Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Mehmet Şimşek ve Tasarruf Genelgesi -1

GİRİŞ 18.07.2023 GÜNCELLEME 18.07.2023 YAZARLAR

Siirtli erenlerden biri der ki:

“Yavrum sen doğru çalış doğru söyle, yaptığının ve söylediğinin ardında dur, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermiş olursun”.

Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’i yakından tanımam, “Türkiye Yüzyılı” programının yapıldığı gün külliyede karşılaşmış ayaküstü selamlaşmıştık.

Yakından bilmesem de karakter tahlili tecrübemden dolayı tanırım. Yukarıdaki sözün hakkını veren bir kişiliğe sahiptir.

Sayın bakanın hayatının, “israf etmeme ve tasarruf etme ahlakı” düsturuyla geçtiğine inanmaktayım.

Çünkü israf, bencil insanların nişanlarından birisidir. Bakan Bey’de bu nişan yok.

Bu sebeple eğer tasarruf meselesi sıkı takip edilir ve üzerinde durulursa, kısa sürede netice alınır ve sözde kalmaz.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın canını en çok sıkan işlerden birisi de daha önce yayınlanan tasarruf genelgelerine istenildiği gibi uyulmamasıydı. Hâlâ kızdığına eminim.

Öyle bir zamandayız ki, hani derler ya “Suç kaftan olmuş giyen olmamış” diye.

Bugün kime tasarruftan söz edilecek olsa, açar ağzını yumar gözünü, kendisinin tasarruf ettiğine ve ettirdiğine dair bir sürü laf ettikten sonra başlar başkalarını suçlamaya. Sanırsınız ki, kendisi sütten çıkmış ak kaşık.

Bu kadar söz eden kimseyi biraz takip edecek olsanız, israfın doruklarında yüzdüğünü görürsünüz. Yine bu sebeple Mehmet Bey’in işi zor.

Tasarruf tedbirlerinin devletten başlayacak olması elbet beklenen bir durumdu. Çünkü sokakta tasarruf konuşulurken “önce devletten başlansın” talepleri bir hayli yüksek seyretmekte.

Sayın bakana buradan tasarruf tedbirlerine dair emareler sunacak değiliz ama 30 yıldır devletin işleyişini ve bürokrasiyi takip eden birisi olarak birden bine kadar tasarruf tedbirleri sayacak liste yapabilirim.

Bir kere bürokrasi maalesef, yıllardır israf ettiren ırgat yorucu tembellerden kurtulamıyor. Önce bu hastalığın tedavülden kalkması şarttır. 

Irgat yorucu tembelin ne demek olduğunu; tarlayı, bağı, bahçeyi bilenler bilir, Mehmet Bey de iyi bilir ama bilmeyenler için anlatıverelim.

Hasat zamanı buğday veya başka biçilecek tarlaların başına yahut bağlarda-bahçelerde ekim-dikim işleri için gelen beş-on işçinin içerisinden birisi çıkar ve daha işe başlamadan, elini beline koyarak şöyle der:

- “Ooo. Bu ne yaaaa. Bu tarla, bu bağ, bu bahçe bugün bitmez ağalar, beyler” diyerek işçilerin çalışma iştahlarını kaçırdığı gibi zihinsel ve bedensel yorgunluğu başlatır.

Tabi bu kadarla bitmez boşboğazlık. İşin sahibine seslenir:

“ ….. Emmii, yahu bir bardak çayın, bir yudum suyun yok mu, şöyle biraz nefeslensek de kendimize gelsek, bu iş bugün biraz zor biter” diyerek birkaç saatlik işi iki güne sarkıtır.

Mehmet Bey, bu örneği siz de bilirsiniz, bürokrasi için de geçerli ne yazık ki.

Diyeceklerimi diyemedim yarına inşaallah.

YORUMLAR 1
  • Ahmet 2 yıl önce Şikayet Et
    Anlatılan yaşam biçimi her seferinde tazeliğini koruyor. Ne yazık ki kendini tanımıyor, nefsini sorgulamak tan çekiniyor. Buyüzdende başımıza hetşey grliyor
    Cevapla