Siyasi tarihçiler altılı masayı nasıl yazacaklar!
“Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6’lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir”. Meral Akşener.
Hay be Meral Hanım! Bu söylediğin hakikati, hani 23 ve 24. dönem TBMM’de başkan vekili iken 2007 yılında, başkan vekili sıfatıyla Dolmabahçe Sarayı’na gelmiş, başkan ve başkan vekilleri için hazırlanmış makamda otururken çevrenizdekilerle sohbet etmiştiniz.
Söz bir ara dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a gelince, yere göğe sığdıramamış, Türkiye’nin böyle bir lidere ilk defa sahip olduğunu, onun kıymetinin bilinmesi gerektiğini üstüne basa basa söylemiştiniz. Geçmişten bir kare!
Yazının başına aldığım Meral Hanımın sözünün doğruluğunu, aylar öncesinden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve nice aklıselim sahibi siyaset duayenleri de söylemişti.
Bu gerçeğin tespiti için çok geç kalındı. Yine de ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı bir iş yapılmış oldu.
Meral Hanımın söyledikleri bu kadar değil. Bir başka ifadesi daha var ve her sözünün altında; karanlıkta kalmaması, unutulmaması, görmezden gelinmemesi hakikatler yer almakta.
Dürüst medya kanallarından öğrendiğimiz sözleri şöyle:
•
“Biz bu günlere kirli pazarlıkları reddederek geldik. Alışılmış yenilgilere karşı çıkarak geldik. Geldiğimiz noktada İyi Parti bir kıskaca alınmış, dayatmaya mecbur bırakılmış, ölümle sıtma arasında tercihe zorlanmıştır ve elbette buna boyun eğmeyecektir”.
Yürekli bir itiraf ama izaha muhtaçtır. Kirli pazarlıklar nedir, necidir, kimler ne için ve kim için pazarlık yapmıştır? Bu nasıl bir siyasi komplodur?
Dayatmaya mecbur kalmak ne demek? Kim neyi dayatmıştır da mecbur hale gelinmiştir? Ölümle sıtma arasında hangi tercihlere zorlanılmıştır?
Bu soruların cevabı, sadece “Altılı Örgüt” yahut Meral Hanım için değil, esasında siyasetin bütünü adına önemli cevaplardır.
Soruların cevaplarını kimler verir, nasıl verir, kimler irdeler, kimler cevap bulur bilmeyiz ama bilinen şu ki, Meral Hanım, bu çıkışıyla milletimizi ve devletimizi, “Altılı Örgütten” kurtarmıştır. Geçelim.
•
Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “oturdular, konuştular, dağıldılar” ama devletimizi de milletimizi de çok yordular.
Elbet böylesine dağılmaları, milletimiz ve devletimiz adına büyük bir kazançtır ve zararın neresinden dönülürse kârdır ama geç kalınmıştır. Hiç olmazsa, milletimizin ve devletimizin sırtına yük olmaktan çıkmışlardır.
Yalnız sanmasınlar ki, millet can derdiyken, bunların post derdiyle uğraşmalarına karşı milletimiz hakkını helal edecek! Asla! Sadece masa dağılsa neyse, çok şey dağıttılar çok!
•
Ezcümle:
Siyasi tarihi yazacaklar bu soruların cevaplarını bulmadan yazarlarsa, hikâye veya romandan öte geçmeyen bir tarih olur.
Tarihe, millete ve devlete hizmet edilmiş olmaz. Ancak Nasrettin Hocanın kazanı gibi sürekli belgelenmemiş, bilinmemiş, aydınlanmamış, karanlık bir tarih doğar durur.
YENİ AKİT
-
Ahmet 2 yıl önce Şikayet EtKaleminize sağlık, mıral tükürdüğünü yalayıp o masaya yeniden oturdu, alayı çürük yumurta, 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz ölümüne Reisleyiz her daim ölümüne...Beğen