Siyaset güven ve istikrar temelli yönetim biçimidir
Siyaset güven ve istikrar temelli bir yönetim biçimidir. Bu iki temeli millet ve devlet adına bir arada tutan siyasetçiler güvenilen ve inanılan liderlerdir.
Bu manada yakın siyasi tarihe kısaca bakacak olursak, toplumun güvendiği liderle güvenmediği kimseler, her insanımızın hafızasında yer etmiş isimlerdir.
Cumhuriyetin kuruluşu bütün bir milletin katılımıyla gerçekleştikten kısa süre sonra ülkemiz ve milletimiz, CHP zihniyeti milleti dışlayarak, “halk devlet için vardır” diye faşizanca hareket edip; memleketi hallaç pamuğu gibi darmadağın etmişlerdir.
Zaten yoksulluk ve dermansızlık içerisinde savaştan çıkmış bir millet, bu sefer de “açlığa, kıtlığa, baskı ve şiddete” maruz kalmış, elinde dini-milli değer yargıları alınmak istenmiştir.
Elbet her zulmün bir sonu vardır. Nihayet 14 Mayıs 1950’de millet “yeter” diyerek zulme son vermiştir.
Bu tarihten sonra CHP ve bunlarla iş tutan hiçbir parti milletimizden vize alamamış, kimlerle ortaklık etmişlerse kendileriyle birlikte onları da bitirmişlerdir.
•
Millet ve devlet olarak 14 Mayıs 1950’den sonra Adnan Menderes’in sağladığı “güven ve istikrar” neticesinde milletimizin ocağı tütmüş, tarlası traktör, harmanı buğday görmüş, şehirler ekmek, yiyecek-içecek ve işle hemhal olmuş.
Siyasi tarihimizin ilk güvenilen isimleri bellidir. Merhum Menderes, Özal, Erbakan, güven ve istikrar lideri olarak tarihe geçmiştir ve bu liderlerin dönemleri, Türkiye’nin kalkınma yıllarıdır.
Erbakan’dan sonra ise Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan güven ve istikrarın lideri olarak 21 yıldır milletimize ve devletimize hizmete devam etmektedir.
Güven ve istikrar sahibi liderlerin dışında nice partiler, liderler gelip geçti ve hükümetler kuruldu.
Peki, hangisi bugün güven ve istikrarın sahibi olarak anılmaktadır? Hiçbiri!
•
Siyasi hırs-öfke-kin; kişinin aklını çöplüğe dönüştürür ve çöplükte doğruyu-yanlışı ararken, bir bakar ki, ne dünyada ne ahirette beraber olmak istemedikleri insanlarla sarmaş dolaş olmuş, dün küfür yedikleri savunup durmaktadırlar.
Siyaset çöplüğünün en karmaşık hali, duygu ve inanç değerlerinin zaafa uğraması ve bu zaafın güç sanılmasıdır. Bu ruh hali, kişinin dini-milli değer yargılarını hercümerç ettiğinin belgesi ve şahitliğidir.
Siyasette istikrar ve güveni kazanmak zordur. En kolay olanı ise istikrarsızlığı, güvensizliği tesis etmektir.
Şimdi bu zaviyeden iki ittifaka da bakalım. Ayrıca yine iki ittifakı destekleyen siyasi partilere de bakalım. Hangisinin geçmişi ve mevcut hali, ülkemize ve milletimize güven ve istikrar sunmaktadır?
Sorunun cevabını miting meydanlarıyla, ittifakların propagandaları, tüm yönleriyle anlatmaktadır. Kimin kimle yürüdüğü ve niyetlerinin ne olduğu meydandadır.
•
Ezcümle Abdurrahim Karakoç’tan:
“Beden ölür, çürür, cana bakın siz.
Kim kiminle yürür, ona bakın siz.
Bırakın dönsün dönme dolaplar,
Haktan, hakikatten yana bakın siz”.
YENİ AKİT