Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İskilip Atıf Hoca’dan Vecizeler (1)

GİRİŞ 06.02.2023 GÜNCELLEME 06.02.2023 YAZARLAR

Baştan affınızı istirham edeyim. Vecizeler yarına kaldı.

Bu yıl, İslam âlimlerimizden İskilipli Atıf Hoca’nın idam edilerek şehadetinin 97. seneyi devriyesi. İdam tarihi: 4 Şubat 1926.

İskilipli Atıf Hoca kimdir? Niçin idam edilmiş ve hakikat nedir?

Sorunun cevabını ehli iman kimseler bilir ama bilmeyen için de ömrünün sonuna dair kısa bilgi verelim.

Daha geniş bilgi için ise hakkında yazılmış kitaplar ve belgesellerle birlikte bir de sinema filmi vardır.

Senaryo ve yönetmenliğini Mesut Uçakan’ın yaptığı -şahsımın da katkı sunduğu- “Kelebekler Sonsuza Uçar” veya “İskilipli Atıf Hoca” isimli sinema filmi, internet ortamında mevcuttur oradan izlenebilir.

İskilipli Atıf Hoca, Kasım 1919’da “Teâl-i İslam Cemiyeti Başkanı” olarak, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto eden beyanname yayınlar.

1924’te yazıp Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) ruhsatı ile bastırdığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı risalesi sebebiyle şapka kanununa muhalefetten, 7 Aralık 1925’te tutuklanır. Tarihlere dikkat edelim lütfen.

Giresun’da yargılanır. İtham edilen suçtan beraat eder ama zinde güçler serbest bırakılmasını istemeyerek, önce İstanbul’a, ardından Ankara’ya nakledilir.

Belli ki kurt kuzuyu yiyecektir. Suyun başında bulunanlar, aşağıdaki kuzuyu, “suyumuzu bulandırıyorsun” diye cezalandıracaklardır.

Hakkında esas hüküm verilmiştir ama öyle bir suç bulunmalı ki, o günkü kamuoyu nezdinde kabul görebilsin.

Peki, görmüş müdür? Elbet hayır! 97 yıldır asla kabul görmedi. Kıyamete kadar da görmesi mümkün değildir.

Atıf Hoca, Müslüman milletimizin âlimi olarak gönüllerde, dillerde ve dini-milli değer yargılarında hep yaşamakta ve yaşayacaktır.

Belli ki Atıf Hoca ile bir kısım âlimlerin de idam edilme kararı verilmiştir fakat diğerlerinin idam edilebilmesi için Atıf Hoca ile ilişkilendirilmelidir.

Öyle olmuş ve aranan suç bulunmuştur. Suç! Şapka kanununa muhalefettir.

Hani beraat etmişti. Evet, beraat etti ama mazlumun başka suçu yoktu ki. Suç dedikleri de suç sayılmıyordu, çünkü Milli Eğitim Bakanlığının tavsiyesiyle basılmıştı.

Öyle de olsa suç bulunmalıydı ve şapka kanuna muhalefet tek gerekçeleriydi.

Şimdi diyeceksiniz ki, “ ‘Frenk Mukallitliği ve Şapka’ risalesi 1924 yılında yazılmış, şapka kanunu ise daha sonra çıkmış neden suç olsun”?

İşte dünya ve Türkiye hukuk tarihinde bu suçun bir izahı ve nasıl olabileceği hâlâ aydınlanmış değil.

Şimdi de şapka kanununun tarihine bakalım:

25 Kasım 1925 tarihinde mecliste kabul edilen 671 No’lu “Şapka İktisası Hakkında Kanun” ile TBMM üyeleri ve memurlarına başlık olarak şapka giyilmesi zorunluluğu getirildi ve Türk halkı da buna aykırı bir alışkanlığın devamından men edildi.

Kanun, 28 Kasım 1925 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Ezcümle:

Mesele, vicdan sahiplerine havale olunur.

YENİ AKİT

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL