Bu Coğrafya Zilletle Değil Tevhid İle Vatan Edildi
Vatan ettiğimiz topraklarımız “zilletle” değil, “Tevhid” inancıyla, Tevhidin yaşaması için vatan edilmiştir. Tevhidin olduğu yerde elbet zillet de zındıklar da olacaktır.
Şimdiye kadar ülkemizin ve milletimizin başına gelen tüm afetlerde, Tevhid ehli milletimiz bir ve beraber olurken, zındıklar istisnasız tıynetlerinin gereğini yapmışlardır.
Yedi gündür can pazarının yaşandığı şu günlerde, insan olan herkesin acıyı yüreğinde hissettiği ve “Ne yapabilirim”, “Ben de bir şeyler yapmalıyım” diye seferberlik ruhuyla hareket ettiği bir zamanda, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı düşmanca tavırlar, sözler, haberler, milletimize karşı yapılan ikinci bir afettir.
Burası Müslüman bir ülkedir. Askerinin, polisinin, jandarmasının, yöneticilerinin, yönetilenlerinin, halkının Müslüman olması gayet doğaldır.
Bu hususta söylenecek çok şey var amma Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın; milletimizin derdine derman, sesine ses, gücüne güç katan sözlerine yer verelim:
•
Hatay’daki konuşmasından:
“Böyle bir dönemde hâlâ basit siyasi çıkar uğruna çirkefçe burada olumsuz kampanyalar yürütmeyi şu anda hazmedemiyorum.
Bunun yanında da üzerimde bulunan makamın sorumluluğu olmamış olsa ben bugün böyle konuşmam çok daha farklı konuşurum.
Biz asker göremedik, biz jandarma göremedik, polis göremedik gibi yalan yanlış iftiralar atıyorlar.
Bizim askerimiz şereflidir, jandarmamız şereflidir, polisimiz şereflidir ama bu şerefsizlerin ağzına meze yaptırmayız, bunu herkesin bilmesi lazım”. Geçelim.
•
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ifadeleri, rahmetli Abdurrahim Karakoç ağabeyin “Genelge” şiirini hatırlattı. İki ustanın sözü üstüne söz çiğ kaçar.
Dar zamanda düşmanların altına,
At olanlar safımıza gelmesin.
Garibanın, fukaranın sırtına,
Bit olanlar safımıza gelmesin.
Ağırlık, irilik ölçüsünü bırak;
Tartıya vurulmaz beyinle, yürek.
Bu ülküde iman gerek, ruh gerek;
Et olanlar safımıza gelmesin.
Öte dursun işkembeden atanı,
Lazım değil kaçan ile yatanı.
Menfaate rüşvet verip vatanı,
Fit olanlar safımıza gelmesin.
Sapıklar her yerde atsa da çamur,
Gerçek mayasına kavuşur hamur;
Adam istiyoruz dört başı mamur!
İt olanlar safımıza gelmesin.
Parolamız her zamanda, her yerde;
Ölmek var da baş eğmek yok namerde
Bu imana, bu ülküye, bu derde;
Yâd olanlar safımıza gelmesin.
•
Ezcümle:
Rahmetli Abdurrahman ağabeyin dediği gibi bu imana, bu amentüye, Tevhid ruhu ile vatan edilmiş bu topraklara ve topraklarımızın sahibi milletimize karşı yâd olanlar, saflarını; siyaset ve medya aracılığıyla açık açık gösteriyorlar.
Belli ki değişmeyecekler ve değişmemek üzere, neye nasıl inanıyorlarsa iman etmişler. Asrın afeti olan şu kıyamet provasında bile zerre vicdanları sızlamadıysa, ne denilebilir ki?
Rabbim şerlerinden milletimizi, tüm insanlığı ve kâinattaki her canlı varlığı korusun. Afetin yaraları sarılır ama bunların açtığı yaralar sarılacak gibi değil.
YENİ AKİT