Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Milli Yas ve Seferberlik

GİRİŞ 09.02.2023 GÜNCELLEME 09.02.2023 YAZARLAR

Malum “milli yas” bir milletin, bir ülkenin başına gelen afetlerde milli birlik ve beraberliği sağlamak, güç vermek ve acıları paylaşmak için ilan edilir.

Cumhurbaşkanımızın, devletimiz ve milletimiz adına “milli yas ilanı”, genlerimizde olan inanç değerlerimizin ana noktasını oluşturan “seferberlik” duygusunu harekete geçirmiş, semeresi de alınmaya başlanmıştır. 

Bizim dini-milli örgülü medeniyetimizin temelinde “seferberlik” inancı, bir namus borcu olarak bilinir ve öyle inanılır. Elbet hakikati de budur.

Dünya üzerinde hiçbir şan, şöhret, rütbe, makam, mevki, mal mülk beklemeden her şeyini feda ederek kendi devletini ve tarihini inşa eden özel bir toplumuz. 

Osmanlı Devleti kurulurken de Cumhuriyeti kuran Birinci Meclis’te de bu ruh ve iman vardı ve her iki devletin temeli seferberlik inancıyla atılmıştı.

Selçuklu ve Osmanlı’dan bu yana milletimizin fıtratında olan ve savaşlarda-afetlerde ortaya çıkan seferberlik ruhunun mayası yeniden harekete geçmiştir.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bir seferberlik coğrafyası olduğunu aklıselim sahibi her insanımız kabul eder.

Bu sebeple bağımsızlığımızı seferberlik ruhuna borçluyuz. Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşının kazanılması, seferberlik ruhuyla gerçekleşmiştir.

Aynı ruhun bugün de yeniden harekete geçtiğini görmek milletimiz ve devletimiz adına büyük bir güven unsurudur.

Acımız ve kaybımız, tarif edilmeyecek kadar büyüktür. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla ayakta ve elinden geleni yapmaktadır.

Afetin meydana geldiği alan, Almanya kadar! Kayıplar, Ukrayna-Rusya savaşında bile yok. Daha da vefat ve yaralı sayısı henüz netleşmiş değil.

Böyle bir durumda birbirimize sarılıp, yaralarımızı nasıl sararız diye uğraşmak varken, yardımları ve çalışmaları sekteye uğratanlara prim vermemeli ve imkânı varsa susturmalıdır.

AFAD ve Kızılay başta olmak üzere Deniz Feneri, Birlik Vakfı, İHH, Hüdai Vakfı, MÜSİAD ve daha nice isimlerini sayamadığımız sivil toplum kuruluşlarımız, gece gündüz demeden yardımlara koşmaktadır.

Edirne’den Kars’a, Van’dan Sinop’a, büyük milletimizin önemli kısmı ellerinden gelen her türlü yardımı yapmanın koşuşturması içerisindedir.

Bunların büyük kısmı ekranlara ve medyaya yansımıyor. Yansısa da deprem bölgesinden sunulan haberlerin içerisine girmiyor.

Dolayısıyla, büyük bir seferberlik başlamıştır, elbet daha da büyütmek lazımdır. Bu acı ve yara, ancak bir ve beraber olunursa sarılabilir.

Ezcümle:

Afetlerde dayanışma duygumuzun güçlendirilmesi ve perçinlenmesi elzemdir.

Dayanışmanın güçlenebilmesi için problemlerin çözümüne eleştirel ve nemelazımcılık zihniyetiyle değil, “Ben de bir katkıda bulunayım” inancıyla hareket etmeliyiz.

Yine hepimizin şahit olduğu gibi siyasetten medyaya kadar hemen pek çok alanda konforlarından zerre taviz vermeden ahkâm kesen, milli hareketi baltalamaya çalışanlara Allah için fırsat vermeyelim.

Bunlar hiç bitmeyecek ve tükenmeyecek. Deprem gibi bunlarla da yaşamayı öğrenmek durumundayız. 

YENİ AKİT

YORUMLAR 1
  • Ali Çelik 2 yıl önce Şikayet Et
    Evet sayın Hüseyin bey. Bunlarla yaşamaya mecburuz. Bu bizim imtihanımız. Ebû Cehiller kıyamete kadar hiç eksik olmayacak.
    Cevapla