eyüp Sultan’dır. Doyduğum yer Allah’ın takdir ettiği kader ve nasibin buyruğu gereği Ankara’dır. Lakin dünya misafirliğim bitince geleceğim yer Eyüp Sultan” derdi.
•
Rasim ağabey için yazının başlığına “Maveranın Son Yolcusu” dedik fakat Mavera Dergisinin kurucuları arasında ve isim babası olması hasebiyle derç ettik.
Mavera Yolculuğuna kısa sürede katılan Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan ağabey, Yedi Güzel Adamın vefasını taşıyan olarak aramızdadır. Ve bu yolculuk elbet bitmeyecektir.
YENİ AKİT GAZETESİ
-
Ahmet 3 yıl önce Şikayet EtAllah rahmet eylesin ağabeyimize, kaleminize sağlık...Beğen