Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Tarihin bilinmeyenleri hatıratlarda yaşar

GİRİŞ 18.08.2023 GÜNCELLEME 18.08.2023 YAZARLAR

“Yıl 1942. Ürdün Kralı Abdullah Ankara’ya gelmiştir. İsmet İnönü ile Hacıbayram’da gezerlerken öğle ezanı okunur.

Kral, İsmet Paşa’ya döner; ‘Ezan okunuyor, camiye girmiyor musun’ diye sorar. İsmet Paşa: ‘Hayır’ der, ben laik bir devletin Cumhurbaşkanı’yım camiye girmem’.

30’lu 40’lı yıllar bu laiklik anlayışı ile cami yapılamayan, camiye girilemeyen yıllardır”.

Bir de bu hatırata o senelerde olduğu gibi 28 Şubat döneminde de Dini İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılanları eklemeli. Gerçi ellerine bugün imkân geçse yine yapacaklarından geri kalmayacaklardır. Seçimler sırasında açık açık ilan etmişlerdi zaten. Rabbim bir kere daha vatanımızı-devletimizi-milletimizi-dinimizi bunlardan korudu.

1950’de dini değerlerine susamış milletin ezici çoğunlukla iktidara getirdiği Menderes, milleti açlıktan, kıtlıktan, kurtardığı gibi dinine de kavuşturmuştur.

Bu noktada Aydın Menderes’in bir tespiti vardır. 1950 ile 1960 arasında yapılan cami adedi, 1071’den 1950’ye kadar yapılan camilerden daha fazla olmuştur.

Söz Menderes’ten açılmışken ilginç bir hatırat daha. Merhum Ahmet Kabaklı hocaya, Mete Hanağasıoğlu isimli okuyucusu bir mektup yazmış. Hoca da bu mektubu, 10.3.1993 tarihinde Türkiye Gazetesindeki “Gün Işığında’ köşesinde yayınlamış. Mektup şöyle:

“Ben bir hastanede doktor olarak çalışmaktayım. Aşağıda anlatacağım konuyu daha önce Melih Gökçek, Münif İslamoğlu ve Rauf Tamer Beylere de yazdım.

1960 ihtilalinden sonra ihtilal komitesinden bir General, Eyüp Camiine giderek imamı çağırtır. ‘Menderes yine buraya geliyor mu’ diye sorar. İmam cevaben; ‘O gelmese de gönlü buradadır paşam” der.

Bunun üzerine haşmetli General kırbacı ile imamı döver. Daha sonra Selimiye Kışlasında işkenceye tabi tutulan imam, oradan da Yassıada’ya gönderilir.

Orada perişan bir şekilde milletvekillerinden Ömer Erzurumluoğlu’na olayı anlatır. Konu Ömer Bey’den rahmetli babama, ondan da bana intikal etti. Sonunda olanlara bakın.

O General Ankara’ya çağrılır. Karayoluyla dönerken Kızılcahamam yakınlarında şoför; ‘Paşam! Menderes beyaz at üzerinde önümden geçti’ der. Beriki kızıp; ‘Saçmalama ulan’ derse de şoförün gözü kararır. Çünkü olay tekrarlanmıştır ve araba bir kayaya bindirir.

Arka koltukta oturan Şükran Özkaya şahittir. Ölen Generalin ismi, Aydınlıkevler’deki bir caddeye ve Ulucanlar semtindeki bir ilkokula verilmiştir. Acaba bu isimler değiştirilemez mi?”

Kabaklı hocanın yayınladığı mektup böyle. Hoca yazının altına şu notu düşer.

“Benim bu okuyucu mektubundan çıkardığım hisse siyasi değildir, hissidir. Adnan Menderes masallara, efsanelere, menkıbelere karışmıştır niye?”

Her iki hatırat, Recep Şükrü Apuhan’ın “Batının Darağacında İsyan” Timaş Yayınları 3.baskı 1996” isimli kitabında yer almaktadır.

Ezcümle Cemil Meriç’ten:

“Bütün Kur’anları yaksak… Bütün Camileri yıksak… Biz Batının gözünde Türk’üz.. Yani Müslüman”.

Sadece Batılıların gözünde mi üstad?

YENİ AKİT GAZETESİ

YORUMLAR 3
  • Sivaslı 2 yıl önce Şikayet Et
    laikliğe devrimlere yemin edilen ülkede huzur bereket barış olmaz allahın hükümleri uygulanmıyor hıristiyanlara benzetiliyoruz zorla yüz yıldır
    Cevapla
  • Sivaslı 2 yıl önce Şikayet Et
    laikliğe devrimlere yemin edilen ülkede huzur bereket barış olmaz allahın hükümleri uygulanmıyor hıristiyanlara benzetiliyoruz zorla yüz yıldır
    Cevapla
  • Ahmet 2 yıl önce Şikayet Et
    Bu yazı beni önce yordu, sonra bileği taşı gibi küffara karşı imanlarımızı artırdı.
    Cevapla