Doğru adamla yola devam (2)
Seçim döneminde “Yedi Uyumsuz İttifak”, birbirlerine uymayan açıklamalarıyla hem kendilerine hem yandaşlarına yalan söylüyorlardı.
Ne diyorlardı: “Bu seçim son seçim” diyerek, yerkürenin her noktasında yaşayan insanların inanmayacağı ve ikna olmayacağı iftiralar ve yalanlar uyduruyorlardı.
Peki, Cumhur İttifakı liderleri ve ittifak inananlar ne diyorlardı:
“Bu seçim Haç ve Hilal kavgasının son seçimidir. Devletimizin ve milletimizin bekası adına, İstiklali adına, istikbali adına son seçimdir”. Ve öyleydi.
Büyük şeytan ABD başta olmak üzere bütün bir Haçlı Batı ile destekledikleri, büyüttükleri ve millet iradesinin üzerine saldıkları terör örgütleri, 14 Mayıs 2023’ün son seçim olduğunu ısrarla vurguluyor ve propagandalarını böyle yapıyorlardı.
Cumhur İttifakı ise milli iradeye inanıyor ve ısrarla: “Cümle eşya Hâlık’ındır, kul eliyle işlenir. Emr-i Bârî olmayınca sanma bir çöp deprenir” inancıyla çalışıyor, önce Allah’a tevekkül ediyor sonra üzerine düşen vazifelerini yapıyorlardı.
•
Zaten milletimizin büyük ekseriyeti de bu inançla Cumhur İttifakını ve Reis-i Cumhuru destekleyerek topraklarımızı vatan edenlerin emanetine sahip çıkıyorlardı.
Bu manada külliyedeki göreve başlama merasiminde Cumhurbaşkanımız Erdoğan, inancının ve samimiyetinin gereğini dile getirerek şöyle dedi:
“Hangi siyasi görüşe, kökene, meşrep ve mezhebe mensup olursa olsun, 85 milyonun tamamını bağrımıza basacağız.
21 yıllık iktidarlarımız dönemlerinde bu hassasiyetimizi hep muhafaza ettik. Hizmet götürürken kimsenin inancına, oyunun rengine bakmadık. Hiçbir zaman bölgecilik, particilik veya ayrımcılık yapmadık.
Şeyh Edebali gibi, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” dedik. Yunus Emre gibi; “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” dedik. Ahmed-i Hani gibi, “İnsan, en büyük kalemin çizdiği nakıştır” dedik.
Bugün de aynı hikmet ışığının izinden gidiyoruz. Bugün de aynı idealleri, aynı ilkeleri savunuyoruz. Bugün de tüm Türkiye’ye Hacı Bektaşı’ın, Yunus Emre’nin, Pir Sultan’ın, Mevlana’nın, Ahmed-i Hani’nin sevgi diliyle sesleniyoruz.
Nefreti-öfkeyi-husumeti öne çıkaran değil; muhabbeti-hoşgörüyü-kardeşliği-kucaklaşmayı yücelten bir anlayışla hareket ediyoruz.
“Gelin canlar bir olalım, sevelim, sevilelim” diyoruz”.
•
Müslüman bir liderin inanarak ve iman ederek yaptığı konuşma böyleydi. İşte Erdoğan’ın sevilmesinin, sayılmasının, güvenilmesinin, sahiplenilmesinin sebepleri!
Yazıyı Cumhurbaşkanının her türlü muhalefete çağırısıyla tamamlayalım:
“Gazetecisi, yazarı, sivil toplumu, sanatçısıyla tüm muhalefet cenahının artık milli iradeyle barışmasını istiyoruz.
Cumhuriyetimizin 100. Yılına kavuşmanın heyecanını yaşadığımız bu yılda Türkiye’nin bir büyük kucaklaşmaya ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.
Buradan tüm vatandaşlarımı, ilçeleri, köyleri, haneleriyle 81 vilayetimizin tamamında bir kardeşlik seferberliği başlatmaya davet ediyorum.
Gün bir olma, beraber olma, bin yıllık kardeşliğimizi perçinleme günüdür. Gelin, seçim dönemindeki kırgınlıkları, kızgınlıkları bir tarafa bırakalım.
Gelin, küslük olmuşsa, kalpler kırılmışsa, barışmanın yollarını arayalım. Gelin, hep beraber Türkiye yüzyılının inşasına omuz verelim”.
Yeni Akit