Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Şimdi hadsizlikten burun kıvrılan görgü kuralları

GİRİŞ 26.07.2023 GÜNCELLEME 26.07.2023 YAZARLAR

Hıristiyan, Müslüman veya başka bir inanca mensup hangi toplum olursa olsun, bir milleti başka milletlere benzetmek istiyorsanız, önce o halkın dini-milli bütün değer yargılarıyla aile yapısını çözecek ve çökerteceksiniz ki, istediğinizi elde edebilesiniz.

Şimdi 1960’lı yıllarda, kimi vakit “Adab-ı Muaşeret” kimi zaman “Ahlaki Erdemler” kimi devirde de “Nasıl Edepli ve Yardımsever Olunur” başlıkları altında ilkokullarda verilen derslerden bazı kuralları paylaşmak istiyorum.

Bu dersi hatırlayanlardanım. Notları Afiyet Hastanesi Başhekimi Dr. Selahattin Semiz göndermiş, teşekkür ederek naklediyorum:

Her maddeyi ayrı ayrı okuduğumuzda; “insanı insan eden değerlerin” özellikle sosyal medyada ve diğer bir kısım ana akım medyanın tümünde nasıl ötelemeye gayret edildiğini, erimeye, kaybolmaya ve “Artık bu devirde böyle şeyler olur mu” diye gericilik damgası yapıştırılarak, esasında “insan olma mayamızın” nasıl da harap edildiğini göreceğiz.

Kuralların karşısındaki parantez içindeki ifadeler şahsıma aittir.

-Ayakta bir şeyler yiyip içilmez. (Yiyecek-içecek reklamları tam tersini öğretmekte)

-Eller pantolon cebine sokularak konuşulmaz. (bir yahut iki el cepte konuşmak, kişinin kendisini ifade edememesinin ve yetersizliğinin belgesidir)

-Başkasının kusurlarıyla alay edilmez. (Sosyal medyanın, filmlerin ve dizilerin seyredilme reyting sebebi kusurlar)

-Emanet eşyalar fazla geciktirilmez. (Emanete hıyanetlik almış başını gitmekte)

-Telefon eden, önce kendisini tanıtır. (Nezaket ve edebin bittiği yerlerden birisi)

-Kalabalık yerlerde sakız çiğnenmez. (Bırakın sakız çiğnemeyi…. Geçelim)

-Sokak ortasında durarak konuşulmaz. (Konuşmak ne kelime daha berbat şeyler yaşanmakta)

-Kusur yüze karşı açık açık söylenilmez. (Şimdi kusurları sayıp dökmek başarı sayılmakta)

-Alay ve kötülüme, ima ile bile yapılmaz. (Bu hassasiyet kaybolalı çok oldu)

-Yerlere tükürülmez ve çevre kirletilmez. (Midenizin bulanmaması için geçiyorum)

-Aksırırken el veya mendille ağız kapatılır.

-Toplum içerisinde yüksek sesle konuşulmaz. (Bırakın konuşmayı, sükût)

-Uzun zaman kalan misafire bir oda ayrılır. (Unutulmuş reddedilen bir örf. Şimdi anneler-babalar bile evlendirdikleri çocuklarının evine yatılı misafirliğe gidemiyor)

-Yemek davetinde, yemekler geciktirilmez.

-Sıra olan yerlerde sıraya geçilir, sıra bozulmaz. (Her sırada mutlaka ya acil işi olanlar yahut imtiyazlı birileri vardır)

-Başkasının yanında bacak bacak üstüne atılarak oturulmaz. (İşte en büyük kayıplardan birisi. Her ortamda, ne büyük ne küçük ne anne ne baba ne başka bir şey hem de ne oturma biçimleri)

-Bir konuyu reddederken ciddi ve terbiyeli olunur. (Ciddiyet ve terbiye güzel kavramlar ama heba edilip gitmekte)

-Başkasının lafı kesilmez, devamlı da konuşulmaz. (söyleneceklerime yazık olur)

Ezcümle:

Aslında bu “Adab-ı Muaşeret” kurallarına hiç yorum yapmayacaktım ama dayanamadım. Beğenmeyenler lafım size değil. Savruluyoruz hem de çok kötü savruluyoruz.

YENİ AKİT

YORUMLAR 1
  • Kaan 2 yıl önce Şikayet Et
    Yeniden böyle derslere ihtiyaç var kesinlikle. Ellerinize sağlık
    Cevapla