Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Sağ Kulağına Ezan Sol Kulağına Kâmet Okunmayanlar

GİRİŞ 16.02.2023 GÜNCELLEME 16.02.2023 YAZARLAR

Dinde zorlama yoktur ilkesini hatırlatalım. Yazının başlığına bakarak bir ön yargıya varmayalım.

Kimse kimseyi, doğan çocuğunun sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okunması için zorlamamalı. Okutanlar okutur, okutmayanlar okutmaz.

Yalnız bizim gibi Müslüman ülkelerde ilahi mazhariyetine çok inanılan ve her Müslümanın mutlaka yerine getirdiği dini ve milli görevlerimiz vardır.

Her çocuğun Müslüman olarak doğduğuna inanılır, anne-baba ve diğer ebeveynler de Müslümansa, çocuklarının sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okuturlar.

Sebebi bellidir. Dinini bilsin, dininin gereklerini yerine getirsin, devletine, milletine, vatanına, bayrağına, bağımsızlığına, istiklaline sahip çıksın.

Bu hakikat gayet doğal ve normal değil midir? Doğduğu ve vatan edindiği topraklara sahip çıkan her insanın isteyeceği bir durumdur.

Peki, böyle insanlar; ezandan, Kur’an’dan, saladan, dini vecibelerin yerine getirilmesinden rahatsız olabilir mi?

Elbet olamaz! Ya Oluyorsa? Zor soru! Geçelim.

Bu topraklar ezan topraklarıdır. Ezanlar 1071’de başlamış değildir. 640 yılından bu tarafa coğrafyamızda gerçekleşen fetihler sonucu okunmuştur.

Üzerinde yaşadığımız vatanımız, dünyanın merkezi ve bu merkezde kıyamete kadar ezanlar okunacak, secdeler yapılacaktır.

İktidar özlemi içerisinde yaşayıp, geçmişte olduğu gibi ezanı aslından, dini kökünden kazımak isteyenler kusura bakmasınlar.

Ne yapalım, coğrafyamızın kaderinde kıyamete kadar ezan okunma kaderi vardır. Tekbirler getirilecek. Çünkü biz bir tekbir tevhid toplumuyuz.

Ortak sevinçlerimizde, düğünlerimizde, bayramlarımızda, acılarımızda, depremlerde, savaşlarımızda ve hatta darbelere karşı bile ezanlarımızla, salalarımızla birlik oluruz.

Bir daha soralım! Müslüman bir ülkede bunlar gayet normal değil midir?

Dünyada bir benzeri daha olmayan çok büyük afet yaşamışız. Dokuzuncu günde dâhi enkaz altlarından ömrü olan insanlarımız çıkarılıyor. Buna “Allahuekber” denilmez mi?

Bir cana ulaşmak, onu kurtarmak temiz mayalı her insan için bir sevinç değil midir?

Bu sevincin tekbirlerle karşılanması, deprem bölgesinde izi bile olmayan ve yaşamayan tuzu kuruları niye öfkelendirmektedir?

Göçük altından çıkarılan 12 yaşındaki kızımızın kendisini kurtaran kahramanlarımıza “Selamünaleyküm” demesi, nasıl bir cibilliyete sahip kimseleri rahatsız edebilir?

Nasıl varlıklar ve nasıl bir siyasi düşünce yahut ideolojiye sahiplerse, çeşitli ülkelerden gelen yabancı arama kurtarma ekiplerinden de utanmıyorlar.

Sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okunmamış yabancı arama kurtarma ekipleri de nice insanlarımızı enkazdan çıkardıklarında, vicdan ve merhamet sahibi kimseler olarak sevindiler, gözyaşı döktüler, kucaklaştılar ve tekbirlerden de dualardan da rahatsız olmadılar.

Ezcümle:

Tekbir düşmanlarına bir haberimiz var.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde depremzedelerle sohbet ederken bir afetzedenin yeni doğan kız çocuğunun kulağına ezan okuyarak “Ayşe Betül” ismini vermiş. Rabbim hayırlı ömür versin! 

YENİ AKİT

YORUMLAR 1
  • Vurucu 2 yıl önce Şikayet Et
    Kaleminize sağlık, bu müptezel keferelerle ölümüne mücadele edecepiz, La galibe illallah el hükmü lillah
    Cevapla