Bütün Zaferlerimiz Haç’a Karşı Hilal Zaferidir
Ağustos veya diğer aylarda kazandığımız zaferlerin bütünü, Haç ve Hilal savaşıdır. Çünkü 1071’den bu yana coğrafyamız Hilal topraklarıdır.
Haçlılar topraklarımızdan vazgeçmiş değillerdir. Esas düşmanlıklarının temelini dini-milli değer yargılarımız oluşturmaktadır.
Bu düşmanlıklarını artık siyasi ve ekonomik olarak sürdürmektedirler. Ekonomik ve siyaset adına kullandıkları aktörler bellidir ve kimlerin kimlerle ittifak ettiği meydandadır.
Anadolu Selçuklularından Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyete kadar olan savaşlarımızın temelini, İstiklal ve istikbalimizin teminatı olan dini-milli özgürlüğümüz teşkil etmiştir, etmektedir.
Hamdolsun son 20 yıldır İstiklal ve istikbalimize millet-devlet bütünlüğü içerisinde milli iradenin yüksek ruhuyla sahip çıkılmaktadır.
Ülkemizde 20 yıldır R. Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığında, içte ve dışta milletçe zafer kazanılmakta ve yazılmaktadır.
Türkiye tarihinde ilk defa böylesine güçlü bir durumdadır. Barışı ancak güçlü toplumlar sağlayabilir. Güçsüzlerin barış anlayışı teslim olmaktır.
Bugün Haçlı Batıdan medet uman siyasi kesimin geldiği nokta, teslim noktasıdır. Milletin gücünü hiçe sayıp, kendi iktidarlarını Batıdan beklemektedirler.
•
Hafızasını yitirmiş milletler zayıflamaya ve başka halklara özenmeye mahkûmdur. Dünyada birçok kuruluş, devlet, lobi ve medya organları, içimizdeki yamalıklarıyla Türkiye düşmanlıklarını sürdürürken, bu düşmanlığı karşılayacak milli şuuru yok saymaktadırlar.
Hafızasını yitirmiş kesimlerin kendi tarihlerinde kazanılan zaferlerin nasıl ve ne şekilde elde edildiğini unutmuşlara şu tarihi vakıaları hatırlatmakta fayda vardır.
Araştırmacı-Yazar R.Şükrü Apuhan, “Asla Yenilmeyeceksin” kitabında, Sina Akşin’in “Kısa Türkiye Tarihi” eserinden şöyle bir hadiseyi aktarır:
1 Eylül 1922 tarihinden itibaren Yunanlıların Bursa ve İzmir’in sahillerine çekilişi sırasında harp bütün şiddetiyle sürüyordu.
Yunan vahşeti de yine sahneyi yakıp yıkarak kapatmak istiyordu. Bir taraftan da yerli Rumlar yakıp yıkmaya girişmişti. Çünkü artık Anadolu’da kalma umutları yoktu ve komşularının yüzüne bakamazlardı”.
Cevdet Kerim İncedayı’nın, “İstiklal Harbi-Garp Cephesi” kitabından şu hadise nakledilir:
“Uşak’ta tecavüz edildikten sonra yere çakılmış kadınlar bulundu. Uşak caddeleri birkaç gün civar köylerde ağır yaralanmış kadınların feryatlarıyla sarsıldı.
Süreyya Sami Berkem’in “Unutulmuş Günler” kitabında da yürekleri dağlayan şu sahne anlatılır:
“Afyon-İzmir arası yerle bir edilmişti. Bir istasyon binasında demir parmaklıklar yanmış inşan cesetleriyle doluydu. Uşak mezarlığında altı kadının başlarını kesmişler, bu başları birer değneğe takmışlar, değneği kadınların vücutlarına saplamışlardı”.
j.McCarthy’nin “Ölüm ve Sürgün” eserinden de şu alıntıya yer verilmiş:
“Artçı Yunan birliklerinin görevi yakıp yıkmaktı. Bunun için gaz, barut ve yangın bombası kullandılar. Alaşehir’de binalara el pompalarıyla gaz püskürtüldü. Kent yanık cesetlerle doluydu. Yangını söndürmeye çalışan Türkler kurşuna dizildi”.
•
Ezcümle:
30 Ağustos’u milli değerlerden uzak konserle kutlayan belediye başkanlarının varsa vicdanlarına yukarıdaki hadiseleri armağan etmeli.
YENİ AKİT
-
Fatih Danaglı 3 yıl önce Şikayet EtHüseyin hocamıza teşekkürler.Beğen
-
Doğrucu Davud 3 yıl önce Şikayet EtEmperyalist ülkeler fransa ingiltere abd rusya, ermeni sırp bulgar yunanlıları kullanarak bize soykırım yaptı, çin bizzat bize kendisi soykırım yaptı, bunların eğer tarih dersinde öğretmezseniz geleceğimiz olan çocuk ve gençlerden hangi şuuru bekleyeceksiniz, tabii bizim gibi çiçek böcek gibi abuk sabuk şeyler ile tabuları olan ve içinde haçlı uzantıları satılmışlar sürüsü olan ülkelerde uyutulursunuz, sonra da babanızın katilini baba dostu zannedersiniz !..Beğen Toplam 3 beğeni
-
Kaan 3 yıl önce Şikayet EtAh ki ne ah...Beğen Toplam 2 beğeni