İtibar Pazarı
“Tarihi hafızayı hafife almak, mankurtluğun alametidir”. Cengiz Aytmatov.
Siyasette acayip bir itibar pazarı dönüyor. Yedili Masanın adayı; kimden, nasıl ve nereden bulduğu belli olmayan para ile itibar satın alma peşinde.
Toplumumuz bu kadar hafif bir millet midir? Bu milletin büyük kesimi kaynağı belli olmayan, neden verildiği anlaşılmayan, sonunda ne olacağı belli olmayan paraya itibarını satabilir mi? İradesini, reyini satabilir mi?
“Elbet olabilir, neden olmasın” diye haysiyetsizlik sergilenebilir!
Yalnız bu coğrafyayı kendisine vatan edinmiş, devletine sahip çıkan, bayrağına sarılan, başka gidecek yeri olmayan hiç kimse itibarını satmaz. Böyle bir propaganda ile insanların aklı-mantığı-düşüncesi-mukaddesatı hafife alınmaz ve alay edilmez. Malum ittifakın nasıl bir propagandist ekibi varsa, ne milletimizi ne devletimizi zerre tanımıyor.
Esasında bir işe yarıyor. Amaçlarının siyaset yapmak yahut iktidara gelmek olmadığı; niyetlerinin-amellerinin-düşüncelerinin ne olduğu açıkça görülüyor. İlgili adayın İngiltere’den para getireceği söyleniyor, kendisi ve yandaşları da böyle deklare ediyorlar ama şu soruya cevap veremiyorlar.
“Peki, bu parayı kim, size niçin veriyor? Karşılığında ne vereceksiniz ve nasıl bir taahhütte bulundunuz? Dünyada karşılığı olmayan böyle bir para mı var? Buna inanılması nasıl beklenilebilir, insanların itibarıyla oynamak ayıp ve günah değil mi?
Hiç kimse, hiç kimseye karşılıksız para vermediği gibi karşılıksız borç da vermez. Hele bir de paraya “temiz” vurgusu yapılıyor ki, demek ki temiz değil. Zaten olamaz.
İtibar kavramı, içerisinde dini-milli değer yargılarını barındırır. Zerre kadar dini-milli değer yargısı olan hiç kimse böyle bir vaade inanmaz. İnanmasına dini müsaade etmez.
Müslüman bir kişi, eğer bir yerlerden işinin icabı borç para alacak ise onu ne kendisine ne başkasına zarar verecek şekilde almaz ve reddeder. İtibarını satmaz.
Kaynağı belli olmayan paranın haramlığı yine İslam dinine göre asla makbul değildir. Çünkü Müslümanlar ahirette zerre hayrın da şerrin de hesabını vereceğine iman ederler.
İtibarın kaybolduğu bir toplumda; güven, istikrar, beka kaybolmuş demektir. Bekasını, istikrarını güvenini kaybeden halkların devletleri başka devletlerin emri altına girer.
İnsan olmanın ve kalmanın şartlarından birisi de itibarıyla yaşamasıdır. İtibarını kaybedenin, kaybetmeyeceği hiçbir şey yoktur. Tüm mukaddesleri pazara çıkmış demektir.
İtibar bir insanın en büyük sermayesidir. Eğilmemesi, bükülmemesi, dosta güven vermesi, düşmana korku salması, itibarını korumasıyla mümkündür.
Ezcümle:
İngilizlerin ve diğer Batılı ülkelerin asırlardır Türkiye’den ve milletimizden duydukları endişelerden birisi, milletimizin dini değerlerine hala sahip çıkıyor olmasıdır.
Sözü zalim Stalin’den çok çekmiş Cengiz Aytmatov ile tamamlayalım.
-“İnsanların maneviyatına önem vermeyen devlet yok olmaya mahkûmdur. İtibarsızlık insan soyunun can düşmanıdır”.
YENİ AKİT